‘Eddie Murphy’ Kategorisi için Arşiv

Ve nihayet resmi haber geldi! Hızlı konuşan komediustası Eddie Murphy, 20 Şubat 2012 tarihindeki Oscar törenini sunacak. 

Beklenen teyit, törenin yapımcıları Brett Ratner veDon Mischer’dan geldi. Ama Murphy’den espri bombardımanı beklemeyin. Zira heriki yapımcı da, törenin arkadaş-aile toplantısı havasının korunmasını istiyor.

Ratner, USA Today’e yaptığı açıklamada şöyle diyor: Buadam “Shrek” oldu. Son on yılda pek çok aile filmi yaptı. Oprah’da yer aldı”.Mischer ise; “çok zeki biri ve törenin aile yapısını gayet iyi biliyor” diyeekliyor.

Murphy ise; Hope, Carson, Crystal, Martin, Goldberg vedaha nice değerli kişinin sunuculuğunu yaptığı törenin bu yıl kendisine teklifedilmesinden büyük onur duyduğunu belirtti.

2011’deki töreni Anne Hathaway ve James Francosunmuştu.
Reklamlar

Deadline’ın haberine göre, 84. Oscar Ödül Töreni’nisunması için konuşulan kişi Eddie Murphy. 

Görünen o ki; bu yılki törenin yapımcısı Brett Ratner,Murphy’nin ismini akademi başkanı Tom Sherak’a iletti bile. İkilinin yakın birtarihte “Tower Heist”de birlikte çalıştuğı düşünülürse, bu pek de sürprizolmadı.

Murphy’nin stand-up komedi geçmişi düşünülürse, töreneihtiyaç duyulan enerjiyi vereceği şüphesiz.

Bazıları bu işin olacağına kesin gözüyle baksa da,henüz resmi olarak teyit edilmiş bir haber yok.

Eddie Murphy, 2007’de “Dreamgirls” filmindeki rolüyleen iyi yardımcı erkek oyuncu Oscar’ına layık görülmüştü.

Ünlü aktörün son filmi “Tower Heist” ise, 4 Kasım2011’de sinemalardaki yerini alacak.
Rush Hour 3’den bu yana ortalarda gözükmeyen Brett Ratner’ın yıldız oyuncu kadrosunu yönettiği Tower Heist, kasım ayının gişe canavarı olmaya hazırlanıyor.

Ben Stiller, Eddie Murphy, Matthew Broderick, Téa Leoni, Casey Affleck, Michael Peña ve Alan Alda’dan oluşan kadro soygun komedisinde buluşuyor. Murphy ve Stiller arasında nasıl bir enerji olduğunu merak ettiğimiz film giderek daha kötü filmlerde karşımıza çıkan Eddie Murphy için de bulunmaz nimet aynı zamanda…

Tower Heist bir değişiklik olmazsa Amerikayla aynı anda 4 Kasım’da vizyonda…

Dave ile tanışmasanız da olur!
Yaz aylarının komedi konusundaki kısır talihi dönsün diye çekilen filmlerin genelde hüsranla sonuçlanmasına alıştık artık sanırım. Daha çok son yıllarda büyük gişe filmlerinin yaz aylarında gösterime girmeye başlamasıyla, takvimin yeni fırsat alanı olan gişe canavarları şanslarını bir bir deniyor. Çok film olmadığı için yüksek gişe rakamlarıyla coşkuyla karşılandıkları bir gerçek. Ama tersi düşünüldüğünde tam bir hezimetle sonuçlanacağı gerçeği de bir yerde bekliyor yapımcıları.
“Bir Çılgının İçinde” filmi de bu ümitle giriyor vizyona. Ama daha baştan “Meet Dave” gibi filme daha uygun bir ismi “Dave ile tanışın” diyerek çevirmek, filmi merak edenleri bu şekilde çağırmak dururken “Bir Çılgının İçinde” gibi yaratıcılık yoksunu bir gösterim adı hiç yakışmıyor filme. Zira ortada bir çılgın yok ki! Uzaylıların insan görünümlü robotuna “çılgın” tanımlaması getirmek tam bir fiyasko…
Film daha künye üzerine soru işaretleri içeriyor aslına. Senaryo yazarı ikiliden Bill Corbett Tv dizileri, showları ve video oyunları için çalışan sıradan biri. Rob Greenberg’in de Corbett’den bir farkı yok. O da “Fraiser” dizisinde birkaç bölüm yazması dışında herhangi bir parıltı sunmamış bir isim.
Yönetmen Brian Robbins ise “Norbit”te Eddie Murphy’i kılıktan kılığa sokarak Razzie ödüllerini silip süpüren, kötü film nasıl olur konusunda adeta dersler vermiş bir isim. Yaratıcılıktan uzak filmleriyle izleyicide parıltı uyandıramayan Robbins zaten bu konuda sabıkalı iken, Murphy ile işbirliği Norbit ile kimseye yaranamamışken beklentileri hayli düşüren bir filmle karşı karşıya olduğumuzu görmek için falcı olmaya gerek yok.
Film uzaydan gelen bir cismin ki düştüğü akvaryumdaki tüm suyu çekmesinden belli olacağı üzere peşine düşen bir grup uzaylıyı konu alıyor. Uzay gemisi bu kez insan kılığında… Nedendir bilinmez kaptanın kopyası hemde. Kaptanımız Eddie Murphy elbette… Uzaylılarda oldukça küçük ve insanın minyatürü olarak sebepsiz ve nedensiz şekilde dünyaya gelip o cismin peşine düşüyor. Neden bu kadar basit bir uzaylı portresi çizildiği merak konusu olarak kalıyor ve beklentinin aksine cevaplanmıyor.
Anafikirde güzel gibi görünen “küçük uzaylılar bir insan görünümlü robotun içinde” konusunun uygulamada ve yaratımda fiyaskoya dönüşmesi uzun sürmüyor. Robotun ağzı içinde bekleyen görevliler başta olmak üzere kalabalık bir ekibi görmek oldukça şaşırtıcı ve saçma. İnsan görünümlü robot yapacak kadar üstün teknolojiye sahipken kullanmak için hala işçilere ihtiyaç duyulması da hayli şaşırtıcı.
Tüm klişelere uygun olarak, uzaylımız dünyaya Özgürlük Heykelinin dibinde düşüyor. İnsanla karşılaşması da aynı klişelerle dul ve çocuklu bir kadının arabayla kendisine çarpmasıyla gerçekleşiyor. Genç kadın Gina, ölmediğine sevindiği adamı daha sonra eve davet ettiğinde ismini sorduğunda google’dan rastgele seçilen isimle karşılık veriyor ekip; “Ming Cheng” Gina eklemeyi ben “Dave olmasını beklerdim” sözüyle yapıyor. Böylece tam adı “Dave Ming Cheng” oluveriyor çılgın robotumuzun. Konuşmaları kaptan yapıyor ama Murphy kozunu senaristler zeki diyaloglarla kullanmak yerine bu kozu kullanamıyor maalesef.

Dünya hakkında hiçbir şey bilmeyen, hiçbir soruya cevap veremeyen her tepkiyi taklit etmeye çalışan bir karakterin içine düşeceği komik durumlar ümidi her dakika boşa gidiyor adeta.
Her geçen dakika cisme yaklaşan Dave’in, aşkın değerini anlaması başta olmak üzere dünyadaki güzellikleri öğrendikçe başının dönmesi ile gerekli mesajda veriliyor: “Mükemmel Dünyamız”….
Kaptan dışındaki mürettebatın numaradan ibaret olması başta olmak üzere parlak olmayan yaratım aşaması dakikalar geçtikçe perdeden izleyicinin üstüne düşüyor adeta. No 3’ün eşcinsel olduğunu açıklaması da cabası oluyor. Kaptan ile No 2 arasındaki yakınlaşma zaten beklenir bir klişe.
Herşeye eklenen mürettebat arasındaki anarşi konunun bağlayıcı noktası. Zaten uzaylı robotumuz o esnada yarattığı karmaşa ile, parmağının ucuyla ateş etmesiyle kendisiyle bir kez daha teknolojik olarak çelişiyor.
Neredeyse tüm film boyunca sebep-sonuç ilişkisi görünmeyince kötü senaryo dolayısıyla oyunculuklardan da yönetmenlikten bahsetmek de mümkün değil elbette.
Sonrası da bildik finalle noktalanıyor elbette. Tipik bir klişe mesajla “Uzaylılar bile görüp dünyamıza hayran kalıyor bakın… Bizi tanısalar savaşmak yerine yardım ederler” sonuçlanan güldürmeyen komediyle, orijinal adından hareketle “Dave” ile tanışmasanız da olur…