‘Deanna Russo’ Kategorisi için Arşiv

1980’lerin sonuydu… Tek televizyonlu dönem! Ve dizilerde bu kadar karmaşık değildi. Bir kötüler vardı birde iyiler. Herşeyin yeni yeni renklendiği ama hala siyah ve beyaz olduğu dönemler…
Kıvırcık saçlı bir alman, siyah bir Trans AM araba tüm kötüleri yeniyordu. Elimizde henüz pacman’i olan biz çocuklar için muhteşem bişeydi bu. Cumartesileri iple çekerdik. “Dıttırı dıııt dıttırı dııt” diyerek tekrarladığımız müziği ile efsaneydi. Müziğini kaydetme imkanı nerdeee… Çocuk dünyası için güzel olan kimsenin ölmemesiydi. Kötüler altedilir ama öldürülmezdi. Görev sonlarında Michael Knight, sürücü koltuğunda uyur, kitt yola devam ederdi. Göreve bir tırdan inen kitt’le Michael’in tatlı sataşmaları, soldan sağa yürüyen o kırmızı ışık… Dönemin efsane dizilerinden biri olmasına yetmişti. Hele saatiyle bağlantı kurması yok mu…
Okul çıkışı saatimize konuşur “kitt beni kapıdan al” der gülüşürdük… Murat 124’lerde bile o kırmızı ışıktan taktıranlar vardı. Zaten dönemin en fiyakalı arabalarına vardı o ışıktan… Bir kitt’e bakardık, birde kendi arabamıza… O kara şimşek, bu kara eşek der gülerdik…
26 Eylül 1982’de başlayan dizi o kadar anıya rağmen sadece 4 sezon sürdü. 4 Nisan 1986’da 90. Bölümü ile ekranlara veda etti.
Glenn A. Larson tarafından yaratılan dizi, Michael Knight rolünü üstlenen David Hasselhof’u dünya yıldızları arasına katmıştı. Ne varki yaratılan ekipten hiç kimse bu “Knight Rider”ı aşabilen işler çıkartamadı. Sadece Hasselhof, Sahil Güvenlik dizisi ile poüler dünyada biraz daha gezindi, şarkıcılığa soyundu ama Michael Knight’ın gölgesinden kurtulamadı.
Bu kadar övsek bile, dizi Tv dünyasının Oscar’ı sayılan Emmy ödülünü hiç alamadı. Üstelik sadece ses efektleri adaylığı ile yetindi.
Yıl 2008… Ve son bölümün yayınlanmasından 22 sene sonra Knight Rider yeniden aramızda. Dönemin orta yaş üstü gençlerini sevince boğan haberlerden sonra ilk bölüm 17 Şubat’ta yayınlandı. Hala dizi olması kesinleşmiş değil aslında. Reytinglere göre diziye devam edilip edilmemesine karar verilecek. Eldeki pilot bölümde farklı olarak, adet olduğu üzere 45 dakika değil 2 saatlik film olarak hazırlandı. İlk izlenimlerin olumlu olması da şovun devam edeceğinin göstergesi gibi…


Pilot bölüm, Kitt’in yaratıcısının kaçırılma girişimi ile hızlı bir şekilde başlıyor. İlk dakikalarda daha yoğun olan eğlence, yeni Kitt’in görünmesi ile birlikte yerini heyecana ve aksiyona bırakıyor. Çekirdek kadro ilerleyen dakikalarda tamamlanmış oluyor.
Önce künyeye bakmakta fayda var.
Senarist David Andron, Jeff Goldblum’un başrolünü oynadığı enteresan dizi Raines’in senarist kadrosunda sadece bir bölümde yer alan ve rüştünü henüz ispatlamamış bir isim.
Yönetmen Steve Shill ise, Tv dizileri konusunda tecrübeli ve başarılı bir isim. 1995’ten bu yana Shill’in yönettiği dizilerin arasında Dexter, Rome, Tudors, Er mevcut.
Yeni şöförümüz Justin Bruening bide pek bilinen bir isim olmasa da, Ameikan soap operası “All my children”de 160 bölüm oynamış, dizideki rolüyle 2005’te ödül almış ve yeni “Michael Knight” olmasına itiraz etmediğimiz bir oyuncu. “Mike Traceur” adı ile tanıdığımız yeni şöför, pek de sürpriz olmayan hatta klişe duran bir şekilde Michael Knight’ın da oğlu.
Sarah rolündeki Deanne Russo’da, dizi ve tv filmleriyle çıkış arayan oyunculardan. Kadrodaki tüm isimler içinde en tanıdık yüze sahip oyuncu hiç süphesiz yılların oyuncusu Bruce Davison. Kendisini en son “Breach-İhanet” filminde izlemiştik. Kitt’e ses veren isimse hepsinden büyük bir yıldız Val Kilmer. Ayrıca David Hasselhoff’da son dakikalarda görünerek nostalji keyfini ikiye katlıyor. Aynı zamanda dizinin ana mesajı olan bir adamın yaratacağı farklılıklar üzerine nasihatta bulunuyor.
Bunca sözden sonra gelelim diziye. Kitt bu kez mustang… Ve dönemin teknolojileriyle donatılmış olarak da daha havalı bir mustang. Kurşun geçirmez nano teknolojisi ile donatılmış, wireless ağı ve gprs sayesinde artık her şeye ulaşabilen bir teknoloji canavarı konumunda. Artık yapabileceği şeyler neredeyse sınırsız ve daha inandırıcı. Saatin yerini kulaklık almış ama o kırmızı ışık hala yerli yerinde. Neredeyse bir bukelamun gibi renk değiştiriyor daha komplike bir bilgisayara ve veritabanına sahip. Dönemin teknolojisi sayesinde daha inandırıcı durduğunu bir kez daha eklemekte fayda var.
Genel olarak oldukça başarılı bir pilot bölüm olduğunu söylemek mümkün. Dizinin genel çatısı başarı ile tekrarlanmış. 2 saatlik süresine rağmen sıkmıyor ama özellikle Sarah ve Mike arasındaki ilişki çok çabuk açığa çıkıp klişeleşiyor. Tüm o aksiyon arasında aksayan tek kısımda bu zaten.
Ve finalde merak edilenler gerçekleşiyor. Charles Graiman, bölümü tekrar açıyor… Her bölümde gördüğümüz araba ayarlarından sonra Kitt yola iniyor… Ama arkasından gelen görüntü heyecanı ikiye katlıyor… Kitt tırdan çoktan inmiş… Artık uçaktan iniyor ve yeni görevine sürüyor…

Yapım : 2006, ABD
Tür : Gerilim / Korku
Yönetmen : John Shiban
Senaryo : John Shiban
Oyuncular : Jaimie Alexander, Joey Mendicino, Deanna Russo, Mikey Post, Curtis Taylor
Yapımcı : Tony Krantz, Daniel Myrick, Shawn Papazian
Görüntü Yönetmeni : Mark Vargo
Müzik : Bear McCreary
Süre : 1 saat, 20 dk.

Mistik bir takip gerilimi çorbası…

Her şey güzel bir lafla başlıyor. “Benim şeytanım kim?”
Anakarakterimiz Nicole’un verdiği örneklerden sonra kendi şeytanını merak etmesi ile boş bir film olmayacağı belli oluyor Rest Stop’un.
Zaten Nicole, Kyle XY dizisinin ikinci sezonuna damgasını vuran Jessie rolü ile çıkış yapan tanıdık bir isim olunca pek yabancılık da çekilmiyor.
Sevgilisi ile evi terk ederek California’ya kaçıyor Nicole. Arabayı bir yerde durdurup (daha çok Domino filmini andıran sevişme sahnesiyle) sevişmeleri sırasında görünen sarı kamyonet daha sonra tekrar sahneye çıkıyor. Kamyonetin sevişme sırasında ortaya çıkması farklı okumalara yol açabilecek bir kapı aslında.
Tuvaleti gelen Nicole, ormanlık alanı değil, temiz bir yeri tercih ediyor. Bir dinlenme yeri de neyse ki yakın. Nicole tuvaletin pislik içinde olmasına içerliyor, çıktığında erkek arkadaşı da arabada yok.
Sonrası tamamen Nicole’un oyunculuğuna dayanan bir şova dönüşüyor ya da öyle olması umuluyor.

Ama senaryo neredeyse bulmaca gibi. Herşey bir bir görünüyor. Geçmişteki kurbanların Nicole’a görünmesi ile gizem, işkence sahneleri ile sapkın katil, sürekli yüzü görünmeyen şoförü ile speilberg’in usta işi gerilimi duel tarzı yol gerilimi, karavanda yaşayan enteresan aile ile değişik göndermeler.
Elde çok malzeme var. Merak duygusunu bu arttırıyor doğal olarak. Hepsi için ayrı ayrı alt metin okumaları açılabilir aslında ama film finali ile hiçbir soruyu cevaplayamıyor, tatmin
etmiyor. Jenerik sonrası ikinci bir final olması da belirginleşiyor bu durum.
Rest stop, durup dinlenmeden yan öykücüklerle kafa karıştırıyor. Bu sayede de attığı tüm adımlar boşa çıkıyor.
Aslında tüm bu yorumlar filmin senaristi ve yönetmeni John Shiban adı düşünüldüğünde yerine oturuyor. Kült tv dizisi “The x Files” ile tanınan daha sonraki işlerinde de bu tarzı benimseyen, en son “Supernatural” dizisi ile gündeme gelen Shiban’ın neredeyse tüm kariyeri boyunca yaptığı işlerin bir bir işlenmesi bir özeti duygusu hakim olmuş filme. Ama her biri için ayrı bir final yapma şansı olmadığı pek aklına gelmemiş sanırım. Belli bir yerinden sonra kontrolü kaybediyor yönetmen.
Yine de tüm eksiklerine rağmen iyi bir film Rest Stop, en azından yönetmenin bir sonraki işini merak etmemizi sağlıyor.