‘Polis’ Kategorisi için Arşiv

Onur Ünlü İlk Filmi Polis’i anlatacak

Sine-Sen’in düzenlediği ve geçen hafta Handan İpekçi’nin BABAM ASKERDE filmiyle başlayan etkinlik bu hafta Onur Ünlü’nün POLİS filmiyle devam ediyor.
Şişhane’deki Sinema Emekçileri Hareket Noktası ve Kültür Merkezi Çok Amaçlı Salon’da 11 Nisan 2010 Pazar Saat 17.00’de Onur Ünlü’nün “Polis”, filmi izleyiciyle buluşacak.
Film gösterimlerinin ücretsiz olduğu etkinlikte izlenecek filmin ardından, yönetmenle bir söyleşi gerçekleştirilecek. Söyleşiye katılacak izleyiciler yönetmenlerin ilk filmlerini çekerken yaşadığı sıkıntıları, zorlukları ya da kimi güzel anıları öğrenme şansına sahip olacaklar.
Polis, Musa Rami mesleğinin zirvesinde bir cinayet masası polisidir. Bugünlerde kafasını meşgul eden iki şey vardır. Birisi kendisinden kırk yaş küçük üniversite öğrencisi Funda’ya olan aşkı, bir diğeri de ünlü mafya ailesi İzmitlilerin Rami ailesine yönelik bitmek bilmeyen tehditleri. Musa Rami iyi bir baba, iyi bir polis ve iyi bir aşıktır ve görünen o ki Musa Rami işi, aşkı ve ailesi arasında sıkışıp kalacaktır. Aynı günlerde aldığı bir haber ise Musa Rami’yi tamamen altüst eder. Filmde, Haluk Bilginer, Özgü Namal, Ragıp Savaş, Sermiyan Midyat, Emre Karayel, Settar Tanrıöğen, Kaan Çakır, Aylin Çalap, Sinan Çalışkanoğlu, Yeşim Ceren Bozoğlu, Emel Pala, Neşe Şayler, Engin Benli, Murat Cemcir, Gözde Akyıldız rol alıyor.
18 Nisan 2010 tarihinde de Semih Kaplanoğlu’nun ilk sinema filmi “Herkes Kendi Evinde”nin gösterimi ve Semih Kaplanoğlu’nun katılımıyla devam edecek.

Sinema Emekçileri Hareket Noktası Çok Amaçlı Salon
Çini ve Mozaik altgeçidi,
Bedrettin Mah. Refik Saydam Cad.
No: 22-1/A-N ŞİŞHANE
Tel: 0 212 250 78 33-34

Türk sinemasında 2007

Yayınlandı: Ocak 21, 2008 / Barda, Kritik, Polis, Yumurta
Nicelikte var, Nitelikte yok…

2007’de farklı türlerde toplam 43 yerli film sinemalarımızda gösterime girdi. 2006’da bu rakam 34 olduğu düşünülürse oldukça iyi bir rakam, üstelik 1990’dan bu yana ilk defa 40 sınırının geçilmiş olması daha da iyi.
Ama her şey bu kadarla sınırlı kalmadı. 2006 yılında 17.8 milyon kişi yerli film tercihini kullanmışken, 2007’de bu sayı maalesef 11 milyon civarında kaldı. 6 milyon izleyici kayıp!
İzleyici kaybına rağmen başarılı bir yıl olduğunu söylemek mümkün aslında. Yurtdışından ödüllerle dönen film sayısı bakımından oldukça bereketli bir sene yaşandı. “Beş Vakit”, “Kader”, “Takva”, “İklimler”, “Küçük Kıyamet” 2006’nın ödüllü filmleri iken, ‘Yumurta’, ‘Rıza’, ‘Beynelmilel’, ‘Yaşamın Kıyısında’, ‘Polis’, ‘Adem’in Trenleri’, ‘Mutluluk’ ve ‘Sis ve Gece’ 2007’yi ödülle kapatan filmlerdi.
4 film 1 milyon seyirci barajını aştı. Beyaz Melek, Maskeli Beşler: Irak, Son Osmanlı Yandım Ali ve Kabadayı. Yılın en az izlenen filmi ise sadece 384 kişinin izlediği Fikret Bey oldu.
Genelde dizilerle meşhur olan, seyircinin izlemeyi sevdiği isimlerle oluşturulan kadrolar tercih edildi. Korku denemeleri devam etti. Genç sinemacıların ilk filmlerinin yılıydı bir bakıma. Genele bakıldığında her türde örnekler veren 43 film yine de beklenin altında bir geri dönüş yaşadı.
Yılın en çok izlenen filmi Beyaz Melek, hız kesmeden izlenen, ilk gününden yakaladığı istikrarı devamlı kılan mesaj içerikli film olarak yılın son ayında geldi. Bir şarkıcı filmi olarak gündeme gelse de bu kimliğin dezavantajlarını çabuk attı. Bol bol ağlatan, sürekli duygu sömürüsü yapan mesaj kaygılı film adeta Türk televizyon izleyicisinin tercihlerinin bir karışımı gibiydi.
Şener Şen başta olmak üzere en iyi kadroya sahip Türk filmi olarak gündeme oturan Kabadayı her yaştan izleyiciye hitap eden film oldu. En azından seyircinin bazı isimlere, bazı kadrolara gözü kapalı gideceğinin sağlaması yapılmış oldu.
Yılın en basit senaryoya sahip, zeka seviyesi düşük esprileriyle Maskeli Beşler : Irak oldu ama ne hikmetse seyirci öyle düşünmedi. Bazen hiçbirşey düşünmeden hafif bir film izleme ihtiyaçlarının mesajı verildi yapımcılara.
Son Osmanlı Yandım Ali ise hem milliyetçilik hemde Osmanlı özlemine dokunuyordu. Dünyadaki onca çizgi-roman uyarlamasının ardından bizden de iyi bir çizgi roman uyarlaması çıktı sonunda.
Yılın en çok tartışılan filmi kuşkusuz Çılgın Dershane oldu. Kötü demenin bile az kalacağı bir film, cinsel açlığı olan herkesi doyma vaadi ile çekti. İzleyen ne kadar tatmin oldu bilinmez ama iyi bir rakamla hem devam filminin yolunu açtı, hemde benzerlerinin. Neşeli Gençlik ve 18’ler takımı da aynı formülü denemesine rağmen başarısız oldu.
Siyasi filmler, özellikle de 12 Eylül olaylarını anlatmaya devam etti sinemamız. Bunlardan en başarılısı kuşkusuz Beynelmilel’di. Zincirbozan ve Cumhurbaşkanı öteki Türkiye’de sadece iyi birer deneme olarak kalabildi.
Anadolu öyküsü altında doğu-batı sentezi yapan Mutluluk da seyircide ve gösterildiği festivallerde iz bırakan filmlerden oldu.
Sinema açısından önemli yeniliklerden biri de Pars:Kiraz Operasyonu ile geldi. Aksiyon sahnelerini çekebiliriz yargısını izleyenlere hissettirmekle kalmadı, devamını dizi olarak getirmeye soyundu.
Duvarı Karşı sonrası Fatih Akın’ın “Yaşamın Kıyısında” olması aynı etkiyi yaratmadı. Kendine has sinema duygusundan çok sinema aritmetiğine dalan Akın, heyecanını seyirciye aktaramadı.
Musallat ve Gomeda ile korku filmi denemeleri devam etti. İyi bir fragmana rağmen yanlış oyuncu seçimleri Musallat’ın en önemli sorunu oldu. En iyi oyuncusu 10 dakika görünen çocuk olan bir filmin daha fazlasını yapmasını da beklemek zor olurdu zaten. Gomeda ise kısa filmleriyle beğenilen bir yönetmenin unutulması gereken filmi oldu sadece.
Senenin enteresan denemeleri de oldukça fazla idi.
Tamamen Sezen Aksu şarkılarına dayanan garip video klip-film arası denemesi O Kadın sadece deneme olarak kalabildi.
Yıllardır beklenen bitmeyen film Romantik devamlılık sorunları ile kayboldu gitti. Sinan Çetin’in filmi bekletmesinin doğru olduğu anlaşıldı. Bir diğer film Bana Şans Dile de Çağan Irmak etiketi ile girdi gösterime ve kayboldu gitti.
Polisiye denemesi Sis ve Gece nedense izleyiciden aradığını bulamadı. Artık kemikleşen polisiye dizi meraklılarına rağmen 59 bin izleyiciyi çekebildi salonlara.
En özgün olmaya çalışan deneme Polis filmi geldi. Takeshi Kitano filmlerine meraklı ekibin tür denemesi, izlenmesi görsel olarak keyifli, mantık olarak bol soru işaretli olarak kalakaldı. Haluk Bilginer faktörü olmasa sonuç daha da kötü olabilirdi.
Seneye damgasını vuran bir diğer film ise “Barda” oldu. Şiddetli içeriği, yaşanmış olaya dayanması ile çok konuşuldu ama izlendi. Tabii bunda montaj masasından çalınan dvdnin korsan olarak piyasaya sürülmesinin büyük payı vardı. Senenin en şanssız filmi olarak kaldı.
43 filmlik bir yılda 9 film 10 bin rakamını göremezken, birçok filmde gösterimde aralara sıkışmanın sorunlarıyla boğuştu.
Oyuncular açısından Kenan İmirzalıoğlu ve Özgü Namal yılıydı. Nejat İşler’de yılın konuşulan isimlerinden oldu. Yönetmen olarak sivrilen isimse Sırrı Süreyya Önder Beynelmilel ile alkışları topladı.
Son olarak pek rastlamadığımız üçleme denemesine soyunan Semih Kaplanoğlu ve Berkun Oya da tebrik edilmesi gereken isimlerdi.
Adet olduğu üzere kendi ilk üçümü vererek yazıyı bitirirken, yeni yılın geçen sene eksik olan niceliği getirmesini dileyeyim…
3. Polis 2.Barda 1. Yumurta