‘Ölüdeniz Dergisi’ Kategorisi için Arşiv

1995 sonları… İnternetin olmadığı dönemler… Rock müzik henüz alt kültür iken, dergilerde rock müzik konu edilmezken tüm iletişimi sağlayan bağımsız yayın organları vardı. Kimi zaman kes yapıştır harflerle, kimi zaman da pcde hazırlanan dizgisi ile bir örnek basılıp, fotokopi ile çoğaltılan dergilerdi bunlar. “Fanzine” adı verilen bu dergiler Laneth’in başını çektiği geniş bir dünya yarattı.
Bende boş durmadım tabi. Çanakkale’den Semih Şimşek’le birlikte “Rock Fan Zine” adıyla Ocak 1996’ta bizde varız demiştik. Bu periyodu belirsiz derginin ilk sayısında baskı öncesi kalan son sayfaya “Duygunun Kapıları” başlığı ile bir öykü yazıp dergiyi tamamlamıştım. Geçen zaman içinde bu dolması gereken sayfa kendi başlığını araladı. 2. Sayıda 2,5, Üçüncü sayıda 4 sayfaya çıktı. Sonra baktık kabuğuna sığmıyor, dördüncü sayının arka kapağındaki ilanla yeni derginin temellerini attık.
Ağustos 1997’de “Ölüdeniz” dergisi 32 sayfalık A5 boyutu ile Türkiye’ye dağıtıldı. Tabii tek dağıtım yolu vardı. PTT havalesi yada mektupla yollanan para sonrası adrese teslim. Sadece iki kişiydik işin mutfağında. Sevgili dostum Rahşan Duman ve ben mektupla ulaştırılan yazıları değerlendirip karar veriyorduk. Sonra emektar macintosh’da dizgi ve fotokopi.
“Üç ayda bir yayınlanan Sevgi ve dostluk” dergisi sloganı ile 97’de başlayan dergi Kasım 2000’de 12.sayısıyla veda etti. Geçen zamanda kemikleşen bir okuyucu kitlesi yarattı. Varolan Fanzinlerden farklı olarak, kendi kimliğini daha sağlam oluşturan, dergi olmaya çalışan bir fanzin oldu.
Birebir mektuplaşmalardan görünen çok daha farklıydı. Dergiyi biz çıkarmıyorduk. Okurlar bizden daha çok sahipleniyorlardı. Yoğun ÖSS trafiğinde ailesinden gizli elinde fenerle yorgan altında okuyanlar, eline geçmez şüphesi ile iki farklı adrese dergi isteyenler, biraz gecikince telefon açıp soranlar…
1997-2000 arasında çıkan 12 sayı boyunca yaptığımız yolculuk yeniden bu sayfalarla okurla buluşacak… Pdf formatı yerine dokunayım, fotokopiden okuyayım diyenler iletişime geçebilirler…

Türk dergiciliğinde bugünlerde enteresan şeyler oluyor.Özellikle sanat dergiciliğinde işler bir hayli karışık.

Hala bu sektörde deneyenler olmasına rağmen kapanmalar yeni denemeler sürekli birbirini kovalıyor.
Sinema dergiciliğiyle başlayalım.
Yıllardır çıkan Sinema dergisi halen devam ediyor.Altyazı dergisi inatla ve sponsorunun yardımıyla halen çıkıyor. Film artı dergisi ise devam edemedi.Onun yerine iki dünya markası girdi piyasaya. 3. sayısıyla devam eden Empire ve bu ay yayına bailayan Total film. Aralarındaki rekabet ise işimize yarıyor. Biri kitap veriyor biri dvd. Tabi akıllara gelen çok büyük olmayan bir pastayı paylaşmaya çalışınca en büyük lokma en iyi hediyeyle gelir herkes biliyor haliyle. DVD artı dergisi ise sektörün tek dergisi olarak kazasız belasız yürüyor.
Müzik dergiciliğinde aynı karışıklık var. Roll dergisi oturan çizgisiyle aynen devam ediyor yoluna. 100 sayıyı devirdiler ve artık onlarda hediye verir hale geldiler. Bant ve Basatap dergileri de 2. yaşlarına bastılar çoktan. Gençlik müzik dergilerinin hali malum. Blue jean kuşakların dergisi oldu bile. 2.kuşağıda bitiriyorlar.
Edebiyat dergiciliğine geçmeden önce sanat dergilerine bakmak lazım.Hali hazırda çıkan dergiler yollarına devam ediyor zaten. Sanat dergileri zaten belli başlı sponsorluklarla çıktığı için zorlanana zorlana devam ediyor yoluna. İlk başta aylık yayın yapacağını ilan edenler sonradan 3 aylık periyoda dönüyor mecburen.
Yılları deviren Sanat Dünyamız dergisi dışında ‘P’ dergisi var hali hazırda. Diğerleri dağıtım ve çıkış sorunu yaşıyor.
Edebiyat dergiciliğine bakarak kendi dergimden de bahsedeyim önce. 4 yıllık süre zarfında toplamda 13 sayı 1 yıllık, 14 sayılık “Ölüdeniz” maceramız oldu. 1997-2002 yılları arasında fotokopiyle çoğalan 32 sayfalık A5 boyutlu dergide öykü, şiir kullanıyorduk. Üretim safhası dışında, tanıtmak, ulaştırmak sürekli takip edilmesini sağlamanın ne kadar zor olduğunu bilirim. Mersin’den çıkan bir derginin, tüm Türkiye’ye sadece posta yoluyla dağılması o zamanlar kolay geliyordu. Şimdi baktığımdaysa zoru başarmışız duygusu yaratıyor bende.
Gelelim edebiyat dergilerine. Arkasında büyük yayınevleri olan dergiler yaşayabiliyorlar. Yapı Kredi Yayınlarının ‘Kitaplık’ dergisi gibi. Hatta şiir, öykü yıllıkları bile veriyorlar. Aynı şeyi Adam Yayınevi başaramadı. Öykünün misyon dergisi adam Öykü kapandı. E dergisi yaşayamadı. Notos Öykü dergisi yerini almaya çalışsada, ömrü merak konusu. K dergisi ise 1 YTL’lik fiyatıyla denemeye devam ediyor.
Peki bunca şeye rağmen Mersin ne halde. Mersin’de birçok sanat etkinliği oluyor ama bir dergi yok maalesef. Kültür Bakanı çıkarmış bir şehrin kültür sanat dergisi niye yok sormak lazım! Etkinliklerin seyircisi de var, okuyucusu da olacaktır kanımca.Gazetelerin kültür-sanat sayfaları ile bir süreç başlarsa bu dergicilerde çok uzak değil derim ben…..