Aynı Hikaye

Posted: Eylül 3, 2011 in Aynı Hikaye, Edebiyat, Elif Işık

Gerçekler, hayaller gibi sevilip önemsenmedi hiç. Oyüzden hep yarım, hep yitik, hep silik kaldılar…

Çocukken zaten bihaberdik onlardan. Müthiş hayalgücümüzle dünyayı keşfetme peşindeydik. Büyüklerin dünyasına adım attığımızdaise; “gerçekler acıdır” dendi, kaçmak öğretildi bize. “İnsanı yaşatan, ayaktatutan hayalleridir” dendi, peşinden gitmemiz salık verildi. Bu yüzden hep hevesettik, hep heyecanlandık, hep istedik, hatta elimizden geldiğince uğraştıkonlar uğruna. Gerçek olduklarında ise, bir bahane bulup sırtımızı döndük; nasılbaşladığımızı hep unutarak.

Düşüp de dizlerimiz kanayınca, tekrar binmek istemedikdüne kadar yatağımızın baş ucunda tuttuğumuz o ilk bisikletimize. Annemiz alsındiye mızmızlandığımız o bebeğin varlığını, yıllar sonra kolu kopuk birvaziyette sandıkta gördüğümüzde hatırladık. Çok istediğimiz o işe kabuledildikten bir süre sonra, daha çok dert yandık yorgunluktan ve stresten.Gelelim diye can attık İstanbul’a, sonra bir baktık “bu şehirde yaşanmazabi”ler döküldü dudaklarımızdan. Ne umutlarla, heyecanlarla elini tuttuğumuz okişinin elini de bir süre sonra bıraktık, kimi zaman farkına bile varmayarak..Hayat buydu çünkü, gerçeklerden ibaretti. Ve hayat, uğruna mücadelegerektiriyordu. Kimimiz çok yorgun, kimimiz çok mesguldük bunun için. Kimimizise, değmeyeceğini düşündük sadece bir ya da iki şey aksi gitti diye… Oysaayırt etmek gerekiyordu; umduğumuz gibi gitmemesiyle, aksi gitmesi arasındafark vardı. Mücadeleyi bu belirleyecekti, ama çoğumuz için boş vermek dahakolaydı.

Yetmezmiş gibi, gerçekler kendi içlerinde üçe ayrıldıbir de… Kötü olanlar, “maalesef” kelimesiyle başlandı anlatılmaya. İyileriçinse ilk tepkimiz, “gerçekten mi?!” oldu ironik bir biçimde. İnanamadıkistediğimiz şeylerin başımıza gelebileceğine. Ve bir süre sonra, o güzelşeyleri de kaldırdık kafamızdaki tozlu tavan arasına, diğer “gerçek”lerinyanına. Üstüne bir de, biz istediğimiz sürece hep orada olacaklarına inandıkumarsızca…

Geriye kalan gerçekler ise; kötü niyetli insanlartarafından kullanılıp “hedef” haline dönüştürüldüler. Yalanlar, aldatmalar, ikiyüzlülükler, ayak kaydırmalar, oyunlar ve sahte gülümsemeler, riyakar sevgiler;hep bu hedefin altına gizlendiler. “Neden?” dendiğinde; “n’apalım hayatınkendisi bu, ihtiyacım vardı, hem herkes böyle” dendi. Tarafların durumdanmemnun olduğu karşılıklı menfaat hallerinde, “gerçekler” bilindiği haldekonuşulmadı bile. Ama işin içine diğerinin hayallerinin yıkılması girdiyse;zaten kötü bir imajı olan gerçek, daha da beter hale geldi. Oyun bozan diyetaşlandı. Rafa kaldırılması gereken o insanlarken, olaylardan nasibini sadecegerçekler aldı.

Oysa, hayallerin şerefine kadehler kaldırıldı, engüzel müzikler-mezeler eşliğinde. Kahveler içildi bol köpüklü, fallarkapatıldı. Birazcık yaklaşılınca dileklere, kulaklar dört açıldı; “başka negörüyorsun?!” dendi hevesle. Bugünden mi bahsedildi, hemen “aman canım, falainanma falsız kalma işte” diyerek yıkandı fincanlar.

Gerçekler, hayaller gibi sevilip önemsenmedi hiç. Oyüzden, ne zaman bir hayal gerçek olsa, malum sona bir adım daha yaklaştı “aynıhikaye”…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s