‘Korsanla Mücadele’ Kategorisi için Arşiv



Türkiye’nin İlk Online Sinema Dergisi Sinemalife, Haziran ayında her zaman olduğu gibi birbirinden seçkin dosyalarıyla nitelikli okumalar sunmaya devam ediyor.
Dergi bu ay dünyanın en büyük suç örgütü olan ‘Korsan’ film evrenini kapağına taşıdı. Yüzyılın en büyük buluşu olan internetin sağladığı imkanlar sayesinde ‘Korsanlar’ın önüne geçilmesi artık mümkün gözükmez iken, Sinemalife korsanların dünyasına daldı. Dergi, emek hırsızlarının internet evrenini nasıl kendi amaçları doğrultusunda kullandıklarını gözler önüne seriyor. Montaj masalarından, stüdyolardan çalınan filmlerin internet üzerinde nasıl piyasaya sürüldüğü ve hırsızların bu anlamda teknolojiyi nasıl kullanabildiklerine işaret ediyor. Korsanların internet üzerinden yaptığı bu sörf sayesinde kendilerine unvan bile verilmesinin yanında, DVD formatından Divx’e geçişi ibretle okuyacaksınız.
Sinemalife bu çarpıcı kapak dosyasının yanında geçmişten günümüze devletin sinemaya artan desteğini de masaya yatırıyor. Eskiden sansür kurullarında sinema üretimine izin vermeyen devlet, şimdi son beş yılda yaptığı 90 milyon dolarlık destek ile seyircinin gişeye gitmesini sağladı. Derginin bu önemli dosyasında da Yeşilçam’dan bugüne kadar devletin sinemaya sağladığı katkının ne kadar olduğunu bulabileceksiniz.
Dergi de bu önemli konuların dışında, geçtiğimiz ay vizyona giren ‘Küçük Günahlar’ fiminin başrol oyuncusu Macit Koper ile yapılmış söyleşiyi de okumanız mümkün. Söyleşi de Koper’in günümüz sinemamıza bakışını ve gündemle ilgili yaptığı analizleri keyifle okuyacaksınız.
Sinemalife’ın zoom sayfalarının bu ayki konukları ise, sinema dünyamızın emektar oyuncularından olan Nur Sürer ve aksiyonun kaç para ettiğini belirleyen yönetmen Michael Bay. Öte yandan dergide yirminci yüzyıl sinema sanatının yetiştirdiği en büyük yalnızlardan biri olan Michelangelo Antonioni’ye de ayrı bir parantez açılıyor. Meraklısının beğenerek takip ettiği, ‘Düş Perdesi’, ‘To Be Continued’, ‘Kült Diye’, ‘Kayıp Bakışlar’, ‘Modern Klasikler’ ve ‘Büyüteç’ köşeleri ile de sinemaya farklı bir pencereden bakacaksınız. Vizyondakiler, beyazperdeden haberler, Haziran sayısında yeni çıkan DVD’ler ile gösterimdeki filmlerin eleştiri yorumlarını da bulmanız mümkün. DVD ödüllü yarışma sayfasında okuyucuyu sürprizlerin beklediği http://www.sinemalife.com sadece önünüzdeki ekranda!..
Reklamlar

Periyodik olarak ne kadar sıklıkla film, kitap veya albüm alırız?

Bu sorunun yanıtından daha önemli bir şey var!
Aldıklarımızın kaçı yasal ürün.
Ve en önemlisi bu konuda duyarlı mıyız?
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırı neler yaptığımızın farkında mıyız?
Giderek büyüyen bir yara oluyor bu durum…
Fikir ve Sanat Ürünleri sahipleri haricinde kimse tarafından çoğaltılamaz, kiralanamaz.
Evet doğru bir şey bu ama ya ülkenin gerçekleri.
Bu ülkede hala insanlar için Sinemaya gitmek hele de ailece gitmek lüks değimli?
Hala ayda bir kitap almak lüks değil mi?
Ve maalesef orijinal albüm almak lüks!
Alternatifleri denemeyip de ne yapacağız peki.
Müzik albümlerinin çoğaltılmasına hepimiz karşı görünüyoruz sözde ama kazın ayağı pek öyle değil! Son çıkan İbrahim Tatlıses albümü 12.5 YTL iken yanında duran kopyası 3 YTL tüm albümlerinin mp3ü 5 YTL.
Siz hangisini alırdınız?
Sanırım herkesin tercihi aynı aşağı yukarı! Kopya! Neden peki? Çünkü daha ucuz! Peki bu cdnin maliyeti nedir? Ufak bi araştırmayla toptan fiyatının 8.5 olduğunu öğrendim. Mersine gelene kadar kimlerin elinden geçse onun ettiği karı aşağı yukarı hesaplasak herhalde bir albümün maliyeti 3 ytlyi geçmiyordur. Peki neden 12.5 ytl fiyatla satıp korsanı teşvik ediyorsunuz diye sormazlar mı adama? Bu sadece örneğin bir tanesi. Yabancı albümlerin 25-30 ytllik fiyatları ise daha garip.
Hem önemli bir soru var. Şarkıcılar ne için albüm yaparlar.Yaptıkları dinlensin diye. Dinleyenler arasında korsan alan orijinal alan ayrımımı var. Sonuçta şarkılar bizim değil mi? Dinliyoruz işte. Nasıl dinlediğimizin önemi varmı? Dünyada bazı gruplar bu noktada tavrını koyuyor yavaş yavaş. Bizim şarkılarımız dinlensin de ne şekilde olursa olsun diyorlar artık. Dinlenmeyen şarkı, şarkı değildir zaten. Kendi internet sitelerinden yayınlıyorlar şarkılarını ücretsiz olarak.
Gelelim film konusuna! Doğrudur sinema izleyicisi her geçen gün artıyor. Ve bilet fiyatları pahalı. Peki dvdler vcdler neden hala pahalı? Orijinal vcdler aşağı yukarı 10 dvdler ise 30 YTL iken kopyaları 3 ile 5 arasında değişiyor. Orjinalini alanı nerden bulaksınız bu durumda? bir şeyi de unutmamak lazım bu artan sinema izleyicisin en büyük sebebi de ev sineması olayı. İnsanlar 2-3 güne bir vcd-dvd izliyor artık.Ve yetmeyince sinemaya gidiyor. Önüne geçilebilecek bir şey değil o sebepten korsan film.
Kitaplarında maliyetlerinin ne kadar düşük olduğunu biliyoruz. Ki bir dönem en popüler kitaplar 1 YTLden satışa çıktı ve bir hayli de ilgi gördü unutmayalım. Hala iyi kitapların fiyatları 10 YTLden başlıyor. Sonrada aynı klişe; kitap okumuyoruz! Yok ya adam kira için canını dişine takıp çalışsın zar zor bulduğu işte hergün stres yaşasın sonrada ideal bir hayat yaşasın.
Bu tabloya kim inanıyor?
Ülkecek fantezimize bakalım. 4 kişilik bir çekirdek aile ayda 1 kere sinemaya gidecek, her aile ferdi birer kitap okuyacak, ayda 2-3 tanede albüm alacaklar! Yok ya! Ev sahibine film anlatırlar, elektrik veznedarına şarkı söylerler, suyla telefona da kitap okurlar o zaman en iyi ihtimalle. Bu ülkenin tv izleme oranının ne kadar yüksek olduğunun altında yatan şey bedava olması başka bir şey değil hatırlayın. Parasız zevk peşindeyiz ulusça. Başka bir sebebi yok.
Birçok kişinin bunca uygulamaya rağmen korsana karşı olmadığı da bir gerçek. Kim ne derse desin. Korsan da olmasa koca ülkede müzik dinleyende, film izleyende zor buluruz.
E ne olacak peki diye sorup cevabı beklemeyeceğim ben vereyim…
Ancak ve ancak üreticinin ürettiği malı ucuzlatmasından başka yol yok… Korsanla mücadele edilmek isteniyorsa ilk adımı üreticiler atmalı. Ki böylece alıcı bunun farkına varsın bu bilinç oluşsun.