‘Nick Cave’ Kategorisi için Arşiv

Nick Cave’in 2005 yılında kurduğu yan projesi Grinderman, geçtiğimiz yıl çıkardığı albümden singlelar çıkarmaya devam ediyor. Farklı mixlerle süslediği singleların beşincisi ve şimdilik sonuncusu da albümün açılış parçası olan Mickey Mouse and the Goodbye Man oldu.


Bad Seeds’le birlikte daha melodik ve melankolik işlere imza atan Nick Cave, Grinderman ile daha sert bir soundla kariyerinin ilk dönemlerine, Birthday Party günlerine göz kırpıyor. 2005 yılında kurulan Grinderman, ilk albümlerini 2007’de yayınlamıştı. Eylül 2010’da yayınlanan ikinci albümde ise daha sert bir soundla bangır bangır çalan üstadlar beşinci single’ı da çıkarmış oldu. “Grinderman 2” adlı albümün neredeyse tüm dergiler tarafından yılın albümlerinden biri olarak gösterildiğini ve tam not aldığını da ekleyelim…

Üç şarkılık single, albümde yer alan kaydın yanı sıra Joshua Homme Remix ve Live at Ce Soir başlığıyla bir canlı kayıttan oluşuyor.



Reklamlar
Ekranların en özgün yapımlarından biri olan Vampir Dizisi demenin yetersiz kalacağı dizi “True Blood”un Dördüncü sezonu başladı…

26 Haziran akşamı izlenen sezon prömiyerinin en özel dakikaları ise diziye özel yapılmış bir cover oldu. Bölüme de adını veren The Zombies’in “She’s Not There” şarkısı Nick Cave ve Neko Chase tarafından yeniden yorumlanmış haliyle ilk kez izleyiciyle buluştu.

Her sezonunda olduğu gibi yine 12 bölümden oluşacak dizi ara vermeden ekranlara gelecek ve 12 Eylül akşamı sezon finalini yapacak…


beni yaban gülü diye çağırırlar
fakat benim adım gune bakan
bilmem ki neden beni böyle çağırırlar
cünkü benim adım elisa day

onu gördüğüm ilk günden beri, biliyordum o aradığım kişiydi
gözlerimin içine baktı ve gülümsedi
dudakları güllerin rengindeydi
nehrin aşağısında yetişenlerden, kan renkli ve yabani
kapımı çalıp, odaya girdiğinde
ürpertim onun kat’i kucaklamasıyla yatıştı
ilk aşkım olabilirdi, ve nazik elleri
yüzümden kayan gözyaşlarını sildi

ikinci gün ona bir çiçek götürdüm
tüm kadınlardan daha güzeldi o, şu ana kadar gördüğüm
dedim ki: “biliyor musun yaban güllerinin yetiştiği yeri,
o kadar tatlı ve al ve özgür ki

ikinci gün tek bir kırmızı gülle geldi
dedi ki: ‘bahşeder misin bana kaybını ve kederini?
başımla onayladım, yatağa uzanırken
dedi ki: ‘beni takip eder misin, sana gülleri gösterirsem?

üçüncü gün beni nehre götürdü
bana gülleri gösterdi ve öpüştük
duyduğum son şey fısıltılı bir sözdü
yumruğundaki bir kayayla, önümde diz çökülüydü
(gülümseyerek durdu)

son gün onu yaban güllerinin yetiştiği yere götürdüm
ve banka uzandığında rüzgar bir hırsız gibi konmuştu
ve elveda öpücüğü verdim, dedim ki: ‘bütün güzellikler ölmeli’
ve eğildim ve dişlerinin arasına bir gül yerleştirdim