Blue October – Any Man in America

Posted: Ağustos 17, 2011 in Any Man In America, Blue October, Müzik
1995 yılında Texas’ta kurulan alternatif rock grubu Blue October, sonunda altıncı stüdyo albümü Any Man in America’yı yayınladı. Albümü değerlendirmeden önce, grubun tanımayanlar için anlatayım biraz..

Vokalist Justin Furstenfield tarafından grupta, kardeşi Jeremy Furstenfield davulda, Julian Mandrake gitarda, Matt Noveskey basta ve Ryan Delahoussaye de kemanda yer almakta.

1998’te ilk albümü The Answers ile bugüne dek koruduğu soundunun temellerini atan grubun dikkat çekici parçası Black Orchid olur, ki sözlerine dikkat edilmelidir… Çok büyük fırtınalar koparmasa da bir parça tanınan grup, melodik şarkıları ve keman tınılarının yanında vokalistiyle farkedilir… İkinci albümleri pek gecikmez… Constent to Treatment’ta da aynı çizgiyi sürdüren grubun amnesia ve indepently happy adında iki hiti daha olur böylece… Ama halen beklenen o patlama gelmemiştir…

2003 yılı işte o patlamanın yılı olur… History for Sale, grubun en iyi albümü olarak değerlendirilecek zirve noktası olarak görülmeye devam edilmekte. Muhteşem Ugly Side ile açılan albümün diğer lokomotifleri calling you, come in closer, a quiet mind olur. Albümün başarısı bir yıl sonra çift cd’lik live albümü getirir. Ama halen küçük bir kitle tarafından bilinmektedirler… Ulusarası başarıyı getiren albümse 2006’da çıkan Foiled olur. Ki albümün ve grubun en önemli hiti Hate Me, uzun sürede listelerde ilk sıraları alır… Tabii bununla kalmaz, you make me smile, she’s my ride home ve enfes sözleriyle what if we could hafızalara kazınır. Daha sonra iki cd’lik sete dönüşen albüm gruba platin plak ödülü de getirir.

2009’da çıkan Approaching Normal, parlayan şarkıları Say it ve Dirt Room olsa da başarı sonrası tipik bir ortalama albüm tadındadır. Başarı filmler ve dizilere şarkı vermeyi getirir… İki yıllık sessizlikte böyle başlar…


Gelelim 2011’e… Grubun bu seneye iki albüm sığdırdığını belirtelim hemen… Akustik kayıtları “Ugly Side” adıyla yayınlayan grup, hemen sonrası Any Man in America’yı müjdelemişti…

13 şarkıdan oluşan Any Man in America, artık grubun markası haline gelen keman nağmeleri ve intro ile açılıyor… İlk şarkı The Feeling Again ile klasik bir albüm başlangıcı yapılıyor… Melodik ve akılda kalıcı bir hit. Kemanların başrolde olduğu hafif tempolu şarkılarda başlamış oluyor böylece. Dördüncü şarkı For the love ilk göze çarpan şarkı. Ki defalarca dinlenebilecek bir hit adayı olarak albümün en iyisi. Çok geçmeden elektronik altyapı ile albümün ikinci yarısı başlıyor ki, albümün en tempolu şarkısı The Chills hariç öylede gidiyor. The Getting Over it Part’ın da yine özel ilgiyi hakettiğini belirtelim. Patricia Lynn’in vokalere konuk olduğu The Fallow Through ile kapanan albüm, fanatikleri üzmeyecek yakınlıkta tınlıyor. Bunu sağlayan da grubun alışık olduğumuz tarzını, soundunu bırakıp macera aramaya çalışmamış olması. 

Grubu hiç duymamış olanlar için parlak bir giriş olmadığını da eklemek gerekiyor. En iyi albüm halen History for sale… Önceki albümlere göre daha az hit barındırdığını söylemek içinde erken değil. Approaching Normal’den daha iyi olduğunu da eklemek gerek. 

Artık olgunlaşmış müziğiyle, ilk dinleyişte kendini sevdirebilecek, keman nağmeleri ve karakteristik vokalleriyle farkedilecek bir albüm var karşımızda. Texas’lı beşli daha iyisini yapana kadar, eldekini korumayı başarabilen ender örneklerden biri olarak alkışı hakediyor, en çokta for the love için…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s