‘Melissa McCarthy’ Kategorisi için Arşiv

Annie’nin hayatı karmakarışıktır. En iyi arkadaşıLillian nişanlanır ve Annie’nin baş nedimesi olmasını ister. Karşılıksız aşkacısı çeken ve çok üzülen Annie, pahalı ve tuhaf olan ne kadar adet varsahepsini uygular. Annie, Lillian ve nedimelere, insanın sevdiği biri için nekadar ileri gidebileceğini gösterecektir.

Uzun zamandır arkadaş olan Kristen Wiig ve AnnieMumolo yıllar önce birbirlerine oyunlar yazdıkları Los Angeles merkezlidoğaçlama tiyatro grubu The Groundlings’de tanışmışlar. Wiig şöyle hatırlıyor;”Ben ve Annie kumpanyaya aynı zamanda girmiştik. Yazmak için birbirimizi bulmuştuk.Hep çok sorunsuz yazardık. Hiçbir benlik yoktu. Hiçbir zaman bir şeyin metinegirmesi ya da çıkması konusunda tartışmadık. Birbirimize saygı duyduğumuz çokgüzel bir ilişkimiz var. En iyi dostlarımdan biridir.”
Popüler Saturday Night Live oyunculuğundan, yapımcıJudd Apatow’ın ikinci filmi Knocked Up (Kaza Kurşunu) filminde çıkış yaptığıküçük rolünden sonra film yapımcılığının başka bir yönünü denemesi istenmiş.Apatow, benzersiz mizah tarzını takdir etmiş ve beyaz perdede başka neleryapabileceğini görmek istemiş. Wiig şöyle açıklıyor: “Judd, bir metinyazmamı istemişti. Ben de Annie’yi aradım ve birlikte yazmak isteyipistemediğini sordum. Kendisi hakkında önceden konuşulduğunu düşündü ve”Yazalım.” dedi.
Apatow projeye dahil oluşunu şöyle anlatıyor: “Nezaman bir film yapsak, hep “Sahnelerinden bazılarını kim çaldı? Buinsanlardan biri kendi filmlerinde yıldız olabilir miydi?” diye düşünürüm.Knocked Up’tan (Kaza Kurşunu) sonra Kristen’ın bir filmde başrol oynamayı hakettiğini düşündüm. Ona herhangi bir fikri olup olmadığını sordum. Bana arkadaşıAnnie Mumolo’yla birlikte çalıştıkları nedimeler fikriyle döndü.”
Mumolo, Wiig ile kuralsız bir mizah tarzınıpaylaştıklarını söylüyor; “The Groundlings’de birlikte yazdığımız ilk gün,Kristen’la aramızda bir bağ oldu. Çok başarılı olduk.  Orada sadece çok eğlenmekle kalmadık aynızamanda çok fazla malzeme topladık ve sık sık birlikte çalıştık.”
Mumolo ve Wiig senaryoyu, Wiig Saturday Night Live’dabir yıl kadar geçirdikten  sonra 2006yılında yazmaya başlamışlar. Mumolo; “Birkaç kez nedime oluşumla ilgilibir hikayem vardı. Bu konu canımı sıkıyordu. Çok kötü bir nedimeydim. Biz de bufarklı kızlarla yaşadığım maceralarımı yazmaya başladık.” diyor vekarşılarına bir anda büyük bir fırsat çıktığını hatırlıyor: “Knocked Up(Kaza Kurşunu) filminden sonra Kristen benden gidip Judd’a sunmamı istedi. ‘Gitve filmin konusunu anlat.’ dedi. Daha önce hiçbir şey sunmamıştım. Sunumun neolduğunu bile fark etmemiştim. Ama yanında girdim ve ona hikayenin temelini anlattım.”
Filmin geliştiği sonraki birkaç yılda Mumolo ve Wiig,”başka bir düğün temalı film” olarak algılanmasını önlemek amacıylasenaryolarını Apatow’la birlikte törpülemişler. Wiig, bu filmi sadece düğündeki bir kızın ya da aşk hikayesindeki birgelinin romantik komediden farklılaştırmak önemliydi diyor. “Nedimelerbirçok kadının anlayabileceği bir konuya, düğünde bulunan insanlaraodaklanıyor. Bir düğünde olmanın nasıl olduğu ve ne yapmanız beklendiğikonusunda gerçek bir hikaye anlatmak istedik. Çok zor ve sancılıdır.”
Kaynak malzemeyi düşündüklerinde fazla uzağagitmelerine gerek kalmamış. Wiig gülüyor; “Annie düğünlere ve gelinpartilerine gitmişti. Hikayeleri de sanki bir filmden alınmış gibiydi.  Çılgınca bir yolculuk olduğu için bekarlığaveda partisine gidecek para bulamadığı bir düğüne gitmiş. “Kişi başı2.500$ olacak ve herkes bağışta bulunsun.’ Yazan bir elektronik posta almış.Yanıtı: ‘Ne? Bu nasıl oldu? Bu kadar parayı ve zamanı nasıl harcayacağım?’olmuş.”
Mumolo, hikayelerindeki mizahın biraz süslemelerlebüyük güne giderken bağ kurulabilen konuşmalardan ve durumlardan geldiğikonusunda iş arkadaşıyla aynı fikirde. Amaçları, bir erkeği elde etmeyeçalışırken  aşırı duygusal bir romantikkomedi yapmak değil, daha çok gerçek kadınların birbirleriyle nasıl etkileşimegirdiklerini gösteren cesur bir komedi yapmakmış. Mumolo şöyle diyor:”Gereksiz süslemeleri olmayan bir film istedik. Tecrübelerimizi anlatan –nedimelerin kaba ve cesur türlerini, herkesin saçının mükemmel olmadığı veherkesin güzel görünüp şirin hikayeler anlatmadığı bir hikaye anlatmak istedik.İlerledikçe öğrendik, Judd’da bizi yönlendirdi. Orijinal olmaya kararlıdır veonu buluncaya kadar durmaz.”
Nedimeler’in yönetmeni konusunda araştırmabaşladığında ilk konuşulan isimlerden biri Paul Feig imiş. Şöyle anlatıyor:”Judd ondan söz etti. Konuşmak üzere bir araya geldik. Paul, UnaccompaniedMinors (Başıboş Afacanlar)’da bana kaltak bir anne rolü vermişti. Onunlabuluştuktan sonra Judd’u aradım ve “Evet, evet, evet!” dedim. Paulsadece müthiş yetenekli, komik ve çok iyi bir mizah kafası olan biri değil,aynı zamanda inanılmaz sabırlı ve işbirlikçidir. Bütün kızları onu ölesiyesevdi. Başka birinin yönetmenimiz olduğunu düşünemiyor.”
Yönetmen, Wiig’le çalışmasına ek olarak Apatow’la ikisininde meslek hayatlarında belirleyici projelerden biri olan ve Feig ve sorumluyönetmen Apatow tarafından yaratılan klasik TV dizisi Freeks and Geeks’te ortakçalışmıştı.  Feig; “Yıllar içindeJudd ile iletişimim sürdü ve birlikte yapacağımız başka bir proje bulmakistedim. Nedimeler bana birkaç yıl önce geldi. Judd beni okuma yapmak içinKristen ve Annie’nin orijinal senaryosunu okumak için bir toplantıya davetetti. Çok komik olduğunu düşündüm. Çok ilgilendim.” diyor.
’80lerin sonlarındaki Güney CaliforniaÜniversitesi’ndeki günlerinden beri arkadaş olan Feig ve Apatow komedikonusunda birbirlerini çok iyi anlıyorlar. Yapımcı, Feig’in yönetmen tarzınıövüyor: “Paul gerçekçi sahneler konusunda çok iyidir. Ama aynı zamandakomik olmalarına da olanak verir. Bu o kadar zor gibi gelmiyor ama dünyanın enzor işidir. Bu insanlara çok komik işler yapacakları fırsatlar bulurken biryandan da onlarla ilgilenmeye nasıl devam edebilirsiniz? Aynı zamanda o işlerbu insanların var olmadığına inanmanızı da sağlayamaz.”
Yönetmen, yapıcı ve kastın Nedimeler’i tekrar ziyaretetme fırsatı için birkaç yıl daha geçecekti. Feig; “Menajerimden birtelefon aldım. Judd’la telefonda görüştüm ve iki dakika içinde kendimi projeyeadamıştım ve proje başlamıştı. O zamandan beri devam ediyor.” diyor.
Feig, senaryoya asıl ilgisinin kirli mizahla karışmışbir dürüstlük ve bağ kurulabilir olması olduğunu da ekliyor. “İlgimi hepdaha kadın tabanlı hikayeler yapmak çekmiştir. Bu hikayelerden ve içlerindebulunabilen duygulardan ve mizahtan keyif alırım. Judd’un mizah tarzınıkadınlar hakkındaki bir filme  taşımak veyine de dürüst be gerçek olmasını sağlamak heyecan verici. Kadınların bağkurabildiği, erkeklerin de komik bulduğu temaları araştırdık. Yakalamakistediğimiz erkeklerin bilmediği, kadınların sahne arkasında konuştukları gibikonuşan kadınlardı.”
Yapım görevlerinde Apatow’a eşlik eden ve sıkçaişbirliği yaptığı, Apatow’ın Funny People (Matrak Adamlar)’da birlikteçalıştığı Barry Mendel ve yapımcıyla iş ilişkileri The 40-Year-Old-Virgin (KırkYıllık Bekar)’a uzanan Clayton Townsend var.
Whip It’de yakın zamanda Wiig ile birlikte çalışmışolan Mendel, çoğunlukla klişe olarak görülen, mizahın bir alt  türünde yeni bir adımı keşfetme konusundaekibin arzusunu paylaşıyordu.”Bir düğünü organize etme yönleri çokdüzenlidir. Kristen ve Annie de kadınların bazen nasıl planlarken kontroldençıktıklarını yazmış. İnsanların nişanlanması, evlenmesi hakkında birçok filmvar. Ama çok hafif olabilirler ve duygular manipülatif ya da yapay görünebilir.Eğlendirici, kafa dağıtıcı ve yeterince iyi olabilirler ama bizim sorumuz”Bu film de onlardan biri mi olacak yoksa tümüyle başka bir film türüolabilir mi?” idi. Şimdi diğer tarafta olduğumuza göre gerçektenbaşardığımızı söyleyebilirim.”


Obezlerde Sever 
Yeni sezonun değerlendirmesinde bolca eksinin arasında özellikle sitcomlarda durumun pek parlak olmadığından yakınmıştık… Komedilerin bolca tekdüze olduğunu, parlak bir fikrin yada özgünlüğün adeta aranır olduğunu belirtmiştik… İçlerinden tek dikkat çektiğimiz komediye yani Mike & Molly’e daha detaylı bakmanın vaktidir artık… İyi komedinin çölde serap haline gelmesiyle bu sezonun serabıyla tanışmanın da vaktidir…

Aslında uzun süredir dizi enflasyonunda pek anlatılmayan karakterlerin daha fazla yer aldığı aşikar. Önceleri herkesin parladığı, çeşitliliğin çok az olduğu dizilerin yerini şimdi her milleti ve cinsiyeti kapsayanlar almış durumda. Bu durumun bolca yarattığı göz aşinalığı ve alışkanlıklarda giderek yeni dizilerin ve konuların da önünü açmış durumda. Ara sezonda yayına giren ve gayet ciddi şekilde şişmanlar kampında geçen olayları anlatan “Huge” tam sezonu göremeyip yayından kaldırılsa da, daha hafif konulu ve eğlenceli bir şişmanlar komedisinin gelmesi pek de sürpriz olmadı demek mümkün… Tutan dizilerin kadrolarında bolca çeşitlilik var artık… Dünya değişti, haliyle dizilerin karakterleri de değişti klişesini kullanmanın da tam vaktidir…

Hikayemiz polis memuru Mike ile öğretmen Molly arasında geçer geçmesine ama, diğer karakterlerimiz de olaya pür neşe katmakta hayli beceriklidir… Bir obezler toplantısında tanışır Mike ve Molly… Mike hayli komik bir konuşma yapar, Molly etkilenince, okulunda öğrencilerine konuşmacı olmasını teklif eder… Bu arada başa gelen minik kazalarda cabasıdır… Okuldaki konuşma sonrası obez kız olarak kodlanan Molly’e çıkma teklifi etmemiştir hala Mike… Hırsızlık ihbarıyla gittikleri evde de Molly’nin ailesiyle tanışırız ki, hayli ilginçtir… Olay mahalli ortasında gelen çıkma teklifiyle başarılı pilot bölümün sonu gelir…

İlginç gelmedi mi… İki şişman birbirini sevdiyse bize ne mi dediniz yoksa… Yan karakterlerle devam edelim o zaman… Mike’ın ortağı Carl’ı tek cümleyle tanımlamak zordur, klasik bir siyah erkektir desek… Ninesinin cümleleri daha iyi anlatır onu aslında… Yanında pek dişiye rastlamadığımız Carl, bolca bel altı esprisi patlatmaktan çekinmez… Mike’ın annesi de pek sıradan tip değildir desek… Kocasının bir fahişeyle kaçmasından durmadan yakınan kadının tüm ilgisi oğlundadır elbet, haliyle yeni gelen kıza kaptırmak istemez… Molly’nin hala dişilik peşindeki annesi olurda eve hırsız girerse karşısına çırılçıplak çıkma uğraşındadır daha ne olsun. Cenazeevinde ölülere makyaj yapan yarım akıllı kardeş Victoria ise hafifmeşrepliği ve her daim kafayı çekme özelliğiyle erkeklere kolay yem olmaktan yakınır ara sıra… Ama umrunda da değildir… Mike ve ortağının uğrak yerlerindeki Samuel ise hangi ülkeden olduklarını bilmeyen müşterilerine ülkesini anlatmaktan yorulacaktır neredeyse, sahi senegalmidir, afrika nerdedir, nasıl gelmiştir, nasıl kültüre aittir… Tüm bu karakter zenginliğinin altında, şükran gününde koca bir aile olma uğraşındaki Mike ve Molly hepsini biraraya getirir yada getirmeye çalışır işte… Bolca gülme efektiyle üstelik…

Two and a half men’in de senaryosuna imza atan Mark Roberts’in başını çektiği yazar kadrosunun ellerinden çıkan dizinin ekibi de hayli bildik isimlerden oluşuyor. Oyuncu kadrosu da aynı şekilde… Mike’ımız Billy Gardel’i irili ufaklı birçok dizide görmüştük, My Name is Earl’de de polisti üstelik. Samantha Who’nun Dena’sı olarak tanıyıp sevdiğimiz Melissa McCarthy’de fiziğine rağmen her daim gülümseyen Molly’miz olarak kimyanın tutmasının baş müsebbibi neredeyse. Pushing Daisies’in çatlak Lily’si Swoosie Kurtz’u Molly’nin annesi rolünde izlemekse ayrı keyif. 20 Eylül 2010’da yayınlanan pilot bölümünden bu yana aynı ilgiyle izlenen ve 12 bölümlük macerasını tamamlayan yılbaşı öncesi tamamlayan dizinin devamının geleceği şimdiden kesin gibi. İlk anda çoğu izleyicide bu şişmanları izleyip pişman olacağıma başka bir şey izlerim duygusu yaratsa da, önyargısız izleyiciyi kısa sürede güldürmeyi başaran Mike & Molly en azından birkaç bir bölüm şans verilmeyi hakediyor… Malum onca dizi arasında gülmek zor zanaat…