‘Robert Pattinson’ Kategorisi için Arşiv

2008’de uyarlanmaya başlayarak vampir fırtınasını yeniden başlatan, ergen kuşağın hit serisi Alacakaranlık, dördüncü kitabın uyarlamasıyla dönüyor. Serinin en beğenilen kitabı ve kilit olayların yaşandığı öyküsü olarak bilinen Şafak Vakti’nin ilk bölümü Kasım ayında geliyor.

Her seneye bir Alacakaranlık yaşatan ekibin bu seneki hamlesi de Şafak Vakti’nin ilk bölümü olacak. Oyuncu kadrosunun aynen korunduğu filmin yönetmeni Kinsey ve Dreamgirls’den anımsadığımız oscarlı senarist ve yönetmen Bill Condon. 

18 Kasım’da dünyayla aynı anda vizyona girecek filmin kaynak kitabının özeti ise şöyle:

Bella ve Edward evlenirler ama balayları Bella’nın hamile olduğunu farketmesiyle yarıda kesilir.Bella’nın hamileliği hızlı ilerlemektedir ve bu da onu güçsüz yapmaktadır. Bella’nın hayatını kurtarmak için Edward’ın fetüsün çıkarılması gerektiği ile ilgili ısrarına rağmen Bella gittikçe daha da çok sevdiği bebeğini yerinde tutmaya kararlıdır. Sonra , Bella kızları Renesmee’yi dünyaya getirip ölmek üzereyken Edward ona zehrini enjekte edip vampire dönüştürür. İsmi Irına olan bir vampir Renesmee’yi görür ve geçmişteki hatalardan birinin ,ölümsüz çocuk, tekrarlandığını düşünerek Volturi’lere haber verir. Cullen’lar çocuğun ölümsüz çocuklardan olmadığını doğrulamak için tanıklar toplarlar ve Volturi’yi Renesmee’nin vampirlere ve onların sırlarına karşı tehlike oluşturmayacağına dair onları ikna ederler ama huzurları kaçmıştır.

Son olarak kitabın en beğenilen diyaloglarından birini hatırlatalım…
“Sana söylemiş-,” diye başladım.
“Biliyor musun ‘sana söylemiştim’in bir kız kardeşi var Jacob?” diye sözümü kesti. “Adı da ‘kes kesini’.”

Twilight’ın yakışıklı yıldızı Pattison, tarihi drama türündeki yeni filminde yine çok can yakacağa benziyor.

Başrollerde R-Pattz, Uma Thurman ve Christina Ricci’nin yer aldığı Bel Ami’nin ilk fragmanı internet sayfalarında yerini aldı ve görünen o ki, giysilerimizi parçalatacak cinsten.

Filmde, genç bir adamın, Paris’in en zengin ve güçlü kadınlarıyla birlikte olarak nasıl yükseldiği anlatılıyor.

Declan Donnellan ve Nick Ormerod’ın yönettiği film, konusunu Guy de Maupassant’ın 1885 yılında yazdığı Fransız romanından almakta ve kitapla aynı ismi taşımakta.

2010 baharında çekilen ve Noel’de gösterime girmesi için saklanan film için hala resmi bir gösterim tarihi belirtilmezken, fragman sadece “yakında” olduğu sinyallerini veriyor.


Gösterim Tarihi: 15 Nisan 2011
İthalat: Tiglon Film
Dağıtım: Tiglon Film
Yönetmen: Francis Lawrence
Süre: 121 dk
Oyuncular: Reese Witherspoon, Robert Pattinson, Christoph Waltz, Paul Schneider
Çok satanlar listesinde bir numaraya yükselen kitap Water For Elephants’tan uyarlanan film, macera, mucize ve tehlike ile dolu bir dünyada geçen destansı bir yasak aşkı tüm büyüsüyle beyazperdeye taşıyor.
Twilight (Alacakaranlık) serisi ile yıldızı parlayan oyuncu Robert Pattınson’a başrolde Oscarlı aktris Reese Witherspoon ve Inglourious Basterds ile akıllara kazınan Oscarlı oyuncu Christoph Waltz eşlik ediyor.

23 yaşındaki veterinerlik öğrencisi Jacob Jankowski, anne-babasının bir trafik kazasında öldüğü haberini almasıyla Cornell Üniversitesi’ndeki eğitimini bir kenara bırakıp bir sirk trenine katılır. Burada sirkin yıldızı Marlena ile tanışır ve ona aşık olur. Burada güzellikle tanışan ikili, sirkin asi ama bir o kadar da özel fili Rosie’ye olan sevgileriyle de birleşirler. Her türlü zorluğa ve Marlena’nın karizmatik olduğu kadar tehlikeli de olan kocası August’a rağmen aşklarını yaşamaya uğraşırlar.



Bir döneme damgasını vurmuş buruk sesli müzisyen Jeff Buckley’nin hayatını canlandıracak aktör sonunda belli oldu. Alacakaranlık serisinin yıldızı Robert Pattinson…
1997 yılında 30 yaşındayken hayata gözlerini yumarak, arkasında yasa boğulan hayran kitlesi bırakan Jeff Buckley’nin melankolik yaşamını beyazperdeye taşıyacak proje için James Franco ile Robert Pattinson’un kıyasıya rekabet ettiği biliniyordu. Fiziksel benzerliklerin avantajıyla Franco projeye çok yakışacakken, yapımcıların tercihi popülaritenin gücüyle maalesef Pattinson oldu…
Gitar çalan ve müziğe olan ilgisi bilinen Pattinson, Buckley’nin şarkılarını kendi çalıp söyleyecek. 

Bir Yanım Vampir, Bir Yanım Kurtadam, Her Yanım Hüzün
Kökleri ve ırkı olmayan tarihinde çok kahramana rastlanmayan Amerikalıların ezelden beri ürettiği süper kahraman şablonunun son kurbanları ergenler olmaya başladı… Sinemanın bu alandaki yadsınamaz etkisi dolayısıyla özellikle son dönemde ortaya çıkan kitap uyarlamalarıyla başlayan bir dizi filmle bu tuhaf dünyanın ve karmaşık çağın neresine ait olduğunu bulamayan kaybolmuş ergenlere, bakın içinizde sıradan olmayanlarda var düsturu enjekte ediliyor.
Harry Potter’la başlayan yeni dönemin başı çeken kahramanları da sürekli erkek bazlı… Ergen kızların hayallerini süslemesi planlanan adamlarda sihirbaz, vampir, poseidon’un oğlu gibi güçlü oluyor haliyle… Bu örneklerden sıyrılan ise “Alacakaranlık” oluyor imkansız aşkı anlatması dolayısıyla. Normal kızımız, güneşte dolaştığında ışıldayan vampire aşık olunca başlıyor her şey… Kitabı seri olunca ilk filmin başarısıyla bir maden de bulunmuş oluyor. Aslında çok klişe olan bir konuyu ergen dünyasına yerleştirerek farklı bir ambalajla sunan Alacakaranlık ilk filmle de iyi bir başlangıç yapmışken, ikinci filmle daha bildik sulara sürüklüyor izleyicisini…
Nedir mevzuu… Tuhaf bir şekilde severek ayrılmak zorunda olmak… Ayrılık demek de bize gösterildiği kadarıyla kalan için bolca hüzün ve kalp ağrısı… Ortalıkta ağlak ağlak dolaşmak, sessiz çığlıklar atmak, yataktan çıkmamak ve acıtması beklenen özlü sözler söylemek… Ve tabii her göz kapandığında rüyada da olsa görmeyi istemek… Çağımız ergeni hızlı aşk trafiğinde, sms’lerle ayrılırken, ayrılık acısı yaşayamayacak kadar uzun ilişkiler kuramazken önüne gelen bu masala sıkı sıkıya bağlanıyor elbette.
İlk filmi izlemeyen için anlam taşımayacak “New Moon” süresini esas kızımızın esas oğlandan kopmuş olmasının acısıyla, kalp ağrısıyla bol bol melul melul bakmasıyla geçiyor. Açılışta gördüğümüz finale giden yol hayli sıkıcı… Ne olacağını tahmin ettiğimiz içe işlemeyen çığlıklar dolayısıyla sıkıcı ve kasvetli gelen uzun dakikalar nihayete erdiğinde bir şey olduğu da yok… Beklendiği gibi oluyor her şey… Esas kızımız vampir sevgilisini unutamıyorken birde onların kan davalısı kurt adamla yakınlaşıyor. İki tarafı da imkansız aşklarla çevriliyor. Bol bol hüzünlü bakıyor hepsi o… Eli yüzü de düzgün olunca ergen oğlanlar ah bana aşık olsa da böyle baksa diye yapışıyor perdeye… Vampir oğlanımız zaten parıltılı, ergen kızlarımız da film boyunca gözüktüğü anları iple çekiyor… Tamamıyla pazarlama söz konusu elbette…
Ergen değilseniz, esas kızımıza ya da oğlanımıza zaafınız yoksa, bu oyuncak dükkanında size uygun bir ürün yoksa berbat bir film sizi bekliyor… Kalanlarda durum belli, alan memnun satan memnun, sahi bize ne oluyor…