‘Nicole Kidman’ Kategorisi için Arşiv

Joel Schumacher’in yönettiği gerilim filmi “Trespass”ın ilk fragmanı online olarak izleyiciyle buluştu. Nicolas Cage, Nicole Kidman ve Cam Gigandet’in yer aldığı filmde; Kyle ve Sarah Miller’ın (Cage ve Kidman) zengin hayatlarını ve evlerine olan saldırıda hem kendilerinin hem de kızlarının (Liano Liberato) hayatının nasıl tehlikede kaldığı anlatılıyor.

14 Ekim’de gösterime girecek olan film, bundan iki hafta kadar sonra 1 Kasım tarihinde DVD olarak izleyiciye sunulacak.

Gösterim Tarihi: 22 Nisan 2011
Dağıtım: M3 Film
İthalat: Mars Prodüksiyon – Bir Film
Yönetmen: John Cameron Mitchell
Oyuncular: Nicole Kidman, Aaron Eckhart, Dianne Wiest
Yapımcılar: Leslie Urdang, Dean Vanech, Nicole Kidman, Per Saari
Senaryo: David Lindsay-Abaire
Görüntü Yönetmeni: Frank G. DeMarco
Yapım Tasarımı: Kalina Ivanov
Kurgu: Joe Klotz
Yapım Yılı: 2010
Ülke: Amerika
Süre: 92 dk.

Time dergisine göre “yılın en iyi ilk on filmi arasında” yer alan, aynı adlı Pulitzer ödüllü oyundan uyarlanan Mutluluğun Peşinde, aynı zamanda Nicole Kidman’ın hem başrolü hem de yapımcılığı üstlendiği ilk film. Becca ve Howie Corbett mutlu bir evlilikleri olan bir çifttir; fakat küçük çocukları bir araba kazasına kurban gidince kusursuz dünyaları alt üst olur ve bu beklenmedik acı onları mutluluk arayışında duygusal bir yolculuğa çıkmaya zorlar. En İyi Kadın Oyuncu dalında Oscar adayı olan Nicole Kidman’a, En İyi Erkek Oyuncu dalında Altın Küre adayı olan Aaron Eckhart eşlik ediyor. En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında iki kez Oscar’a layık görülen Dianne Wiest  ise Kidman’ın annesi rolünde. Yönetmen Mitchell’a göre bu film “güzel bir melankoli, içinden mutluluk geçen bir şarkı” gibi.
Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi, Hugh Jackman’ın 81. Oscar Ödülleri Töreni’nde sunucu olacağını 12 Aralık Cuma günü doğruladı.
People Magazin’in “Yaşayan En Seksi Erkek” seçtiği ve aktörlük, şarkıcılık, dansçılık kabiliyetlerinin üçünü bir arada bulunduran ayrıca daha önceki sunuculuk deneyimi için ödüller kazanan Jackman, 2004 yılındaki 58. Tony Ödülleri’ndeki sunuculuğu ile 2005 Emmy Ödülü’ne layık görülerek iyi bir etki bırakmıştı. Aynı zamanda, “The Boy From Oz” müzikalindeki performansıyla Tony En İyi Erkek Oyuncu ödülünün de sahibi olmuştu.
Telecast yapımcıları Laurence Mark ve Bill Condon, Avustralyalı aktör Hugh Jacman’a övgüler yağdırdı. Mark ve Condan’ın ortak açıklaması şöyleydi: “Yılın filmleri töreni sunuculuğu ve o gecenin eğlenceli geçmesi için Hugh kusursuz bir seçim.”
Jackman ise Cuma günü başrolü Nicole Kidman ile paylaştığı ‘Australia’ filminin tanıtımı için şehir dışındaydı.
Jackman bir demecinde “Otuz yıl önce ailemle birlikte Sidney’de Johnny Carson’ın Oscar Töreni’ni sunuşunu izlerken, bir gün o sahnede kendimin olabileceğini hiç hayal etmemiştim.” dedi. “Akademi bana bu fırsatı sunduğu için minnettarım, ayrıca eğlenceli ve unutulmaz bir kutlama olacağını düşündüğüm bir organizasyonda Larry ve Bill ile çalıştığım için çok heyecanlıyım.”
‘X-Men’ filmindeki Wolverine rolüyle tanınan aktör, belki hiçbir zaman Oscar’a aday olamadı ama 2001’in romantik filmi ‘Kate & Leopold’deki rolüyle Altın Küre’ye aday gösterilmişti. Oyuncunun diğer önemli rolleri, 2006’da ‘Prestij’ ve 2004’teki ‘Van helsing’ filmleri. Ayrıca Jackman Oscar gösterisinde eskiden spiker olarak da görev almıştı.
40 yaşındaki aktör ve karısı Deborra-Lee Furness kendi Oscar’larına sahipler. 8 yaşındaki oğlu Oscar Maximillian. Ayrıca çiftin bir de Ava isimli 3 yaşında kız çocuğu var.
Yeni yapımcılar, yeni yönetmen, yeni dekorcular ve yeni müzik yönetmeniyle yepyeni bir görünüme ve duyguya sahip olacak olan bu yılın Oscar’ları 22 Şubat’ta.
Jackman’ın seçilmesi ise Akademi’nin büyük standard komedi isimlerinden ayrılması ile mümkün oldu. 2008 ve 2006 yıllarının sunucusu Jon Stewart, 2007’nin sunucusu Ellen DeGeneres ve önceki yılların sunucuları Chris Rock, Steve Martin, Billy Crystal ve Whoopi Goldberg.
Kötü bir uyarlamanın perdeye istilası…
Pek alışılmadık bir filmle karşı karşıyayız. Yapım aşaması da bir film konusu oluşturabilecek olan film uzun bir dönem sonunda, yamalı bohça şekliyle sonunda izleyiciyle buluştu.
Türkiye’de de benzer film vardı; Romantik! Ama bu kez daha farklı bir süreç var. Daha önce 3 kez sinemaya kazandırılmış ilgi çekici bir konuya dayanıyor film. Jack Finney’in 1955 tarihli “The body snatchers” adlı romanı “Invasion of the body snatchers” adı ile çevrilmiş ve klasikleşmişti.
2004’de çekimlerine başlanan filmin 45 günde çekilmesinin ardından, Hirschbiegel’in filmi beğenilmeyip Wachowski‘lerle anlaşılmış, “V for Vendetta’nın yönetmeni James McTongue’nin çektiği yeni sahnelerle ancak biten film yine de memnuniyet vermemişti stüdyoya.
Dile kolay, Daniel Craig henüz bond bile olmamıştı film çekildiğinde. 2007’de yeniden çekilen sahnelerle tamamlabilen film, sonunda vizyona girebildi.
Tüm bunların ışığında bakıldığında filmi değerlendirmek bir hayli zorlaşıyor. İki yönetmene dayanan bir film ve Wachowski’lerin elinin değdiği bir senaryo.
Film iyi bir açılışla aksiyon ve sonuna kadar bizi içine yerleştireceği merak duygusu ile karşılıyor. Bu karşılamanın tüm tadı tuzu ise, belli bir tempo aldıktan sonra yerini adeta bıkkınlığa terk ediyor.
Halbuki doğru kullanılabilse, önceki uyarlamaları gibi iyi bir filme dönüşebilirmiş. Ne yazık ki film bu başarıyı yakalayamıyor.
Wachowski’lerin yarattığı sahneleri çok basit şekilde anlamak mümkün. Zaten onların yarattığı aksiyon sahneleri de olmasa seyirciye çok zor zamanlar geçirtecek olduğu aşikar.
Hikaye bir uzay mekiğinin düşmesi ile başlıyor.
Konu ile ilgili bir devlet görevlisinin mekiğe ait parçalardan birine dokunması ile dönüşüm başlıyor.
Bu dokunuşla yaşanan değişim yayılıyor.
Film bu noktadan sonra iyi bir gerilim yaratıyor aslında. Ama yarattığı bu gerilimi metro sahnesi ile harcıyor. Metroda bir anda psikolog bayanımıza taktikler veren yolcular nerden çıkıyor meçhul. Şehirde bir polis git diyor, o da nerden çıkıyor meçhul. En önemlisi dönüşen insanlarla ilgili ipuçlarını başkalarından alan bir psikolog? Bu nasıl psikologdur? İlk önce onun fark etmesi gerekmez mi?
Arka planda tv’de haberler dönüyor sürekli… Orada da mesajlar veriliyor. Dünya liderleri uyum içinde, barış dünyayı sarmış. Ama tüm bunlar da uyum içinde verilse daha etkili olurdu.
Bir anda her şeyin ortasında aydınlanma yaşanıyor. Bir hastalık tüm bunlara çareymiş. Hemen bize çocuk lazım. Eee psikolog bayanımız bugünler için doğurdu o çocuğu.
Tüm konu bir anda aydınlanıyor. Son derece hızlı bir şekilde film sonlanıyor.
Son sahnede virüsten kurtulmanın çözümünü bulan doktor da başkan olmuş… Tv’lere açıklama yapıyor:
“Herkesi kurtardık. Hepsi rüya gördüğünü düşünüyor”
Ya izleyiciler? Hepsi kabus gördüğünü düşünüyor…