‘Şiir’ Kategorisi için Arşiv

Yaşam…

Yayınlandı: Eylül 11, 2011 / Edebiyat, Şiir

Doğmak; yapılan en büyük hata
büyümek; acılarla beslenerek
yaşamaya çalışmak; her gün biraz daha ölerek
aşkı aramak; bıkmadan usanmadan
en bunalımlı anlarda, kabul etmek; yok olmayı birköşede…
ağıtlar yakmak; geçen zamana lanetlerle
benzerini aramaya çalışmak; yitip gitmek için,
aynanın diğer tarafına…
sevmek; ama hep sonunda terkedeni,
hergün kahır, hergün acı, bunalım…
ezilmek ayak altında, boğulmak gözyaşlarında,
aramak mutluluğu; bulmayacağını bile bile…
alay etmek; çarpık bacaklı sevgiliyle..
alay etmek; sana bakan gözlerle…
tokat yemek; gerçeklerden
saatleri durdurmaya çalışmak; içinden kopanlarıönlemek için…
üzüntü anlarında yanında hissetmek; her saniyedostunu,
paylaşmak herşeyi; hep vermek, hiç almadan
yitip gitmeyi istemek; sonsuzluğa, deliler gibi…
oysa her seferinde; yine bunalım, yine çıkışsızacılar…
sonunda bezmek; kaçınılmaz son yaşamda…
Ya doğrusu?
Çekmek tetiği…
Gitmek sonsuz maviliklere
Kasvetli bir 12 Eylül günü!…

12.09.1998 / Sergüncemden…
Reklamlar
Bir şairi daha kaybettik… Bedenini yolcu etsekte ruhunu şiirlerini okumaya devam ederek buralarda tutacağız elbet, biliyoruz ki Nilgün Marmara’nın yanına gitti… Yine muzip resimler çekilecekler, güneş gözlüğü paylaşacaklar, birbirlerine yazacaklar…

Sayısız şiir ve kitap öksüz kalmadı elbette… Şiir Atı Yayınclığın kurucusu, dünyasına yakın hissettiği şairlerin çevirilerini de yapan, ödüller ve üyeliklerle dolu bir yaşam… Güle güle şairim demenin vaktidir, istemeden de olsa veda, kitapların yadigar…

KLAUS KİNSKİ’NİN ONURU
Ben-Şöyle dediler bana, şöyle galiba, ben de baktım,anlayamadım.
Bu bir kordela mı,
bir film mi yoksa…
Anne-Evladım, o bir kordela
Ben-Kurdale mi Anne?
(Anlayamadım. Yandım. Sadece bir kibrit…
Üstüdyo yandı.)
O-Werner!
Werner-Efendim?
Ben- Peynir yedim, keçi peyniri.
Sonra Baba şöyle dedi, Werner Baba…
Sen de ye o peyniri.
Werner Baba- Yememmmmmmm.
(Yemedim.
Oyle de demedim.
Dediler, yediler…)
Ben-Klaus Baba ya,
Versen e kızını bana…
Klaus Baba-Git lan!
(Gittim. Ölmek istedim. Klaus Baba kızını vermedi.)
Ben-Anne. Neden sen istemedin?
Klaus Baba-Werneeeer! Böyle film çekilmez! Bu koyun,bu kuş, bu kuzu ner’den çıktı?
Kasap Werner!
Ben-Klaus Baba, ben seni ner’den tanıdım ya…
Anne- Ben, söylemiştim sana.
Ha, o kız,
n’oldu evladım?

Kitap-lık, Ocak 2005


Bir deliden mırıltılar

Yayınlandı: Temmuz 23, 2007 / Edebiyat, Şiir

Sizi anlamıyorum
Akıl denilen tablonuzdaki
Sürrealist renklerinizi
Gözümüze sokmaktan vazgeçin.
Sizi duyuyorum
Fazla bağırmayın
Yalanlarınız
Kulaklarımı tırmalıyor.
Sizi görüyorum
Anlamlaştırmaya çalıştığınız vicdanınız
Gözlerimi kanatıyor.
Gördüğümüzü zannettiğiniz hayaller
Sizin gerçeklerinizden daha korkunç değil.
Siz akıllı insanlar
Savaşlarınızdan uzak tutun bizi
Kan banyonuzda yıkanmaktansa
Sonsuza dek kirli kalırız.




DAPHNE

Dünya edebiyatının en özgün şair ve yazarlarından Sylvia Plath’ın intihar etmesi sonrası kendisi gibi edebiyatçı kocası Ted Hughes, Plath hayranları tarafından dışlanmıştı. Plath’ın intiharına sebep olarak görülüyor, adeta katil damgası yiyordu. Evlilikleri, yaşamları didik didik edildi. Birçok zaman kaynak kitaplar arandı.
Doğumgünü Mektupları da bu kaynaklardan biri olma görevini görüyor. Kitaptaki şiirler Ted Hughes tarafından Sylvia Plath’a yazılmış birer mektup havasında oldukları için, şairle eski eşinin ortak hayatlarına ilişkin sayısız ayrıntı içeriyorlar. Okurun bu ayrıntıları çözme isteği de kitabın okunma önemini arttırıyor.

“Şimdi insanların bulduğu tek şey
Kalp rengi kitabın – boş maskesi
Cininin
Maskesi
Kucaklamak için kollarını açarken
Seni yiyip yutan birinin

Her şeyin üstüne çizdiğin kalpler
Kaldı geriye paniğinin kaçarken bıraktığı izler gibi
Bir yaradan damlayanlar gibi.

İzi
Seni yakalayan ve yiyip yutanın”