‘Heroes’ Kategorisi için Arşiv

Lost sonrasında tümüyle değişen dizi sektörüne 2006 yılında rekorlarla giren, çoğu zaman Lost’la eş tutulan dizi olarak anılan “Heroes” yapımcı kanalı NBC tarafından ekran yolculuğuna son verdi. Çok yeni bir haber değil elbette… Beklenen bir karar olduğuna da hiç şüphe yok üstelik…
25 Eylül 2006’da yayınlanan ilk bölümüyle 14,3 milyon seyirci çekmiş ve NBC kanalında son beş yılın en fazla reyting alan dizisi olan dizi, yalnızca dört sezonda yaşadıkları ve yaşattıklarıyla çok ayrı bir konumda değerlendirmeyi hak eden dizilerden biri olarak konumunda tek aslında. Çizgi roman kökleriyle, X-men’den aldığı referanslarla her kesimden izleyiciyi yakalayan dizi özellikle muhteşem ilk sezonuyla herkesi peşinden sürüklemişti. Halen en iyi dizi sezonları listesi yapılsa, ilk sıralarda yer alacak 23 bölümlük “Genesis” başlıklı birinci cilt, güneş tutulmasıyla hafızalara kazınmış, iyi de bir sezon finali yaşatmıştı.
Yarattığı karakteriyle, bolca macera sunan üstelik yazarlarının her şeyi baştan planladık açıklamalarıyla da başı sonu bir bütün olacağına inandığımız dizi, ilk sezonu bittiğinde zirveye çıkmıştı. Ne olduysa ondan sonra oldu zaten. Dördüncü sezon bittiğinde ise yerlerde sürünüyordu.
Her türden yeteneğin bir arada sunulduğu dizide, ilk sezonla giriş yapılmış, karakterler tanıtılmış, bir amaç uğruna ilerleyen bölümlerle heyecan fırtınası yaşanmış ve o amaca da ulaşılmıştı. Her bakımdan kusursuz işleyen bu makine düzeni senaryo nasıl olduysa aynı ekip tarafından saçmalıklara boğuldu.
Sonraki 3 sezonda tuhaflıklarla geçen bölümler ve sezon içinde yeni ciltler izledik ki, anlam vermenin anlamsızlığı arasında takiplendi… 2. Sezonun mükemmel yaratılmış kötüsünün geri dönmesi uğruna uzatıldıkça uzatılması, zamanlar arası yolculuklar derken zıvanadan çıkmasını 4400’e benzerlikle aşı yardımıyla herkesin farklılaşması gibi meselelere dalınca iyice saçmalayan diziye dönüştü “Heroes”… Yazarların karakterleri öldürüp, kıyamayıp geri getirmesiyle kafamızın karışması bir yana, ilk sezondaki aksiyon yerini bolca söyleme bıraktı ki kabul edilir olmayan da oydu zaten.
Herkesin beynine hükmedebilen, düşüncelerini okuyabilen bir karakterin istese dünyayı yönetebilecek, Amerikan Başkanı bile olabilecek gücü varken kaçmasını kabullenmek imkansızdı elbette. Karakterlerinin hepsinin birbirleriyle olan bağı da belli bir süre sonra laçka oldu zaten. Zamanda bir ileri, bir geri gidip gele gele, nerde olduğumuzu şaşırmamız da cabası… Son sezonda anlamsızlıklarla kapanınca “Cesur Yeni Dünya” başlığıyla sunulması planlanan beşinci sezon yapımcı kanal NBC’nin masasında kaldı.
İlk sezonuyla fenomen haline gelen dizinin sonraki sezonlarda düşen tempo ve kaybolan akıcılık sebebiyle çektiği tepki dizinin sonunu getirdi… Herşeye rağmen kanalın aklında ana beşlinin içinde olduğu ve finale odaklanan mini dizi fikri olduğu söyleniyor, umarım o da masada kalır ve ekranlara gelmez de, büyük bir fenomenin yerlerde sürünmesine daha fazla katlanmayız…

Önce kendimle başlayayım. Sinemada izlediğim filmler dışında 2 aydır evde film izleyemiyorum. Sebebi basit. Diziler! Özellikle de iki dizi! Lost ve Heroes!

Aslında bu iki diziyi sürekli takip edince Türk televizyonlarındaki dizilerle kıyaslayınca ne kadar geride olduğumuz geliyor akla.
Şu anda en çok izlenen dizilerin konularına bakın! Ne kadar biz varız içinde. Ne kadar sürüklüyor bizi?
Amacım bizim dizilerimiz kötü demek değil öyle algılanmasın. Yapılan işlere profesyonel gözle de amatör gözle de baksanız sonuç değişmiyor.
Binbir Gece, Sıla ve benzeri şu anın çok izlenenleri ne kadar özgün tartışmaya gerek var mı?
Yurtdışındaki örneklere baksak sonuç felaket oluyor. ‘X Files’ dizisi gibi özgün bir dizimiz olmadı hiç mesela. Oysa bizim kültürümüzde kulaktan kulağa yayılan gizemli öyküler masallar var.
‘The O.C.’ gibi bir gençlik dizimiz yok. Yıllardır gençlik dizisi tutturamadık bir türlü. Yapık ama özgün olamadık. Özel televizyonlarımız yeni daha diyenler çıkacaktır. Bu dizi maceramız da yeni evet ama artık özgün işler çıkması gerekmiyor mu?
Hala ağalık devri devam mı ediyor bu ülkede. Hala bir ağa liseli bir kızla onca kültür farkına rağmen filmlere konu olacak kadar seviyor mu? Karton karakterlerle sadece şive üzerinden yazılan kof diyaloglarla ne kadar gidilebiyor.
Sitcomlarımız bile enteresan. Dünyada 30 dakikayı geçmez ama bizde neredeyse 90 dakikayı buluyor.
Şu anda dünyada fenomen olmuş dizilerin hemen hemen hepsinin süresi aynı. 42 dakika. Bunun daha iyi olduğunu ne zaman anlayacağız. 42 dakikalık dizinin senaristleri daha serbest hale getirdiğini ne zaman kavrayacağız. İzleyici de daha iyi tat bıraktığını ne zaman algılayacağız?
Sözü geçen Lost dizisinin bu kadar popüler olmasının sebepleri belli. Dizinin belli bir ritmi var ve o ritmin kolay kolay bozulmadığını çok net görmek mümkün. Tekrar tekrar aynı şeyleri yapan karakterlerden yoksundur dünya dizileri. Aynı şeyi sürekli göstererek prim yapmazlar.
Bizdeki baş sorunda tekrar zaten. Sürekli aynı laflar. Çok beğenilen Avrupa Yakası dizisinde Gaffur karakterinin çakkıdı dansını kaç bölümde izlediniz? Dünyada kaç bölümde izlerdiniz sizce?
Arabeskçi dizilerinden kurtulduğumuzu düşünüyoruz ama hala arabesk konularla uğraşıyoruz. Ağanın ünlü bir şarkıcı tarafından oynanması halinde arabeskçi dizisi diyebileceğimiz dizileri baş tacı ediyoruz. 150 bin dolara bir gecelik ilişkiye giren kadın komşumuz olsa yüzüne bakmayıp dışlardık ama dizide izleyince arkasında duruyoruz. Bereketli topraklar üzerinde oturuyoruz birçok kültür mirasımız var ama hiçbirini kullanmıyoruz işe bakın.

Dönelim Lost ve Heroes dizilerine. O kadar özgün diziler ki tanımlamak pek mümkün değil iki diziyide. her şeyden bir parça var ve peşinden gitmenizi sağlayan gizem gitgide büyüyor her bölümde. Özellikle Heroes dizisinin yaratıcıları 5 sezonun planını yaptıklarını söylüyor. Bizim hangi dizimizin böyle bir planı var. Rüzgara bırakılmışız! Artık ne yöne eserse şansımıza!

Heroes dizisinin kalabalık oyuncu kadrosu ve birbirine iç içe geçişi sevilen karakterlerin başlarına kötü olaylar gelişi dizinin özelliklerinden.
Lost dizisinde ise adada herkesin karanlık geçmişleri var kimse iyi değil. Herkes kötü olsa da karakterleri seviyoruz.

Nip-Tuck adlı dizide de öyle konular işleniyor ki bazen başınız ağrıyor.

Yabancı dizilerde karakterler her bölümde gelişirken bizim dizilerimizde aynı kısır döngüde devam ediyor karakterlerimiz.
Çok uzun bir konu aslında ama kısa bir özet geçersek Dizi konusunda her bakımdan sınıfta kaldığımız ortada. Kendi kendimiz denetleyebilsek. Sanatın her alanında olduğu gibi televizyon dünyasında da özgün işler çıkartacak, yaratıcılara ihtiyacımız var.