‘Hatice Yakar’ Kategorisi için Arşiv



“Öfkeli Çılgınlık Karamsar Çile” filmimde öncelikle tek başına olan insanı, her şeyden uzak ve yalnız insanı anlatmak istedim. Bu insanları tanımlayacak, hiçbir şeyleri yok ve hiçbir şeye de sahip değiller. Dağlarda yaşarken aynı koşulları paylaştıkları hayvanlardan hiçbir farkları yok. Modern insana ve şehirli yaşama o kadar uzak ve yabancıdırlar ki, adeta yitik ve görünmez olmuşlardır.
Film karakterlerinin bu uzak ve yalnız durumlarını desteklemek için gösterişli kamera hareketlerinden ve renkli kostümlerden özellikle kaçındım. Onların sanki toprağın ve dağın rengine bürünerek doğaya uyum sağlama çabalarını öne çıkarmak istedim. Filmde, doğanın sesinin öne çıkması için müzikte kullanmadım, gökyüzünde ara sıra duyulan jet sesleri ve boşluk sesinden başka ses bulunmuyor.
Adana’da geçen hikaye, ABD üssü İncirlik’ten havalanıp duran Jetlerin, sırf sesleriyle bile bütün bu coğrafya ya nasıl korku saldığını ve yok edici bir etki bıraktığını anlatıyor. Kimi çocukluğuma ait otobiyografik anıları da içeriyor.
Filmde Barış Koçak ve Asiye Dinçsoy dışında, yerel oyuncular ve kendi köylülerim de rol aldılar. Eşekle bir yazı okumak için dağlara götürülen yaşlı adam babamdır ve İskeletin içine giren, ayıyla mücadele eden ve günlerce aç kalıp “ben açlığa ne kadar dayanabilirim” diyen genç Çoban bizzat babamın kendisidir.
Açlık bildiğimiz bir duygumudur, ihaneti kim bize öğretir ya da neden öğrenmek zorundayızdır. Bekçi üç küçük çocuğun birbirlerini ele vermelerini sağlamak isterken hangi duygunun esiridir.
Bir günde başlayıp biten hikaye tüm bir yaşamın metaforudur. Biri doğar, biri ölür, ama korku hem de anlamsız bir korku bu coğrafyada yaşamaya devam eder.

Hatice Yakar

Reklamlar
“ÖFKELİ ÇILGINLIK KARAMSAR ÇİLE”,  Hatice Yakar’ın, Kültür Bakanlığı desteği ile çektiği ve senaryosunuda yazdığı ilk sinema filmi.
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema-TV Bölümünden Mezun olan Hatice Yakar, pek çok dizi film ve Recep İvedik1, Hababam Sınıfı Askerde, Hababam Sınıfı 3,5, Eve Dönüş gibi sinema filmlerinde yönetmen yardımcığı yaptı.
Bu yıl gerçekleşen 30. Uluslararası İstanbul Film Festivalinde, “Yeni Türkiye Sineması” bölümünde gösterilen film, 17 Haziran’da gösterime giriyor.
Adana’da ve dağlarlarda geçen hikaye, ABD üssü İncirlik’ten havalanıp duran Jetlerin, dağlarda yankılanan sesleriyle bile bütün bu coğrafyaya nasıl korku saldığını ve yok edici bir etki bıraktığını anlatıyor.
Filmde daha önce “Hatırla Sevgili” dizisinde Deniz Gezmiş’i başarıyla canlandırmış olan BARIŞ KOÇAK, ASİYE DİNÇSOY, Adana Devlet Tiyatrosundan YUSUF İNAN GÜNEŞ ve konservatuar öğrencileri YAŞAR BAYRAM GÜL, GÖKSEL DEMİR, ayrıca yerel oyuncular ve Filmin çekildiği Kızıldere Köyü sakinleri de rol aldılar. Eşekle bir yazı okumak için dağlara götürülen yaşlı adam ise yönetmen Hatice Yakar’ın kendi babası…
Daha önce Yılmaz Güney’inde “Davudo” isimli bir film çektiği köyde, aynı kayalıklarda aynı yerlerde yeniden bir filmin çekiliyor olması ve filmi çekeninde bu köyden bir Yönetmen oluşuherkesi çok heyecanlandırdı…”bir köyde bir film çekilir ve her şey değişir”…
Filmin, Görüntü Yönetmenliğini Ertunç Şenkay yaptı. Türk sinemasında sayısız filme imza atmış ve pek çok yönetmenin ilk filmini çekmiş olan usta görüntü yönetmeni, bu yıl gerçekleştirilen 30. Uluslararası İstanbul Film Festivalinde, Onur ödülü aldı…
Modern hayatın, Açlık ve aç kalma konusundaki endişelerini, cesur bir biçimde aç kalmayı göze alan Çoban karakteriyle bakan filmde, onun keşfetme arzusuna, doğa ve hayvanlarla olan mücadelesine tanık oluruz… öğrenmek için çileli bir yol vardır önünde…eşekleri cezalandırıp hapse atan Bekçi’nin yaptığı çılgıncadır, Çocuklara birbirlerine ihanet etmeyi öğretirken bir güzelde döver…define peşindeki üç adam öfkelidir, neye ve niçin olduklarını bilmeden öfke duyarlar, öyle ki bu öfke tarihi ve her şeyi yok edecek boyuttadır. Kadınlar karamsar ve umutsuzdur ama küçük kız umut doludur ve sorar “biz nerden geldik, neden buradayız”…   
Bir günde başlayıp biten filmde yeni doğan bebeğin duyduğu ilk ses olur ABD jetlerinin sesi… ölen Gani efendininde duyduğu son sestir, ama o rüzgarın ve dalların dilinden konuşur… “çok soğuk bir gece olacak… bu kış bitmeyecek… bitmeyecek…”
Son derece kısıtlı imkanlarla ve iki haftada çekilen filmde, anlatılan yoksulluğa atıfta bulunularak hiçbir görkemli kamera hareketine yer verilmedi. Sade anlatımı desteklemek için filmde makyaj ve ışık ta kullanılmadı…