‘D.W. Moffett’ Kategorisi için Arşiv

İlk Bölüm, İlk İzlenim…

Bir dönemin tabusu olan eşcinsellerin dizilerdeki yükselişi sürüyor. Özellikle son iki yıldır dizilerde daha fazla eşcinsel karakterlerin yer alması dikkatlerden kaçmıyorken, buna eklenen son halka da “Happily Divorced” oldu…

15 Haziran’da yayınlanan pilot bölümüyle ekran serüvenine başlayan sitcom eşcinsel karakteri merkeze yerleştirip, durumun suyunu çıkarmayı, bolca espri patlatmayı amaçlayan ve kısmende olsa başarabilen bir dizi olarak görünüyor ilk anda…

Başta, bizde de Dadı adı ile oynayan “The Nany” olmak üzere birçok diziden hatırlanabilecek Fran Drescher ve yine aynı dizinin senaristlerinden Peter Marc Jacobson’un yarattıkları dizinin konusu, 18 yıl sonra eşcinsel olduğunu itiraf eden koca ile kadının boşanmaları…

Tam uyumak üzere olan çiftimizden Peter, ben gayim deyiveriyor beklenmedik bir şekilde… Fran ise şaşkınlığı üzerinden atamadan bu yeni durumla başetmek zorunda kalıyor… Mali sorunlar sebebiyle boşansalar bile evden taşınamayacak olan Peter ile kayıp zamanın acısını çıkarmaya çalışan Fran’in durumları da yaratılmaya çalışılan komedinin kaynağı…

Elbette yan karakterlerimizde mevcut… İlk bölümde görünenler hep Fran’in çevresinden… Anne, baba, bahçıvan ve yeni sevgili. Elbette Peter’ın yeni sevgiliyle durumu da zor.

Hem yaratan, hemde oynayan Fran Drescher’ın tuhaf sesi dışında pek rahatsız edici bir şey yok. Oyuncuların hepsinin tanıdık isimler olması, bu boş dönemde bir artı olarak yazılıyor dizinin hanesine. Eksileri, yer yer çok kör gözüne parmağım hallerinde verilen oyunlarla, patlatılan espriler… Ama yinede ilk bölümden güldürebilmeyi başarabilen bir dizi olarak öne çıkmasına engel olmuyor bu eksiler…

John Michael Higgins, D.W. Moffett ve Robert Walden’ın renk kattığı bu yeni sitcom eşcinsellikler dalga geçilmesini itici bulmayanlarla, izleyecek bir şey bulamayanlara göz kırpıyor… En azından bu yoklukta güldürebilir demek mümkünse de, pek uzun ömürlü olmayabilir…



İlk Bölüm, İlk İzlenim…

Dizi dünyasının ailecek izlenebilecek sıradan yapımlara imza atan kanalı ABC Family, yeni yapmını 6 Haziran’da görücüye çıkardı… Pretty Little Liars’ı beklenmedik şekilde başarıya ulaşan kanalın yeni dizisi ise daha önce ele alınmış çetrefilli bir aile durumunu konu alıyor. Zıtlıklardan beslenmeye çalışırken, ergenlerinde değişen dünyalarına odaklanmaya çalışıyor. Tabi bunda ne kadar başarılı olacaklar şimdiden bilinmez ama, biz pilot bölümde gördüklerimizi değerlendirmeye başlayalım…

Switched at Birth, adından da anlaşılacağı gibi doğumda karışan çocuklar üzerine bir olayı konu alıyor. Durumun suyunu çıkarma konusunda da ilk bölümden başarılı… Herkesin fiziksel farklılıkları dolayısıyla “sen üvey evlatmısın yoksa?” sorularıyla başetmekten sıkılan genç kızımız Bay, okuldaki kan testinden de farklı sonuç alınca işler iyice karışıyor… Soluğu DNA testinde alıyorlar, % 99.9 sizin kızınız değil cevabı karşısında herşey aydınlanır… Doğumda işgüzarın biri bebekleri karıştırmıştır… Böylece kızıl ailenin, esmer kızı farklılığının tasdikini alır… Varlıklı Kennish ailesi karışıklığa kurban gitmiş gerçek kızlarını bulunca olaylar iyice çetrefillenir… Kenar mahallede orta sınıf bir portoriko’lu annesiyle yaşayan bir kadın ve kızıl kızı Daphe’de böylece dahil olur dizimize… Her bakımdan farklı külltür ve şartlarda yaşam süren iki aile ve değişen kızları… Üstelik bir de Daphe’nin sağır olması sorunu vardır ki, bu da herşeye tuz biber ekmektedir…

Aileler tanışır, Kenish’ler kızlarının sağır olmasından mutsuzdur, Bay farklılığın üzerine gittiğinden… İki kızda bu karmaşanın ortasında dağılmaya hazırdır… Çok geçmeden Vasquez ailesi misafir evine taşınır… Böylece konumuz da tamamlanıp, ileriki bölümlere yelken açar… İlk soru da sorulur, Bay’in babası kimdir, nerdedir?

Hayli tanıdık bir konu, vasat oyunculuklar ve kanalın durumu sündürme eğilimiyle Switched at Birth, ilk bölümden sınıfını geçemeyen dizilerden… İki kızın birbirleri için paralel evrendeki ben tanımlaması gibi ucuz numaralarla pek bir şey de vaat edemeyen bir zaman israfı… Tabii konu size ilginç geldiyse o başka…