‘Kevin Williamson’ Kategorisi için Arşiv

Başarılı geçen iki sezonu geride bırakan The Vampire Diaries’in üçüncü sezonunun çekimleri son hızla devam ediyor. Fotoğraftaki sırayla kadronun yeni isimleri şöyle…
Bu çapta ilk oyunculuk sınavlarını verecek olan Diany Rodriguez, Jason Mac ve onlara oranlara daha tercübeli, en son Hellphone’da izlediğimiz April Billingsley…
15 Eylül’de başlayacak sezonda, kadroya katılacak üç ismim hangi rolleri oynayacağı bilgisi verilmedi. Rolleri dışında diziye hangi bölümde dahil olacaklarını da bilmediğimiz oyuncular bakalım yeni sezonda hangi ağırlıkta yer alacaklar…
Dizinin yapımcısı Kevin Williamson, San Diego Comic Con’da gerçekleştirdiği söyleşide, Vampire Diaries’i sevenlerin keyif alacağı yeni bir dizi olarak tanımladığı The Secret Circle’ın üzerinde durdu. İki dizinin arasındaki farklılıklara değinen Williamson, “Aynı yazarın kaleminden de çıksa, yolları kesişmiyor. Yine cadı var, ama bambaşka bir mitolojide farklı bir hikayede” dedi.
Reklamlar


Bundan 10 yıl önce en son Scream 3 – Çığlık 3’te karşımıza çıkan Hayalet Maskeli Katil geri dönüyor.  Serinin ilk üçlemesinin yönetmeni Wes Craven koltuğundaki yerini tekrar alıyor, senarist Kevin Williamson da ona eşlik ediyor. Geçen bu zamanda Kevin Williamson’ın The Vampire Diaries’e imza attığı takipçilerin dikkatinden kaçmamıştır.

Kastta büyük bir değişiklik olmasını istemeyen yapımcılar Neve Campbell, David Arquette ve Courteney Cox ile yeniden anlaştı.  Geçen zaman içinde karakterlerin hayatlarında değişiklikler ve gelişmeler olmuştur pek tabi ki. Sydney, kişisel gelişim yazarı olmuş, imza günleri için bir tura çıkmıştır. Gale ve Dewey artık evli bir çifttir.  Scream 4Çığlık 4 ün hikâyesi de bu üç ana karakter çevresinde belirlenecektir. Eklenen yeni genç karakterler hikâyeye renk katacak.
Amerika ve Türkiye vizyon tarihi 15 Nisan 2011 olarak belirlenen Scream 4 – Çığlık 4 filminin çekimleri korku filmleri ustası Wes Craven yönetiminde Haziran ayında Michigan’da başladı.
Yapımcı Bob Weinstein uzun bir zamandır serinin devamını yapmak niyetindedir ve geçen 10 yılın yeterli bir ara olduğuna karar verirler. Yapılan açıklamalara göre Scream 4 – Çığlık 4’ ün peşi sıra iki film daha yapılarak ikinci üçleme de tamamlanacaktır.
Yönetmen Wes Craven ve yapımcı Bob Weinstein filmin sloganını “We decade. New Rules. – Yeni 10 yıl. Yeni kurallar.” olarak belirlemişler. Bunun sebebi filmi yapmaya karar verdiklerinde yola çıktıkları fikir. “Biz bir sinema akımı başlattık. Aynı akımı sürdüren toplamda üç tane film çektik. Aradan 10 yıl geçti. Sinema gelişti. Korku filmi türleri çeşitlendi. Her yıl pek çok filmin devam filmleri ya da remake’ leri yapılıyor, biz de yaptık. Fakat bu sefer hepsinden farklı yeni bir film yapma derdindeyiz. Akımın ana kuralları sabit kalacak ama bambaşka bir film izleyeceksiniz.” diyor Wes Craven.
Filmin hikâyesi, üç ana karakterin geçmişte yaşadıkları olaylar karşısında hayatlarını nasıl şekillendirdikleri üzerinde gelişiyor. Hayalet Maskeli Katil’in tekrar hayatlarına girmesiyle de olay örgüsü başlıyor.

Scre4m’de kişisel gelişim kitapları yazarı olan Sidney Prescott (Neve Campbell), kitabının tanıtım turunun son durağı olarak Woodsboro’ya geri döner. Artık evli bir çift olan Şerif Dewey (David Arquette) ve Gale (Courteney Cox-Arquette) ile tekrar iletişime geçen Sidney, kuzeni Jill (Emma Roberts) ve teyzesi Kate’i (Mary McDonnell) de ziyaret eder.
Ne yazık ki Sidney’in yeniden ortaya çıkışı Hayalet Maske’nin de geri dönmesine sebep olur. Sidney, Gale, Dewey, Jill ile arkadaşları ve nihayetinde tüm kasaba artık tehlike altındadır.
1990’larda yeni bir korku filmi akımının öncülüğünü yapan SCREAM – ÇIĞLIK serisinin yeni bölümünün senaryosu yine Kevin Williamson’a ait. Yönetmen koltuğunda da önceki üçlemenin usta yönetmeni Wes Craven oturuyor. Kasta eklenen çarpıcı isimlerse Kristen Bell ve Anna Paquin.
Oyuncular; Neve Campbell, Courteney Cox-Arquette, David Arquette, Emma Roberts, Hayden Panettiere, Rory Culkin, Anthony Anderson, Adam Brody, Mary McDonnell, Marley Shelton, Nico Tortorella, Marielle Jaffe, Kristen Bell, Anna Paquin, Lucy Hale, Shanae Grimes, Aimee Teegarden and Brittany Robertson.


Halen ikinci sezonuyla geniş kitleler tarafından izlenen “The Vampire Diaries” ekibinden yeni bir dizi daha geliyor. “The Secret Circle”…

L.J. Smith’in aynı adlı roman serisinden uyarladığı Vampir Günlükleri’yle başarılı işe imza atan Kevin Williamson bu kez Smith’in bir başka roman serisini karşımıza getirmeye hazırlanıyor. İyi ile kötünün savaşını konu edecek dizinin çekimler öncesi kadrosu da şekillenmeye devam ediyor.

Annesinin büyüdüğü yere dönüş yaptıktan sonra cadı olduğunu keşfeden Cassie’nin çevresinde dönen dizide, yüzyıllardır süren savaşın anahtarı olduğunu öğrenmesiyle New Salem yeni bir savaşın merkez noktası haline gelecek.

Aynı şirket ve ekibin arkasında durduğu yeni dizinin ekibine ayrıca Andrew Miller, Elizabeth Craft ve Sarah Fain’de yapımcı olarak katılmış durumda. Miller ve Williamson’un yazacağı pilot bölümün yönetmeni ise klip yönetmenliğinden dizilere transfer olduktan sonra Vampir Günlüklerini de yönetmiş bir isim Liz Friedlander. Friedlander böylece ilk pilot sınavını da vermiş olacak.

Yavaş yavaş şekillenmeye başlayan dizinin başrol oyuncularıysa belli oldu. Yakın zamanda finalini yapan Life Unexpected’ın genç oyuncusu Brittany Robertson Cassie rolünü alırken, Terminator: The Sarah Chronicles’dan hatırladığımız Thomas Dekker’da Adam rolünü kaptı.

Lux Cassidy rolüyle, kendi üzerine kurulu dizide parlamanın keyfini yaşayan genç sarışın Robertson ile talihsiz şekilde bitmek zorunda kalan dizinin John Connor’ı Dekker’ın aynı dizide buluşması şimdilik gayet iyi görünüyor. Cadı meclisinde sık sık karşı karşıya gelecek ikili romantik işlere de girecek…


Kevin Williamson bir yandan dizinin senaryosu üzerinde çalışırken bir yandan da diğer iki karakteri seçmeye çalışadursun, çekimlerin 24 Mart’ta Vancouver’da başlaması planlanıyor.




Ölümsüz Aşk, Kardeş Rekabeti ve Günlükler…   

Caanım sessiz filmlerde gördüğümüzde irkilmemize sebep olan Nosferatu’lar, Drakula’lar tarihin tozlu sayfalarına gömülüyor giderek… Uzun zaman boyunca çirkinlikleriyle, kötülükleriyle, her an ne yapacaklarının belli olmamasıyla kendilerine has havası olan vampirler en çok çirkinlikleriyle meşhurdu… Gördüğümüzde korkardık, bazen tiksinirdik… Ne olduysa nasıl olduysa devir değişti. Peşi sıra gelen bir dizi romanla tipleri düzeldi, ışıldamaya başladı vampirler bir anda… Ölümsüzlüklerinin verdiği tüm duygular, rahatlıklar gitti de, sanki ölümlü gibi yaşamaya, hissetmeye nefes almaya başladılar. Ölümlü güzel kızlara aşık olmaya, onların peşinden koşmaya başladılar… Özellikle ergenlerin parlak parlak dolaşmalarına, güneş altında haleler saçtıklarına şahit olduk ki, akıllara ziyan mı demeli… Karanlığın kralları olarak görünüyor, tabutlarda geçiriyorlardı gündüzlerini ama artık aramızda dolaşıyorlar…

Romanlar yardımıyla aramıza katılan vampirlerin, sinemada yenilenmesi de gecikmedi elbette… Önce Alacakaranlık serisi geldi, kötülükten uzak bir vampirle, kasabalı kızın aşkını ölümsüzleştirmeye soyundu, sonrasında gelen çorap söküğünün son halkası da diziler elbette. Geçtiğimiz sezonlarda insanlarla avlanmak yerine, avlananları avlayan vampir dizisi “Moonlight”, halen devam eden ve dördüncü sezonunu beklediğimiz “True Blood” derken yine bir kitap serisinden uyarlanan “Vampire Diaries” huzurlarımızda…

Tüm dünyayı etkisi altına “Vampir Modası”nın son halkası olan dizi, 80’li yıllardan itibaren çocuklarla gençlere yönelik yazdığı romanlarla tanınan L.J.Smith’in romanından yapılan bir uyarlama. Genelde korku ve fantastik bilimkurgu alanında romantik romanlara imza atan Smith, seriye 1991 ve 1992’de yazdığı dört kitapla başlamış ve öyle kalmış… Taa ki dizinin çektiği ilgiyle seriye eklediği geri dönüş üçlemesini yazana kadar.

Alacakaranlık serisiyle kıyaslandığında biraz daha derin görünen Vampir Günlükleri’nin künyesi de hayli bildik isimlerle dolmuş durumda. Dawson’s Creek dizisiyle adını duyuran ve sonrasında Scream serisiyle korku türüne yenilenme aşısı yapan Kevin Williamson dinin yapımcısı ve yazarlarından biri. İlk anda göze çarpan izlenme sebeplerinden biri aynı zamanda… Diğer senaristlerden en önemlisi de “Kyle XY”nin yazarlarından Julie Plec… Yapım sorumluları da çağdaş gençlik dizisi olarak tanımlayabileceğimiz “Gossip Girl”ün de sorumluları olan Leslie Morgenstein ve Boby Levy. Tutmuş ve ses getirmiş dizilerin ekiplerinden oluşan bu karma, arkasına başı sonu belli olan, oturmuş bir romanı da alınca işi şansa bırakmamış. 10 Eylül 2009’da yayınlanan pilot bölümden itibaren işi sıkı tutmuşlar. Dizinin pilot bölümünü daha önce True Blood, Dexter, Veronica Mars, Cold Case gibi dizilerde de yönetmenlik yapmış olan Marcos Siega çekmiş, ki henüz ilk bölümden gayet anlaşılır bir hal alıyor dizi, ilerleyen bölümlerde neler olacağını, tarzını en baştan veriyor izleyicisine. Zaten bir pilot bölümden beklenen de o… Bu anlamda başarılı bir ilk bölümle start aldığını söyleyebiliriz…

Dizinin konusunu ise güzeller güzeli esas kızımız Elena’nın hayatına iki vampir’in girmesi oluşturuyor. İki kardeşten Stefan aşkı ve iyiliği sunarken, Damon kötülüğün tarafında. Böylece Elena’nın iyi ile kötü arasında kalışına tanık oluyor, bir yandan da kasabadaki vampir avlanmalarını izler buluyor kendimizi… Stefan ve Damon Salvatore kardeşlerin kasabadaki uzun tarihleri ve kökleri yardımıyla da geçmişten olaylarla da her şeyin başlangıcına dönülüyor ki, en can alıcı noktada burada. Salvatore kardeşleri vampirleştiren Katherine’in adeta ikizi gibi Elena… Salvatore kardeşlerinin ilgi odağı olmasının sebebi de bu benzerlik oluyor zaten. Annesiyle babasını trafik kazasında kaybetmiş, erkek kardeşiyle birlikte teyzesinin yanında yaşayan Elena fiziğine cuk oturan hüzünlü bakışlarla yaşadığı kaybolmuşluktan Stefan’la karşılaştığında kurtuluyor. Kardeşi Jeremy ise aynı kaybolmuşluğu okulda uyuşturucu satarak aşma peşinde… Elena’nın en yakın arkadaşı Bonnie’nin de ilerleyen bölümlerde kim olduğunu görünce Mystic Falls kasabasında hareketli günler başlıyor…

Elena ve Stefan’ın karşılıklı yazdıkları ve kurguda birbirini tamamlayan cümleleriyle pilot bölümden kurulan bağ iyi bir izlenme oranıyla izleyicisini peşinden sürüklüyor. Bir yüzük yardımıyla gündüzleri de ortalıkta cirit atabilen vampir kardeşler, aralarındaki rekabeti de sık sık savaşa dönüştürerek kendi amaçlarının peşinden gidiyor. Şimdilik yayınlanan bölümlerden çıkan sonuçta hayli iyi… Tempo sorunu yaşamayan dizi, zaman zaman gerilim sularına da giriyor ve sıkıcılaşmadan kararında ilerliyor. Vampir Modasının bir halkası olması dışında bir eksisi de bulunmuyor…

Dizinin oyuncu kadrosu da doğru seçimlerden oluşuyor. Elena’yı canlandıran Nina Dobrev ayağına gelen fırsatı değerlendirmiş görünüyor, belli ki uzun süre izleyeceğiz kendisini. Korku türüne de hayli yatkın olması hayli sevindirici. Kadronun en tecrübeli ismi Paul Wesley ise Stefan rolünde aradığı çıkışı bulmuş görünüyor. İrili ufaklı bir çok dizide gördüğümüz oyuncu kariyerinin onuncu yılında beklediği sıçramayı yapmış. Kötünün temsilcisi Damon denince çok açıklama yapmadan Lost’un Boone’u demek yeterli galiba. Bonnie’yi canlandıran Katerina Graham’da dizi sayesinde yakaladığı çıkışı programına aldığı bolca filmle süslemiş durumda. Kadronun diğer isimleri de irili ufaklı film ve dizilerde oynamış tanınmış yüzlerden oluşuyor. Şimdiden karakterlerini ve bağlarını sağlam bir şekilde kuran dizi, ilerleyen bölümlerde sorun yaşayacağa da pek benzemiyor…



Vampirlerden korkmak yerine, ölümsüz olmaları dışında onlarda tıpkı bizim gibi diyenlerdenseniz Mystic Falls kasabasına davetlisiniz… Salvatore kardeşlerin ölümsüz aşkları ve vampir tarihi günlüklerden okunmak üzere sizi bekliyor…