‘Justin Timberlake’ Kategorisi için Arşiv

Elizabeth Halsey (Cameron Diaz) kırık not vermeklekalmayan bir öğretmendir. Aynı zamanda, ağzı bozuktur, gaddardır ve son derecemünasebetsizdir. İçki içer, kafayı bulur. Bir an önce evlenip para kazanmakzorunda kalmamak ve orta okul öğretmenliğinden ayrılmak içinsabırsızlanmaktadır. Nişanlısı tarafından terk edilince, zengin ve yakışıklıyedek öğretmenin (Justin Timberlake) kalbini kazanma planlarını hayata geçirir.Bu konuda aşırı derecede enerjik meslektaşı Amy’yle (Lucy Punch) rekabet etmekzorundadır ama kendini saygısız beden eğitimi öğretmeninin (Jason Segel) asılmagirişimleriyle mücadele ederken bulur. Elizabeth’in akıl almaz dalavereleri vebunların doğurduğu çılgın sonuçlar öğrencilerini olduğu kadar meslektaşlarını,hatta kendisini de hayrete düşürür.
“Bad Teacher/Kötü Öğretmen”de eğitimi yenidentanımlayan bir öğretmeni canlandıran Cameron Diaz, “Elizabeth asil bir meslek olduğu için öğretmen değil – busadece bir iş, bir gereklilik, kirasını ödemek için yapması gereken bir şey”diyor ve ekliyor: “Aslında, onun esas amacı bir daha asla öğretmenlik yapmakzorunda kalmamanın bir yolunu bulmak”.
Bu filmin fikri senarist ortaklar Gene Stupnitsky veLee Eisenberg’ün aklına geldiğinde, son derece ender ve özel bir şeyyakaladıklarını biliyorlardı. Eisenberg, “Sanki kadınlar için pek fazla komedirolü yokmuş gibiydi. ‘Saturday Night Live’da pek çok komik kadın sanatçıgörüyoruz: Çok komik ve çekiciler. Sonra filmlere gidiyoruz ama bu filmlerdeiki erkeğin kanka olması için aksesuar falan gibiler. Biz gerçekten de kadınbir komedyen için bir proje yazmak istedik” diyor.
Bu derece akıl almaz ama bir o kadar da iyi yazılmışbir karakteri canlandırma fırsatı Diaz’a cazip geldi. Sınırları zorlamayısevdiğini dünya çapında hit olan “There’s Something About Mary”de kanıtlayanaktris, yine de bu tür rollerin insanın karşısına sık sık çıkmadığını söylüyor:“Karşınıza böyle roller çıkmıyor. Olmuyor işte. Özellikle de kadınlar için. Busenaryo hem çok tahrip edici, hem muhteşem, hem de çok komik. Senaryoyu ilk kezokumayı bitirdiğimde kafamda kuşkuya yer kalmamıştı: Bu rolü canlandıracaktım”.
Peki Elizabeth ne derece yoldan çıkmış? Diaz’in bunayanıtı şöyle: “Amacı yeni göğüs yaptırabilmek için para kazanmak. Onu buhayattan çekip alacak, bir daha asla çalışmasına gerek kalmamasını sağlayacakkadar zengin bir koca peşinde. Bu isteklerini gerçekleştirmenin yolunun da işteo iri göğüslerden geçtiğine ikna olmuş durumda”.
“Okuduğum en komik senaryolardan biri olduğunudüşündüm” diyen yönetmen Jake Kasdan, şöyle devam ediyor: “Lee ve Gene’intamamen özgün ve çok komik bir tarzları var. Bana kalırsa, en güzel kadınkomedi rollerinden birini yazdılar; ve biz de onu canlandıracak mükemmel kişiyibulduk”.
Eisenberg, kendisinin ve ortağının baştan beriprojenin iyi ellerde olduğundan emin olduklarını ifade ediyor: “Elbette herzaman Jake’in çalışmalarına hayrandık: Bana göre, ‘Freaks and Geeks’ tümzamanların en iyi dizilerinden biri. Pilot bölümü onun yönetmiş olmasıkararımızı pekiştirdi”. Fakat, yazara göre, Kasdan’ın bir diğer artısı ise busenaryoyu farklı kılan şeyi içsel bir şekilde anlamasıydı: “Jake çokişbirlikçiydi. Elbette senaryonun gelişimine, Elizabeth’in gelişimi için kilitöneme sahip küçük değişimlere ilişkin fikirleri vardı. Şimdi filmi izlediğimdeJake’in mutfağında yaptığımız değerlendirmeleri hatırlıyorum da onun tümiçgüdülerinin çok zekice olduğunu bir kez daha görüyorum”.
“Başkasının yazdığı bir senaryoyu yönetirkenyazarların yapıma dahil olması benim için önemli” diyor Kasdan ve ekliyor:“Özellikle de komedilerde bu çok büyük bir artı. Filmi yaparken başka esprilerde karşınıza çıkabilir; çekimler sırasında filmi daha da komik yapmayaçalışabilirsiniz”.
Kasdan’a göre, Diaz’i farklı kılan şey, onun kendinirole tamamen vermeye istekli oluşu: “Cameron’ın harika bir özelliği var,bütünüyle korkusuz oluşu. Rolü gereği edepsiz ya da huysuz olmak ona keyifveriyor. Ayrıca, rolü için neyin işe yarayabileceği konusunda son derece açık fikirli.Bu filmin merkezi için mükemmel kişiydi; ve gerek yazarlar için gerek benimiçin onunla çalışmak gerçek bir ödüldü”.
Kasdan, Diaz’in karakterini tanımlarken, “Elizabethkötü biri değil; sadece çok ama çok korkunç değerlere sahip” diyor.
“Saldırgan bir kötülüğü yok, sadece her şeyin üstündeolduğunu düşünüyor” diyen Diaz, şöyle devam ediyor: “Öğretme konusunda birtutku, çocukların bir şey öğrenmesi konusunda bir arzu beslemiyor. Çocuklarıneyalet sınavında başarılı olmaları durumunda yüklü bir ödeme alacak olduğunuöğrenmesi bile onda daha iyi bir öğretmen olma isteği uyandırmıyor; o sadecesonuçları istiyor. Hiç değişmiyor olmasına bayılıyorum”.
Aslında, Elizabeth için her şey Elizabeth’in etrafındadönüyor. Yaptığı her şey artık öğretmenlik yapmama hedefine yönelik; hatta bu,yedinci sınıf öğrencisinin araba yıkama işini çalmak olsa bile. Diaz bu konudada şunları söylüyor: “Elizabeth çalışkan biri değil, ama işini biliyor. Tam birbaş belası. Araba yıkama alanına şort, yüksek topuklar ve önünü düğüm yaptığıbir gömlekle gidip ebeveynlerin arabalarını yıkıyor. Durum ona oldukça basitgörünüyor: Araba yıkama işinin başına geçmenin ve sonrada kazançtan payınıalmanın bir yolunu bulacak”.
Kasdan ise, “Cameron muhtemelen dünyada bunu başarabilecektek aktris çünkü o kadar komikken böylesine seksi de görünebilen başka birinidüşünemiyorum. O sahnede hakikaten çok komik”. 
Terk edilmesinin ardından Elizabeth gözünü zengin veyakışıklı yedek öğretmene diker. Scott Delacorte (Justin Timberlake) adındakibu öğretmen bir saat krallığının varisidir. Ama Scott, Elizabeth’in meslektaşıolan ve kendini mükemmel öğretmen olarak tanımlayan Amy Squirrel’a (Lucy Punch)aşık olmaya başlayınca, Elizabeth’in kıskançlığı ve kinci yapısı devreye girer. 
Diaz’le başrolü paylaşan Justin Timberlake, “Scottkağıt üzerinde çok ama çok hoş biri. Sıradan, zengin, asil ve mülayim biri gibigörünüyor” diyor ve ekliyor: “Bunu oynamak aslında eğlenceliydi çünkü Lucy ileand Cameron’ın canlandırdığı karakterler gitgide bayağılaştıkça, Scott dagitgide tuhaflaşıyor” diyor.
Timberlake sette yazarların olduğu ve yönetmeninişbirliğini desteklediği bir ortam sunan “Bad Teacher/Kötü Öğretmen”in muhteşembir deneyim olduğunu belirtiyor: “Rol senaryoda yazılı olduğu şekliyle bilegerçekten komikti. Daha sonra ise, bir sahnenin ortasındayken, Jake’in müthişiçgüdüleri devreye giriyor ve her kayıtta role bir katman daha ekleniyordu.Yazarlar üzerine bir şeyler katabileceğiniz replik seçenekleri üretiyorlardı.Tüm bunlar karakteri gitgide daha belirgin ve bence daha da komik hâlegetirdi”.
“Komedinin esprilere değil karaktere dayalı olmasıtercihim” diyen aktör, şöyle devam ediyor: “Drama filmlerinde duygusal bir anvarsa, bunun nedeni izleyicilerin karakteri serüveni boyunca izlemişolmalarındandır ve o anın onlar için bir anlamı vardır. Komedi de aynı şeygeçerli: Eğer karakterleri izlemişseniz her şey daha da komik olur”.
Bu kadar komik oyuncularla çevrili olmanın büyük birtalih olduğunu ifade eden Timberlake, “Gerçekten, ben onların bir hayranıyımsadece. Bu muhteşem komedi ustalarıyla aynı kum havuzunda oynamak harikaydı”diyor.
Beden eğitimi öğretmeni Russell Gettis’i canlandıranJason Segel de bu iltifata şöyle karşılık veriyor: “Sadece tek bir şeyde süperyetenekli olmanız gerekir. Ama Justin süper yetenekli bir şarkıcı, müzisyen vedansçı; ayrıca gerçekten de komik. Bu adam herkes için moral bozucu. Neyse kiboyu benimkinden kısa; en azından bir konuda avantajlıyım”.
Timberlake elbette şarkıcı ve şarkı yazarı olarak büyükbaşarılara imza attı ama “Bad Teacher/Kötü Öğretmen”de kendi müzisyen kimliğiniti’ye alıyor. Aktör bunu şöyle açıklıyor: “Scott’tan öğretmenlerin müzik grubuPeriod 5’a katılması isteniyor. Scott herkesin favorisi; öğretmenlerinöğrencilerinin onun gibi olmasını dilediği biri; dolayısıyla, ondan grubakatılmasını istemeleri doğal. Lee ve Gene bana geldiler çünkü Scott’ın Amy içinbir şarkı yazmasının çok komik olacağını düşünmüşler. Bu şarkıyı ne kadar basitve kötü yapabileceğimizi görmek istedik”.
Amy Squirrel için filizlenmekte olan aşkından ilhamalan Scott, “Simpatico” isimli hakikaten berbat bir aşk şarkısı yazar.“Justin’in karavanında oturduk ve o gitar çalarken sözleri yazmaya başladık.İnanılmaz bir deneyimdi” diyor Eisenberg ve ekliyor: “Elbette, ‘Simpatico’dünyanın en kötü şarkısı. Justin şarkıyı tuhaf bir tondan söylüyor ve gitardaakortları basarken ellerine bakıyor. Filmde, Justin gerçekten de gitar çalmayıyeni öğrenmiş biri gibi duruyor”.
Kasdan ise, “Justin Timberlake’i kötü şarkı söylemeyeçalışırken izlemek beni çok güldürdü” diyor.
Diaz’in filmdeki rakibi koridorda karşı komşusu olanAmy Squirrel’dır (Lucy Punch). “Amy dürüst, iyi niyetli ve kibar, ama aynızamanda bir baş belası ve çok da sinir bozucu” diyor Punch ve ekliyor: “Elizabethgelip kafa tutmaya ve Amy’nin erkeğine asılmaya başlayınca her şey paramparçaoluyor”.
Eisenberg gülerek, “Karakterlerimize isim düşünmekiçin çok zaman harcadık” dedikten sonra, şöyle devam ediyor: “Amy Squirrel(sincap) için, sinir bozucu bir tip olması nedeniyle aptalca bir ismi uygungördük. Sonunda Squirrel ismini bulunca, ismini açıklamak için küçük bir sincaptaklidi yapması fikri hoşumuza gitti”.
Sarışın İngiliz aktris, karakterinin görünümü içinşunları söylüyor: “Gerçekten kızıl olmak istedim. Onun adı Amy Squirrel, kızılsaçlı olması lazım! Ayrıca, bu şekilde Cameron’ın karakterinden de çok farklıgörünecekti; birbirlerinin tam zıttı olmalıydılar. Amy ne giydiğiniumursamıyor; rahat ve pratik olması yeterli. Gerçekten acayip çirkin takunyalargiydim! Amy kibirden tamamen uzak ve çoğu durumu aşmak için neşeli kişiliğinebel bağlıyor”.
“Lucy odaya girdi ve rolü kendi rolü yaptı” diyorKasdan ve ekliyor: “Senaryoda yazılı olanı gördü ve tüm bunları yaptı ama bununyanında çok komple ve gerçek bir kişi yarattı”.
Eisenberg ise aktris için şunları söylüyor: “Lucy çokkomik; kendini işine adıyor. O talihsiz takunyalarla yürüyüş şekli bile biramaca yönelik”.
Aşk dörtlüsünü tamamlayan isim okulun beden eğitimiöğretmeni Russell Gettis (Jason Segel). “Russell tam anlamıyla şen şakrak biradam” diyor Segel ve ekliyor: “Sadece hayatın tadını çıkarıyor ve berabertakılacağı insanlar arıyor. Bence Elizabeth’le anlaşabilmesinin nedeni de bu;ah bir de Elizabeth şu gardını indirse”.
Elizabeth tarafından nasıl sürekli reddedilebilir amabir türlü vazgeçmez? “Reddedilmek onun keyfini kaçırmıyor” diyor Segel veekliyor: “Aslında, daha en başından asla bir ilişkinizin olamayacağını söyleyenbir kızla flört etmenin güvenli bir yanı var: Risk yok. Kadınlar sürekli olarakhayır diyebilirler; Russell’ın tek ihtiyacı olan şey bir tanesinin evetdemesi”.
Eisenberg ise, “Jason çok komik ama tüm filmde normalolan tek kişiyi o canlandırıyor. Elizabeth’in yaptıklarını beğenebiliyor ya daAmy saçma bir şey söylediğinde tepki verebiliyor.  Russell filmi gerçekçi kılıyor” diyor.
“The Office”te kendi adını taşıyan karaktericanlandıran Phyllis Smith bu filmde de öğretmen rolünde önemli bir yardımcıoyuncu. Smith, Lynn’i oynamak için üstlendiği ilk rollerden birine kanalizeoldu. “Lisedeyken, ki bu çok uzun bir süre önceydi, drama kulübünde çok küçükbir rolüm vardı. Tek yaptığım, ‘Bilmiyorum’, ‘Sanırım’, ‘Madem öyle diyorsun’,‘Öyle sayılır’ gibi önemsiz replikleri söylemekti. Bu senaryonun kapağını açıpLynn’i gördüğümde o günleri hatırladım. ‘Bir şeyler atıştırmak ister misin?’dediğimde sesim titremeye başladı ve karakterin çıkış noktası bu oldu” diyor.
Smith öğretmenlik vasfına da sahip; gerçek hayatındada öğretmenlik diploması var. “İlkokul öğretmenliği diplomam var” diyen aktris,sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bu diplomayı uzun süreli olarak hiç kullanmadım. Fakatanne babam gerçek bir iş bulabilmek için gerçek bir diplomaya ihtiyacımolduğunu söylediler ve bir süreliğine birinci sınıflara öğretmenlik yaptım.Ayrıca, küçük çocuklara dans dersi verme sertifikam da var ama bunukullanmayalı da uzun zaman oldu”.
Eisenberg, “‘The Office’in yazımına katkıda bulunmuşolmamıza karşın, bu rol için açık açık Phyllis’i düşünmedik. Seçmeleregeldiğinde, muhteşem bir performans sergiledi ve etrafımızda olması harikaydı.Repliklerini söylerken korkmuş ya da heyecanlı gibi, sanki konuştuğu için özürdilermiş gibi bir hâli var. Onu sarı mini eteği içindeki Cameron’la birlikteyürürken izlemek çok komikti. Hep birkaç adım geride oluşu ve Elizabeth’eyetişmeye çalışması beni gülmekten kırdı geçirdi”.
“Bad Teacher/Kötü Öğretmen” ayrıca yapımda yer alanbazı kişiler için tekrar bir araya gelme fırsatı sundu. Yönetmen Jake Kasdandaha önce televizyon dizisi “Freaks and Geeks”in birkaç bölümünü yönetmişti. Budizide Jason Segel rol alıyordu ve Phyllis Smith de cast asistanı olarak Segel’ınrolü almasına yardımcı olmuştu. “Freaks and Geeks”te rehber danışmanı oynayanDave (Gruber) Allen da “Bad Teacher/Kötü Öğretmen”de de rol alıyor. Smith,“Jason herkesin kendini rahat hissetmesini sağlıyor. Odaya girip onun yanınaoturmak hoştu. O zamanlar Jake’i pek tanımıyordum ama yollarımız kesişti.Seçmeler gittiğimde, ‘Mazimiz var’ diyerek bu konuda onun damarına bastım. Nedemek istediğimi anlamadı. O dönemde tamamen sahne arkasındaydım. Bütünüylefarklıydım” diyor.
Kasdan ise, “Phyllis tanıdığım en doğal komikinsanlardan biri” diyor ve ekliyor: “Lee ve Gene tabi onu önerdiler çünkü ‘TheOffice’te birlikte çalışmışlardı. Bu filmde, Cameron ile Phyllis arasındakidinamik ise benim favorilerimden biri oldu. O harika bir aktris ve Lynn karakteriniher açıdan kendi karakteri yaptı”.
Oyuncu kadrosunda yer alan diğer isimler vecanlandırdıkları karakterler ise şöyle: John Michael Higgins okul müdürü WallySnur rolünde; “Modern Family”den tanıdığımız ve buradaki performansıyla kısasüre önce Emmy Ödülü kazanan Eric Stonestreet, Elizabeth’in hijyenden nasibinialmamış ev arkadaşı Kirk rolünde; Thomas Lennon ise Elizabeth’in geleceğindekilit rol oynayan eyalet idarecisi Carl Halabi rolünde.
“Wally işinde çok iyi, meraklı, kibar ve sürekli horgörülen biri. Her şeyi doğru yaptığı halde hiçbir şekilde bunun mükafatınıalmıyor. Sırf bu da değil; Wally (aptal, boş, işe yaramaz kişi) Snur ismiylebir hayat yaşadığınızı düşünebiliyor musunuz?” diyen Higgins, sorusununcevabını kendi veriyor: “Böyle derin bir çukurdan çıkmak zor. Böyle birisminizin olması tahtaya tırnak sürtmenin çıkardığı ses kadar sinir bozucu”.
Carl Halabi’yi canlandıran Thomas Lennon ise şunlarısöylüyor: “Carl standart testlerden sorumlu, katı bir idareci. Dolayısıyla,Elizabeth’in gözünde, yeni yaptıracağı göğüslerle arasında duran tek kişi Carl.En iyi puanları alan öğrencilerin öğretmenlerine ikramiye dağıtılacağınıöğrendiğinde, Elizabet’in testin bir kopyasını alıp hileyle o parayı kazanmakiçin yapmayacağı şey yok gibi”.
Gattaca’dan tanıdığımız Andrew Niccol’ün yönettiği fillmde, Justin Timberlake ve Amanda Seyfried’ın yanısıra Cillian Murphy ve Alex Pettyfer rol almakta.
Eğer kadronun neden genç ve gözde yeteneklerden oluştuğunu merak ettiyseniz, sebebi; filmin, para birimi olarak zamanın kullanıldığı gelecekte geçiyor olması.
25 yaşına geldiklerinde, kendilerine sadece bir yıllık zaman verilen karakterler; aldıkları her eşya ya da hizmet için bu zamandan düşen, onlara ne kadar vakitleri kaldığını hatırlatan dijital bir sayacı kollarında taşıyorlar.
Oldukça merak uyandıran bir konuya sahip filmde, bilim kurgu öğelerinin fazlaca kullanılması, kurgunun aptalca görünme ihtimalini arttırabilir. Ama Gattaca’da sınırları zorlayan Niccol’ün hatırına, sinema severler bu filmi kaçırmayacaklardır.

Sıradan Baba Oğul Draması…
Pazar akşamı dağıtılacak Oscar Ödüllerinde En İyi Erkek Oyuncu dalının favorilerinden Jeff Bridges’ten, Timberlake’li baba oğul dramalı “The Open Road”, adından da anlaşıldığı üzere insan dediğin yolculukta belli olur sözünün peşinden giden bir yol filmi…
Ülkemizde gösterime girmeyen 2009 tarihli film, doğrudan ev sinemasında karşımıza çıkanlardan. Dünyada da pek sinema salonu gördüğü söylenemez aslında. Dağıtımda başarısız olmuş, iki festival dolaşıp ortadan kaybolmuş filmin yönetmen koltuğunda Michael Meredith oturuyor. Senaryosunu yazdığı Açık Yol, yönetmenin ikinci filmi. 2002’de Anton Çehov’un kısa öyküsünden uyarladığı “Three Days of Rain”le sinemaya adım atan Meredith, bağımsızcıların gözüne girmiş, iki ödülle de kucaklanmıştı. Hemen ardından 2004’de Wim Wenders’le “Land of Plenty”de birlikte çalışma fırsatı bularak filmin senaryosuna imza attı. Beş yıl sonra gelen “The Open Road” izlendikten sonra uyanan duygu ise aynı kişiden mi bahsediyoruz hissi oluyor her şeyden önce…
Amerikan Futbolu yıldızı ve eğlence sektörünün önemli isimlerinden Don Meredith’in oğlu olan Michael Meredith, Wim Wenders destekli filminde kendi yaşamından izler peşinde kişisel bir filme imza atmış gibi görünüyor. Ameliyat olmak üzere olan bir annenin oğluna babanı al getir demesiyle açılan Open Road’un esas oğlanı da ünlü bir spor yıldızının oğlu. Üstelik babası ile hesaplaşamamanın derdinde hayallerini erteleyip, izinden giden kafası karışık bir adam. Beyzbol yıldızı Kyle’ın oğlu olarak anılmak yerine, beyzbol yıldızı Carlton Garret olarak anılmak uğruna yazar olma hayallerini rafa kaldıran, sırf başka bir şehirdeki takıma transfer oldu diye sevgilisinden ayrılan, babasıyla arasındaki uzaklık gibi hayata da uzak kalan oğul babanı görmeden ameliyata girmem diyen annesine verdiği sözle yola koyuluyor. İçindeki korkuyla da ayrıldığı sevgilisini de kendine yoldaş yapıyor. Ki sevgili de onu gayet iyi anlayan, daha sormadığı sorulara bakışından anlayıp cevap veren bir kadın…
İmza gününde şov sırasında bulduğu babayla iyi başlangıç yapılmıyor elbette, hemen geri dönmeli derken sıradan ve saçma bir sebeple kiralanan arabayla çıkılıyor yola… Sonrasıysa klişeler resmigeçidi gibi… Aradaki sorunun ne olduğu belli olmadığı gibi, sorunun zirveye çıktığı ya da çözüldüğü bir ana da ortak etmiyor izleyicisini Meredith, bazı yerlerin üstünden geçmeyi pek açmamayı tercih ediyor. Bu da filmin sonu oluyor zaten…
Jeff Bridges’ın konservatif oyunculukla geçiştirdiği filmde, Justin Timberlake’in yaptığı ise ortalığa şaşkın ve kızgın bakınmak sadece. Aralarındaki kimyada tutmayınca künyeden de darbe yiyen filmin tek olumlu yanıysa sevgili rolündeki Kate Mara oluyor. 24 dizisinin beşinci gününde dikkatleri çeken, peşi sıra “Shooter” ve “Transsiberian”la yükselişe geçen 83 doğumlu, yıldız olma yolunda ilerleyen oyuncu filmi de parlatan tek unsur olarak göze çarpıyor.
Bağımsızlardan aldığı destekle sinemaya iyi bir adım atan, Wim Wenders’in de desteğini arkasına alan Michael Meredith babasıyla yaşadığı iletişimsizlik sorunlarını resmetmeye çalışsa da sıradan bir filmle boş atış yapıyor…