Şirinler / The Smurfs

Posted: Ağustos 5, 2011 in Hank Azaria, Jayma Mays, Neil Patrick Harris, Raja Gosnell, The Smurfs, Vizyondakiler, Şirinler
Columbia Pictures ve Sony Pictures Animation’ın gerçek oyuncularla canlandırma karakterleri bir araya getirdiği aile komedisi, The Smurfs/Şirinler, efsanevi Şirinleri beyaz perdeye getiriyor. Kötü büyücü Gargamel’in köylerinden kovaladığı Şirinler, büyülü bir geçitten geçip dünyamıza gelerek New York’taki Central Park’ın tam ortasına düşüyor. Büyük Elma’da sıkışıp kalan üç elma boyundaki Şirinler, Gargamel izlerini bulmadan köylerine dönmenin bir yolunu bulmaya çalışıyorlar.
Columbia Pictures ve Sony Pictures Animation bir Kerner Entertainment Company yapımı olan, The Smurfs/Şirinler’i sunar. Filmin başrollerinde  Neil Patrick Harris, Jayma Mays, Sofia Vergara ve Gargamel rolünde Hank Azaria var. Yönetmen Raja Gosnell. Yapımcı Jordan Kerner. Filmin senaryosu  J. David Stem & David N. Weiss ile Jay Scherick & David Ronn’a ait. Öyküyü yazan isimler; David Stem & David N. Weiss. Peyo’nun karakterlerinden ve eserlerinden uyarlanmıştır.  Yürütücü Yapımcılar Ezra Swerdlow, Ben Haber ve Paul Neesan.  Görüntü Yönetmeni Phil Méheux, BSC.  Prodüksiyon Tasarımcısı Bill Boes.  Editör Sabrina Plisco, A.C.E.  Özel görsel efektler Sony Pictures Imageworks Inc.  Görsel Efekt Süpervizörü Richard R. Hoover.  Kıyafet Tasarımcısı Rita Ryack. Müzik Heitor Pereira. Film Türkiye’de Türkçe dublajlı olarak gösterime sunulacak.
SMURF ve tüm Smurfs karakterleri ©Peyo.  Her hakkı saklıdır.  “Smurf” ve “The Smurfs” STUDIO PEYO’nun kayıtlı markalarıdır.
FİLM HAKKINDA
1958 yılında, Belçikalı sanatçı Pierre “Peyo” Culliford bir çizgi roman dergisi için Şirinleri yarattı. Orijinal adıyla “Schtroumpfs” bir anda popüler olarak dergiye mektup yağmasına yol açtı. Sonraki elli yıl boyunca bir fenomen haline gelerek çizgi romanlarda, kitaplarda, çizgi dizilerde, filmlerde, video oyunlarında, televizyon programlarında ve 300 milyon adetten fazla satılan figürlerde hayat buldu. Şirinlerle büyüyen çocukların şimdi birer ebeveyn olması ve çocuklarını Şirinlerle tanıştırması sayesinde, bu sevimli karakterlerin cazibesi nesilden nesile aktarıldı.
.
Yapımcı Jordan Kerner’a göre, Şirinler’in dünyanın dört bir yanındaki insanları nesiller boyu eğlendirmesinin ardındaki nedenleri açıklamak kolay. Şirinlerin tek özelliği sevimli olmaları değil- insanoğlunun en iyi özelliklerini temsil ediyorlar. Kerner “Şirinler bir mecazi anlamda bir ulusu anlatıyor,” diyor. “Aileyi ve işbirliğinin önemini vurguluyorlar. Daha da önemlisi, insanların önce en iyi yanlarını görüyorlar. Şirinler birbirlerine gerçekten çok önem veriyorlar.”
Şimdi, Columbia Pictures ve Sony Pictures Animation yapımı The Smurfs/Şirinler’de, Şirinler ilk kez köylerinden dışarı çıkıp beyazperdeye geliyor. Yönetmen Raja Gosnell, “Bu bir sudan çıkmış Şirin hikâyesi” diyor. “Şirinlere has yaşam tarzını alıp günümüz New York’una yerleştirdik.”
Kerner’ın Şirinleri beyazperdeye getirme macerası 1980 yılına, efsanevi NBC yöneticisi Brandon Tarkitoff’la yaptığı bir kahvaltı toplantısına dek uzanıyor. Tartikoff, Kerner’a Şirinler’i konu alan ve bir TV programına uyarlamayı düşündüğü bir kitap serisini okumasını önerdi. Kerner karakterlere hayran kaldı. Tabii ki Tartikoff “Şirinler”i Cumartesi sabahlarına getirerek, sekiz yılda 256 bölümü yayınlanan bir Hanna-Barbera dizisine dönüştürdü.
1997 yılında, Kerner Smurfs markasının lisans ajansı olan Lafig’e bir dizi mektup göndererek film yapmak istediğini belirtti. 2002 yılında Kerner’ın yapımcılığını üstlendiği, E.B. White’ın klasik çocuk romanı Charlotte’s Web’in başarılı ve içten uyarlamasını gören Peyo’nun mirasçıları, Şirinlerin iyi ellerde olacağını anladı.
Peyo’nun kızı Véronique Culliford, babasının evrensel çekiciliğe sahip bir şey yarattığını söylüyor. “Şirinler birbirine çok benziyor ama her bir Şirin kendine özgü,” diyor. Bir bakıma oldukça sosyal karakterler. İnsanların sahip olmak istediği tüm niteliklere sahipler.”
Culliford’un belirttiği gibi, hayatta bazı şeyler değişse de Şirinler sabit bir referans noktası oluşturuyor. “Öyküler kuşaklar boyu popülerliğini koruyor çünkü insan daima insan. Olduğumuz gibi kalıyoruz; Şirinler de bizim hayatımızı yansıtıyor. Geçen yıllara, farklı teknolojilere uyum sağlayabiliyoruz ama kimliğimiz değişmeden kalıyor.”
Culliford ve ailesi, yıllardır bir Şirinler filmi yapmak istiyordu. Kerner’ın sahip oldukları vizyonu ve hevesi paylaştığına emin olduklarında, hissettikleri şeyi, Culliford “büyü,” diye açıklıyor. “Jordan yapmak istediğimiz gibi bir Şirinler filmi yapmak isteyen ilk kişiydi,”
Bu, babasının yarattığı karakterlerle büyümüş olan Culliford için uzun süredir kurduğu bir hayalin gerçekleşmesi anlamına geliyordu. “Şirinler 1958’de, doğduğum yıl ortaya çıktı,” diyor, “yani Şirinler başlangıçtan beri hayatımın bir parçasıydı. Hep Şirinlerle yaşadım. Babam evde çalışırdı; okuldan geldiğimde her yerde Şirinler olurdu, Şirince konuşurduk. Etrafta Şirinlerin olması benim için gayet doğal.”
Kerner bu filmin, Şirinlerin öyküsünü anlatmanın yeni ve kusursuz bir şekli olduğunu hissetti. Film tümüyle New York City’nin Central Park ve Beldevere Şatosu gibi simge haline gelmiş mekânlarında ve FAO Schwarz, Russian Tea Room, Rockefeller Center ve Brooklyn’deki Prospect Park gibi yerlerde çekildi.
Kerner, uzmanlığı ve nazik dokunuşu bir yana, Scooby Doo ve Beverly Hills Chihuahua gibi yapımlarda gerçek oyuncularla bilgisayar animasyonlarını bir araya getirme konusundaki deneyimiyle Raja Gosnell’in yönetmen koltuğu için kusursuz bir seçim olduğunu ekliyor. “Raja’nın birlikte çalışabileceğiniz en zeki, güçlü sezgilere sahip, nazik, harika insanlardan biri olduğunu söylemeliyim. “Her günümüz büyülüydü. Hepimiz gurur duyacağımız ve karakterlerle ilgili vizyonunu hayata geçirmesine yardım edebileceğimiz bir film yapmak istiyorduk.”
Aile, Şirinlerin mirasını orijinal haline sadık bir şekilde korumak istiyordu—Kerner da aynı fikirdeydi.” Culliford, “En önemli şey,” diye ekliyor. “Şirinlerin Şirin olarak kalması. Köylerinden ilk kez çıkıyorlar; bu çok heyecan verici.”
Kerner, Şirinler mitolojisinde yanıt bekleyen pek çok sorunun bir dizi filmle cevaplanabileceğini düşünüyor.  Şirinler aslında kimler ve nereden geliyorlar? Gargamel nereden çıkmış ve neden bu kadar öfkeli? Şirine’yi neden yaratmış?
Süregelen pek çok gelenekten biri de yeni Şirinlerin tanıtılması. Yapımcılar, film için üç yeni şirin tasarlama fırsatı elde ettiler– Telaşlı Şirin, Çılgın Şirin ve Cesur Şirin. Cesur Şirin, filmin başrollerinden birini oluşturuyor.
ŞİRİNLER HAKKINDA
Şirinler Köyü’nde aşağı yukarı 100 farklı Şirin’in yaşadığını düşünürseniz, herkesi mutlu etmenin zor olduğunu anlarsınız. Sabırlı, akıllı, olgun… bir de sakallı olmanız gerekir. Şirinlerin bilge lideri ŞİRİN BABA bu nitelikleri bünyesinde topluyor ve Şirinleri nasıl idare edeceğini biliyor. Şirin Baba sık sık mantar evinde, büyü kitabının başında Şirinlerini kötü büyücü Gargamel’den koruyacak iksirler hazırlarken görülebilir. Yaptığı büyü yaklaşan felaketi haber verdiğinde, Şirin Baba hayatının en zorlu sınavıyla karşı karşıya kalıyor: Gargamel’le yüz yüze gelmek ve Şirinlerin New York’tan sağ salim çıkmalarını sağlamak!
Ülkemizde Türkçe dublajlı olarak gösterime girecek filmde, Şirin Baba’yı Engin Alkan seslendiriyor. Şirin Baba daha yaşlı ve daha bilge. Şirin Baba yanıtların tümüne olmasa bile pek çoğuna sahip.
Şirin Baba lider ama liderliğinin özünü takım çalışması oluşturuyor, Şirin Baba başlarındayken, hiçbir Şirin arkada bırakılmıyor.”
ŞİRİNE’nin özel bir yanı var. Güzelliği, tatlı sesi, çekici kişiliği yoksa 100 erkek arasındaki tek kız olması nedeniyle midir bilinmez ama diğer Şirinlerin kendilerini kaybetmelerine neden oluyor. Aslında diğer Şirinleri tuzağa düşürmek için Gargamel tarafından yaratılan Şirine, Şirin Baba’nın büyüsü sayesinde kurtuldu ve gerçek bir Şirine dönüştü. Zeki ve kıvrak kişiliği sayesinde, yaratıcısıyla karşı karşıya geldiğinde küçük ama cevval olduğunu kanıtlama fırsatı bulacak. Şirine karakterini Sebanur Aksoy seslendiriyor.
SAKAR ŞİRİN’in sahip olduğu tek şans, kötü şans – nereye gitse, felaketler peşinden geliyor. İki sol ayağa, kocaman bir şapkaya ve kocaman kulaklara sahip olan Sakar Şirin’in iyi niyeti belaya yol açıyor- bu kez seçtiği yol Şirinleri yeni ve tuhaf bir yere, New York’a  götürüyor. Ama herkesin içinde bir kahraman yatar; diğer Şirinler yardıma muhtaç olduğunda, Sakar Şirin isminden fazlasına sahip olduğunu kanıtlayacak. Filmde, Sakar Şirin biraz daha basit ve tatlı hale getirldi. Karakterin sesi neşe, iyimserlik ve hayata karşı hevesle dolu. Sakar Şirin hiçbir şeyi kasıtlı olarak mahvetmeye çalışmıyor- sadece sakar ve aslında sakarlıktan bıkmış durumda. Sakar Şirin’i Fatih Özkul seslendiriyor.
Gosnell, “Sakar Şirin filmin yüreğini oluşturuyor,” diyor. “Filmdeki en duygusal yolculuğa çıkıyor. Ezilen küçük kardeş gibi bir bakıma büyük Şirin ailesindeki yerini bulmak için uğraşırken tüm sorunların nedeni haline geliyor.”
Her köyün bir delisi varsa, bir de AKILLI ŞİRİN’i var. Aşırı hevesli ve aşırı eğitim görmüş bu Şirin, “her şeyi bilir” gibi görünen ama aslında her şeyi bilmeyen bir karakter. Akıllı Şirin, kendini Şirin Baba’nın sağ kolu ilan etmiş. Ansiklopedik bilgileriyle kimi zaman sinir bozucu olsa da Şirin Baba ortada yokken büyü yapmasını isteyeceğiniz bir Şirin. Akıllı Şirin’i Özgür Özdural seslendiriyor.
İskoç eteği, uzun favorileri, yakışıklılığı ve İskoç aksanıyla, CESUR ŞİRİN her türlü riske girecek yiğitliğe sahip. Önce Şirinleyen, sonra soru soran Cesur Şirin, diğer Şirinler için maceraya balıklama atlamaktan çekinmiyor. Cesur Şirin’i Fatih Özacun seslendiriyor.
Cesur Şirin The Smurfs/Şirinler  filmi için özel olarak yaratıldı. Gosnell, “o bizim aksiyon kahramanımız,” diyor. “Sonsuz bir iyimserliğe sahip, cesur, kaba saba ve olaya dalmaya hazır.”
Her Şirin’in mutluluk, gün ışığı ve gökkuşağıyla dolu olduğunu sanıyorsanız, bir de HUYSUZ ŞİRİN’le tanışın.  O, yatağın ters tarafından şirinliyor… hem de her gün. Gün ışığından nefret ediyor, gökkuşağı midesini bulandırıyor ve mutluluk onu mutsuz ediyor. Gel gelelim, tüm bu somurtkanlığın ve huysuzluğun ardında altın gibi bir kalbi var… gerçi büyük ihtimalle altından da nefret ediyor. Huysuz Şirin’i Bora Sevri seslendiriyor.
DÜŞMANINI TANI: GARGAMEL
Çirkinliğin bir adı olsaydı,  GARGAMEL olurdu. Saplantının bir yüzü olsaydı, Gargamel’inkine benzerdi. Bu kötü büyücü, Şirinlerle ilgili her şeyi takıntı haline getirmiş durumda: tek düşündüğü, tek konuştuğu, tek istediği şey, onlar. Büyü konusunda sıfır, hijyen konusundaysa eksi yüz olan Gargamel, efsanevi Şirinleri yakalamak ve onların “özünü” –en güçlü büyüleri oluşturmak için gereken ana maddeyi— elde etmek için sürekli plan yapıyor. Gargamel dünyanın en güçlü büyücüsü olmak adına Şirinleri yakalamak için her şeyi yapar; buna New York’a gitmek de dahil!
           
Türkçe dublajında Hakan Vanlı’nın seslendirdiği özenti büyücü Gargamel rolünü Hank Azaria oynuyor. “Gargamel kötü biri ve bundan gurur duyuyor,” diyor Azaria. “Berbat bir büyücü ama harika bir büyücü olmaya çalışıyor. Bu nedenle Şirinleri saplantı haline getirmiş- daha güçlü olması için onların büyülü mavi özüne ihtiyacı var.”
Ama Gargamel’in Şirinlerle ilişkisi o kadar kolay açıklanabilen bir şey değil. “Bence Şirinlerden nefret ediyor – Şirinler çok mutlu bir aileyken, Gargamel kedisi dışında yapayalnız. Nefretle yoğrulmuş biri. Pek çok yönden güçlü bir karakter.”
Gargamel’in ses özelliklerini yansıtmak, farklı yaklaşımların bir karışımını benimsemeyi gerektiriyordu. “Gargamel çok teatral – sadece büyük bir büyücü olmak istemiyor, kendisine tapınılmasını ve dahi olarak görülmeyi istiyor. İsim yapmak istiyor,” diyor Azaria. “Onun yaşlı bir tiyatro oyuncusu gibi Shakespeare’vari ve kendini önemseyen bir şekilde mi yoksa sürekli bağırmak yerine daha alaycı şekilde mi konuşması gerektiği konusunda uzun uzun konuştuk. Sonuçta, Gargamel’i bar bar bağırmadan canlandıramazsınız. Bu mümkün değil. Bir Şirin gördüğünüz anda aklınızı kaybetmelisiniz yoksa Gargamel olamazsınız.”
Elbette ki çirkin bir sesle konuşmak Azaria için yeterli değildi – görünüşünün de role uygun olması gerekiyordu. Doğru düzgün çirkinleşmek için, Azaria’nın makyaj koltuğunda saatler geçirmesi lazımdı. Oyuncu, “kulaklardan başlıyor,” diye açıklıyor. “Gargamel’in koca kulakları, koca bir burnu var ve her şeyi düzenlemek için epey makyaj gerekiyor.”
Ardından sıra saça geliyor – Azarli, kafasını kazıyarak bu süreci kolaylaştırdı. “Gargamel’in tuhaf, keşişlerinkine benzer saçını yapıyorlar, sonra kaşları yapıştırıyorlar ve son olarak büyük, garip görünüşlü dişler takıyorum.”
Bu dişler çekim sırasında bazen Azaria’nın ağzından fırlayıveriyordu. “Başlangıçta zordu,” diyor. “Onlar ağzımdayken konuşmak için alıştırma yapmam gerekti. Özellikle çok bağırdığım sahnelerin ortasında ağzımdan fırladığı da oldu.”
Gargamel’in suç ortağı, kedisi Azman. Gerçek bir kediyle çalışan Azaria, sadece öyküdeki karakterler değil gerçek oyuncular arasında da ilişki kurması gerektiğini keşfetti. “Kediyle aramızda sürekli dırdır eden evil bir çifte benzer bir ilişki olmasını istedim,” diyor Azaria. “Kediyle konuşuyorsanız, anlamlı geliyor. Kedinin sıkılmış bir tavrı varsa, işler daha da komikleşiyor.”
Rolü dört kedi üstlendi ve yapımcılar belli sahnelerde bilgisayarla oluşturulmuş bir Azman kullandı (bu animasyon Tippet Studios tarafından yapıldı). Azaria, gerçek hayvanlarla çalışmak daima sabır gerektirse de alınan sonucun onca zahmete değdiğini söylüyor.  Kimi zaman ise kedi talihi prodüksiyona gülüyordu. Oyuncu “gerçek kedi tam zamanında mükemmel bir şekilde miyavlıyordu,” diyor.
DÜNYAMIZ
Gargamel ve Şirinler geçitten geçerek New York City’ye geldiklerinde, Patrick Winslow ve eşi Grace’in hayatına girerler.
PATRICK WINSLOW New York City’de bulunan Anjelou adlı kozmetik firmasının genç pazarlama müdürü ve birkaç ay sonra ailesine katılacak yeni üyeyi bekliyor. Her konuda –özellikle yaklaşan babalık sorumlulukları ve yeni işi konusunda- endişeli bir yıkıntı halindeyken, Şirinlerin aniden hayatına girmesiyle sinirleri iyice harap oluyor!
Karakteri Neil Patrick Harris canlandırıyorve Türkçe seslendirmesi Levent Sülün tarafından yapılıyor.. “Patrick evli ve çocuk bekliyor – iş dünyasında başarılı olmaya çalışan bir reklam yöneticisi ve işini kaybetme korkusuyla yaşıyor. O nedenle sürekli iş düşünen bir kafa yapısı var ve bu yüzden kendisi de eşi de doğru düzgün bir baba olamayacağı hatta çocuğunun doğumunda–sadece fiziksel olarak değil, duygusal olarak da—hazır bulunamayacağı konusunda endişeleniyor. 
“Şirinler hayatına girdiğinde onlara karşı çok sabırlı, adeta bir ebeveyn gibi davranması gerekiyor; bunu yaptığında, ne kadar harika bir baba olabileceğini anlıyor,” diyor Harris. “Grace daha doğal bir anaçlıkla Şirinlere akıl verirken, Patrick olaylara daha rastlantısal bir şekilde katılarak gelişim ve değişim gösteriyor.”
Yönetmen Raja Gosnell’le çalışmak Harris için hem tatmin edici hem de aydınlatıcı bir deneyim oldu. “Raj harika bir iş çıkardı – aynı anda meydana gelen bir sürü küçük tuhaf şeyle baş etmesi gerekti.  Sadece oyuncuların rollerini doğru şekilde oynamalarını ya da ışıklandırmanın doğru olmasını sağlamak gibi sıradan şeyler değil; sahnede bir hayvan olması veya son sahnede Şirinlerin taşıdığı kâseler… Raj’ın her şeyi aklında tutması ve filmde gördüğünüzde Şirinlerin de dünyamızın bir parçası olduğunu düşünmenizi sağlaması gerekiyordu.”
Gosnell, “Neil sadece inanılmaz derecede komik ve büyüleyici olmakla kalmadı, role belli bir incelik de kattı,” diyor. “Canlandırdığı karakterle Şirin Baba’nın birlikte yer aldığı anları şaşırtıcı derecede duygusal hale getirmeyi başardı. Neil’in çekimler sırasında küçük bir telle konuştuğunu düşündüğünüzde, ne kadar yetenekli olduğunu anlıyorsunuz. Oyunculuğun büyük bölümü rol arkadaşlarınıza yanıt vermekten geçiyor, o yüzden var olmayan karakterlerin karşısında oynamak inanılmaz derecede zor. Ama Neil bunu seve seve kabul etti ve üstesinden geldi.”
Bir mobilya sanatçısı olan GRACE WINSLOW Patrick’in sevecen, fedakâr ve 5 aylık hamile eşi. Kocası bebek, yeni iş ve altı masalsı yaratığın hayatını alt üst etmesi ile biraz sarsılmış… Ancak iyimser Grace daima yanında olup onu kendine getiriyor.
Grace’i canlandıran Jayma Mays-Seda Özelsoy seslediriyor, çocukluğunda çizgi diziyi-belki biraz istemeden-izlemiş. Mays “Annem onları çok severdi ve bana da izletirdi,” diye gülüyor. Onu kızdırmak için en sevdiğim tiplerin Gargamel’le Azman olduğunu söylerdim! Nevresim takımlarımız, bardaklarımız, fincanlarımız Şirinlerle doluydu. Aslında içten içe ben de onların hayranıydım –diziye bayılıyordum- ama annemin sevmemi istediği bir şeyi sevdiğimi itiraf edemeyeceğim bir yaştaydım.”
           
Mays, “Bu küçük yaratıkların hayatına ve dünyasına girmesi Grace için çok heyecan verici bir şey,” diye açıklıyor. “Onları ve hayata karşı doğaçlama, tasasız tavırlarını çok seviyor,” diye açıklıyor. Olayları akışına bırakmaktan hoşlanıyor. Patrick’i de bunu yapması için ikna etmeye çalışıyor-eğlenmenin ve hayatında bir şeylere ara vermenin sakıncası yok. Hem zaten bir çocuk bekledikleri için bazı şeylere bir süre ara verilecek- Şirinler de bunu atlatması için yardımcı oluyorlar.”
Gosnell, Grace’in şaşırtıcı şekilde zor bir rol olduğunu söylüyor. “Hem eğlenceli hem de duygusal olmanız gerekiyor,” diyor. “Jayma bizi iki yönde de inandıran tek oyuncuydu- komedi konusundaki yeteneği inanılmaz; ayrıca sahip olduğu heves ve heyecanla, bizi izlediğimiz şeyin gerçek olduğuna inandırmayı başardı.”
ODILE dünya çapında iş yapan kozmetik firması Anjelou’nun sert, güzel ve azimli sahibesi. Çabuk kızan ve fikrini değiştirmekte daha çabuk olan Odile, Patrick’i, iki güç içinde lansmanı yapılacak yeni bir ürünün tanıtım kampanyasının başına getirdiğinde, Patrick’in hayatında endişe verici bir güç haline geliyor. Bu kaprisli yönetici, firmasının başarılı olmasını garanti etmek için her şeyi yapmaya, cilt bakımında devrim yaratacak bir sırrın anahtarını elinde tutma ihtimali olan şaşkın bir sihirbaza bile vakit ayırmaya hazır.
Odile rolünü canlandıran Sofia Vergara -Şebnem Köstem seslendiriyor, karakterinde dengeyi bulmaya çalışarak aşırıya kaçmamaya amaçladığını söylüyor. “Odile’in inandırıcı ama aynı zamanda komik, güçlü ve istediği şeye odaklanan biri olmasını amaçladım,” diyor Vergara. “Bu, yaptığı işe kendini iyice vermiş ve çevresindeki herkesin bunun farkına varmasını sağlayan bir kadın.”
1980’li yıllarda Colombia’da büyüyen Vergara, “Herkes Şirinleri izlerdi. Şimdi 19 yaşında olan oğlum bile küçükken Şirinleri zevkle seyrederdi.”
“Project Runway”den  Tim Gunn Odile’in sağ kolunu canlandırıyor.  HENRI Odile’in moda duygusu gelişmiş, hazırcevap ve özellikle Patrick söz konusu olduğunda ortalığı karıştırmaya pek hevesli yardımcısı (Karakterin adı başlangıçta Henry idi ama Neil Patrick Harris ona daha sofistike bir ad olan Henri’yi yakıştırdı).
Gunn kamera arkasında harikalar yarattı. Kıyafet tasarımcısı Rita Ryack anlatıyor: “Tim, ‘Project Runway’in gelecek sezonunda giymeyi umarak kıyafetlerinin ambalajıyla kalmasını istedi. Çok heyecanlandım. Sette sandalyesine oturmaktan bile çekindi, takım elbisesinin kırışmasını istemiyordu!” İşte gerçek bir moda düşkünü.
Günümüz New York’unun en tanınmış isimleri, The Smurfs/Şirinler’de konuk oyuncular olarak boy gösteriyor. Özellikle Anjelou firmasının bir  kozmetik ürününün lansmanı ile ilgili sahnede, davetin New York çapında olay yaratan bir etkinlik olması çok önemliydi. Davetliler arasında bulunan Joan Rivers, Liz Smith, Tom Colicchio, Olivia Palermo ve Michael Musto gibi isimler, çekimlere kendi kıyafetleri ile katıldı. Özellikle Rivers, ekibin büyük sevgisini kazandı – çekim için erkenden geldiğinde, prodüksiyon ekibi ona mükemmel karavanı bulmak için yarıştı. Yürütücü yapımcı Ezra Swerdlow, yerini bu efsanevi komedyenle paylaştığı için çok heyecanlıydı.
ŞİRİNLER KÖYÜNDEN NEW YORK CITY’YE
Bu sinema filmine kadar, Şirinler sadece iki boyutlu olarak göründü. Bu sevimli yaratıkları üç boyutlu, bilgisayar desteğıyle canlandırılmış ve 3D stereo ses sistemine sahip bir alana taşımak, yapımcılar için büyük bir sınavdı.
Görüntü yönetmeni Phil Méheux ve filmin prodüksiyon tasarımcısı Bill Boes; görsel efekt süpervizörü Richard R. Hoover, Sony Pictures Imageworks’ten SPI kıdemli animasyon süpervizörü Troy Saliba ve SPI kıdemli görsel efekt yapımcısı Lydia Bottegoni ile setlerin kurulması, ışıklandırılması ve filmin, üç elma boyundaki başrol oyuncuları sonradan eklenecek şekilde çekilmesi için işbirliği yaptılar.  3D görsel efekt süpervizörü Rob Engle da her şeyin 3D teknolojisi ile hayata geçirilmesi için hazır bulundu.
Gosnell “Bu filmde bir sürü hareketli parça vardı,” diyor. “Yönetmenliğin ilk kuralı karakterlerinizi yerleştirmek, sahneyi oluşturmaktır. Bu filmde, altı karakter olmadan sahneleri oluşturmamız gerekiyordu. Oyuncular hiçbir şeyle etkileşime girmiyordu ve bazen kamera hiçbir şey izlemeden hareket ediyordu. Yönetmen olarak en büyük görevim, gözümü ödülde tutmak-herkesin aynı hedefe doğru ilerlemesini sağlamaktı. Herkes projenin getirdiği eğlenceli ve zorlu yanları kabullendi; çekimlerin ortasında, resmen uçuyorduk.”
Boes’un ekibi, Grace’le Patrick’in New York’taki apartman dairesi, Belvedere Şatosu’nun üçte iki ölçeğinde bir kopyası ve Gargamel’in Şato’daki mahzeni dahil olmak üzere filmin gerçek setlerinden sorumluydu. Şato’nun altında gerçek bir mahzen yok; o nedenle yapımcılar bir stüdyoda mahzen inşa ettiler.
Gargamel’in mahzeninin merkez noktasını, Şirinalatör –Şirinlerin özütünü çıkaran makine- oluşturuyor (tabii Gargamel bir Şirin yakalamayı başarırsa). Boes, “Hiçbir şeyi olmadığı için, Şirinalatör’ü etrafta bulduğu şeylerden yapıyor,” diye açıklıyor.
Boes filmin sonundaki savaş sahnesi hakkında “Şato birkaç katlı. Raja da ben de Gargamel’in bir kata gelmesini ve aşağı inip Şirinlerle dövüşmesini istedik. Bu, bir bakıma Şato’ya saldırı; Şirinler her yönden gelerek ortada bulunan Gargamel’e saldırıyor. Ortaçağda yapılan bir savaş hissini vermesi gerekiyordu.”
Filmin yıldızlarından altısı sadece hayallerde (ve daha sonra bilgisayarda) yer aldığı için Boes’in hazırladığı setlerde ışıklandırılma ve çekim yapılması Méheux için zorlu bir deneyimdi.  “Elbette ki Şirinler çekimler sırasında orada olmadığından, neyi nasıl yaptıklarını hayal etmek büyük çaba gerektiriyordu,” diyor Méheux.  “Onları ne tür ışıkla aydınlatacağımıza ve kameranın nasıl hareket etmesi gerektiğine karar vermemiz gerekiyordu.” Bu sadece bir kerede çözülecek bir konu değildi. “Şirinler bir sürü farklı durumda yer alıyor: gündüz ve gece, içerisi ve dışarısı.” Her şey görüntü yönetimi açısından çok ilginçti ve çıtanın yükseltilmesini gerektiriyordu.
Şirinleri gerektiği (ve animasyon sanatçılarının istediği) gibi aydınlatmak için, Méheux ve ekibi setin kurulması ve provalar sırasında Şirinlerin yerine “gerçek boyutlarda” (yani 19 cm boyunda) modeler kullandı. “Böylece doğru ışıklandırma yapabiliyoruz. Oyuncular Şirin’in sahnenin neresinde olacağını biliyor ve böylece bakışları oturuyor. Sonrasında modeli çıkarıp sahneyi çekiyoruz ve böylece sahne gerçekçi, Şirinler de ortamın bir parçası gibi görünüyor.”  Bu işlem sırasında Imageworks görsel efekt ekibi daha sonra bilgisayar ortamına aktarılacak olan set ışıklandırmasını tam olarak kaydetmek için yeni bir kamera sistemi kullandı.
19 cm boyundaki karakterleri gerçek dünyaya aktarmak için kullanılan merak uyandırıcı efektlerden biri, bu minik karakterlerin gözünden dünyayı bambaşka bir şekilde görmenizi sağlıyor. “Çoğu filmde, tavan görünmez bile. Ama yere uzanıp yukarı bakarsanız, bir Şirin olmanın nasıl bir şey olduğu konusunda iyi bir fakir edinebilirsiniz: herkes çok uzundur ve daima tavanı görürsünüz.” Yapımcılar, Şirin-vizyonun oluşturulması için üç elma boyundaki birinin bakış açısını sağlayan, periskop benzeri bir cihaz geliştirdi.
Filmin çekimleri tamamlandığında, bayrağı Hoover, Saliba, ve Bottegoni devraldı. Preprodüksiyon sürecini kapsayan aylar boyunca, Sony Pictures Animation ve Imageworks bünyesindeki sanatçılar tasarım konusuna kafa yordular, konsept geliştirdiler ve gerçek oyuncuların yer aldığı sahnelerin çekimi ile Peyo’nun sade çizimlere sahip karakterlerini gerçek dünyayla inandırıcı şekilde etkileşime geçmesi için hazırlanacak 3D modeller inşa ettiler. Sony bünyesindeki sanatçılar bilgisayarla üretilmiş Şirin karakterleri ile gerçek oyuncuları bir araya getiren bir deneme sahnesi oluşturdu. Bu deneme, Şirinlerin bilgisayar animasyonu olarak hayata geçirilebileceğini göstererek, etkileyici görsel öğeleriyle projeye yeşil ışık yakılmasını sağladı. Görsel geliştirme sanatçısı ve karakter tasarımcısı Allen Battino ilk çalışmaları düzenleyerek son tasarıma ulaştı.
Çoğu insan Şirinleri Peyo’nun çizimlerinden ya da 1980’lerde yayımlanan çizgi diziden tanır diyen  Battino, bu karakter tasarımlarının birbirinden çok farklı olduğüunu ve ikisinin de uzun metrajlı bir filmde işe yaramayacağını söylüyor. “Peyo’nun tasarımları çok güzel –düz çizgiler ve kıvrımlar var ve kitaplarındaki her bir panelin kompozisyonu birer göz ziyafeti. Ancak şekiller ve yüz hatları abartılı” –örneğin, bir Şirin’in kafasının üzerinde bir şey tutması gerekiyorsa, Peyo karakterin kollarını uzatıverirdi. Tam tersine, televizyon dizisindeki Şirinler ise televizyondaki canlandırmanın gerektirdiği hızlı üretim sürecine uyum sağlayacak şekilde tasarlanmıştı. “ Sadeleştirilmiş ama hâlâ Şirinlere has bir tasarım oluşturmamız gerekiyordu,” diyor Battino. 
Şirinleri üç boyutlu bir dünyada yer alacakları şekilde yeniden tasarlamak ve yeni karakterler oluşturmak aylar aldı; ancak sonuç yapımcılardan Peyo’nun ailesine kadar herkesi memnun etti.
Karakterler üzerinde yapılan belki de en büyük değişiklik, onları et ve kemikten yapılma, gerçek bir anatomiye sahip gibi göstermek oldu. SPI’nin kıdemli görsel efekt prodüktörü Bottegoni’nin deyimiyle, “Bu filmdeki en büyük sınav, iki boyutlu tarihi çizgi film karakterlerini çok boyutlu bir dünyaya uyarlamaktı.”
Hoover, “Bu filmi izlerken, karakterlere dair farklı beklentiler içinde oluyorsunuz,” diye ekliyor. “Gerçekçi ve inandırıcı görünen bir şey yapmak için göz önüne alınması gereken pek çok unsur var. Karakterin kişiliği, nasıl yürüdüğü ve hareket ettiği gibi. Fizik kuralları, ağırlıkları ve ciltlerinin ışığı nasıl yansıttığı konularında düşünmeniz gerekiyor.”
Bu unsurların belki de en önemlisi, karakterlerin oyunculuk performansıydı. Saliba, “Raja belli düzeyde içtenlik ve doğallık görmek istiyordu,” diyor. “Karakterleri karikatürize ve herkesin tanıdığı haliyle tutarken, oyuncular kadar inandırıcı şekilde canlandırmak gerekiyordu.”
Karakterlerin yeniden tasarımından sorumlu olan Battino “En önemli nokta, karakterlerin yüreğini yansıtmak, gerçek oyuncular kadar iyi bir performans sergilemelerini sağlamaktı,” diyor. “İzleyicinin onlarla özdeşleşmesinin ve başlarına gelenleri umursamasının tek yolu buydu.”
“Canlandırma sanatçılarının çıkardıkları işle gurur duyuyorum-seslendirme sanatçılarıyla birlikte o küçük adamlara ruh kattılar,” diyor Gosnell.
Hoover, izleyiciyi Şirinlerin dünyamızda gerçekten yer alabileceğine inandırmanın yolunun karakterlerin cilt dokusundan geçtiğini söylüyor. Mavi olsalar bile, ciltlerinin dokusu Şirinlerle insanların o kadar da farklı olmadıklarını gösteriyor. “İnsan gözü, dokuyu ışığın yüzeydeki oynamasına göre algılar. Bu, maddelerin neden yapıldğı ve içlerinde ne olduğu konusunda çok şey söyler. Bizim Şirinlerimizin yüzlerinde gözenekler, çiller ve şeftali tüyü var. Tabii ki Şirin Baba’nın sakallarını, Şirine’nin uzun saçlarını unutmamak gerek. Tüm bunları karakterleri tanımlamak ve gerçek olduklarına inanmanızı sağlamak için kullanıyoruz.”
Yine de, Şirinler başlı başına farklı bir tür. Orantıya vurduğunuzda, insanlar yedi ila dokuz kafa uzunlar. Şirinler ise iki buçuk kafa yüksekliğindeler. İnanılmaz derecede büyük ayakları var. Bacakları kadar, belki de bacaklarından daha uzun ayaklar. Bir Şirin olsaydınız, kafanız sekiz cm genişliğinde, elleriniz de beyzbol eldiveni büyüklüğünde olurdu.  Şirinlere has bir hareket tarzı bulmamız gerekti; vücut oranları insanlarınkinden farklı olduğundan, insanlar gibi hareket edemezler..”
Örnek olarak, animasyon süpervizörü Saliba Şirinlerin Gargamel’den kaçtığı bir sahneyi anlatıyor. “Bu karakterler sadece 19 santimetre boyunda. Bir metre seksen santimetre boyunda birinden nasıl kaçabilirler?” diye soruyor Saliba. “Büyük ayakları sayesinde yaylanıp daha hızlı hareket edeceklerini düşündük. Raja internette bir çift dev yaylı ayakkabı giymiş biriyle ilgili bilgi buldu; bu, işimize yaradı. Böylece Şirinlerimizin saniyede üç metreden fazla ilerlemesini sağladık. Son hızla koşarsa Gargamel onları yakalardı ama kısa deparlarda Şirinlerin kaçması inandırıcı geliyor. Boyutlarını kaçmak ve bir insanın yapamayacağı şekilde küçük engellerin arasından geçmek için kullandıklarını söylemeye gerek yok tabii.”
Hoover ve Saliba sete gelerek Méheux ile oyuncuların animasyon tamamlandığında Şirinlerin nerede olacağı ve ne yapacağı konusunu algılamalarına yardımcı oldu. “Oyunculara öyküyle ilgili mümkün olduğunca çok bilgi vermeye çalışıyorsunuz; nasıl davrandıkları, nerede oldukları, göz hizaları… Bunun için bir sürü püf noktası var; masadaki küçük noktalar ya da yüzlerinin telden yapılma taslakları,” diyor Hoover. “Böylece oyuncular üç boyutlu uzayda karakterlerin nerede olduklarına ve nereye baktıklarına dair daha sağlıklı fikir ediniyorlar. Oyuncularla canlandırma karakterlerin gerçekten konuşuyorlarmış gibi birbirlerinin gözüne bakmaları izleyici için çok önemli. Sahneleri canlandırmak için tüm Şirinlerin küük modellerini yaptık; seslendirme sanatçıları sette replikleri okuyarak oyuncularla yönetmenin karakterleri duymalarını ve sahnenin temposunun ayarlanmasını sağladı.”
Saliba, “Karakterlerimizin küçük silikon versiyonları ve poz verdirebileceğimiz tel çerçeveleri vardı,” diyor. “Sahneyi Phil’in Şirin seviyesinde ışıklandırabileceği şekilde hazırlıyor ve oyuncuyu getirip üç ya da dört kez prova yaptırıyorduk; ben Şirinleri kukla gibi oynatırken rol yapıyorlar ve Şirinlerin nerede olacağını anlıyorlardı. Herkes rahat olunca, sahneyi Şirinler olmadan çekiyorduk.”
Saliba canlandırma sürecinin inanılmaz derecede teknik olduğunu belirtiyor—setin dijital haritaları, dekorlar ve hatta gerçek oyuncuların dijital modellemeleri yapılarak çekilen sahneye kare kare işlendikten sonra Şirinler sahneye yerleştirilip canlandırılıyordu. Tüm bu teknik ayrıntılar hallolduğunda bile animasyon sanatçılarının yaratıcı konularda gözlerini açık tutmaları gerekiyordu. “Kendimize sahnenin nasıl akması gerektiğini soruyoruz. Esprilerin nerede gelmesi gerekiyor? Duygusal noktaların zamanı nadir? Animasyon süreci, teknik yönlerle başa çıkabilecek ama aynı zamanda yaratıcı duyarlılığa sahip biri olmayı gerektiriyor.”
Animasyon sanatçılarının Şirinleri canlandırırken gösterdikleri yaratıcılık, zorlu bir teknik sorunu çözmelerini sağladı: geniş bir çekimi seyreden izleyicilerin altı Şirin’den her birini derhal ayırt edebilmesi gerekiyordu. Bunların bazıları, örneğin Şirin Baba (beyaz sakal, kırmızı kıyafet) ya da Şirine (sarı uzun saç) belirgin özelliklere sahipti ama Gosnell’in belirttiği gibi,  “Huysuz Şirin ve Sakar Şirin’i ayırt etmenizi sağlayacak bir eşyaları veya özellikleri yok.” Sakar Şirin, Huysuz Şirin’den biraz farklı görünüyor—kulakları ve ayakları biraz daha büyük, şapkası biraz daha sarkık—“ama bu aynı zamanda bir performans meselesi,” diyor yönetmen. Karakter nasıl duruyor? Beden dili nadir? Bu bakımdan, animasyon sanatçıları sadece yetenekli sanatçılar olmakla kalmamalı, yetenekli oyuncular da olmalı ve bu küçük farkları açığa çıkarmalıydı.”
Görsel efekt ekibi ayrıca prodüksiyon tasarımcısı Bill Boes’un büyülü Şirinler Köyü için hazırladığı ayrıntılı tasarımları bilgisayar destekli ortama aktarma onuruna sahip oldu. “Şirinler köyü için pek çok farklı tasarım konsepti denedik,” diyor Boes. “Ama sonunda herkesin tanıdığı tasarımı gerçekçi bir şekilde yorumladık. Doğru konsepti bulmak için pek çok deneme yanılma yapmamız gerekti.”
Görünüşe bakılırsa bir köy inşa etmek için köy gerekiyordu. “Tasarımcılardan oluşan bir ordum vardı,” diye ekliyor, “pek çok farklı şey denedik. Örneğin mantar şeklindeki evler için kalın mantarlar, yassı mantarlar, uzun mantarlar ve bacalı mantarlar denedik. Mantar evlerin görünüşü ile ilgili görsel bir dil geliştirdik.  Başlangıçta onları içinde yaşanan gerçek mantarlar olarak tasarlamıştık. Ama araştırmalarımız derinleştikçe, Peyo’nun öykülerinde Şirinlerin bu evleri mantara benzeyecek şekilde inşa ettiklerini gördük.”
Filmin 3D görsel efekt süpervizörü Rob Engle, Şirinlerin iki boyutlu sayfadan üç boyutlu dünyaya geçişini tamamlamak için oynadığı rolü şöyle anlatıyor: “İşim, sinemada 3D gözlüklerini takıp filmin dünyasına giren insanların tutarlı, insanı yakalayan ve eğlenceli bir deneyim yaşamalarını sağlamak.”
Şirin köyü ve Şirinler tümüyle bilgisayarda var olduğundan, bu unsurlar 3D teknolojisiyle eksiksiz biçimde gerçekleştirildi. “Raja’nın filmi çekme tarzı sayesinde, 3D teknolojisini gayet esnek bir şekilde kullandık,” diyor Engle. “Bilgisayarla oluşturmuş dünyalar yarattık ve Şİrinleri gerçek dünyaya entegre ettiğimiz sahneler için melez bir teknik kullanarak işe ayrı bir boyut getirdik. Örneğin, Neil Patrick Harris’i belli bir arka planla görebiliyorsunuz ve bu katmana boyut ekleyerek Şirinlerin üç boyutlu olarak koyuyoruz.
“Bu melez teknik bize nihai 3D deneyimi açısından büyük esneklik sağlıyor,” diye devam ediyor Engle.  “We treat 3D as you’d treat sound.  You’d never have the sound at ten all the way through; you would play the dynamic range of the sound through the film.  And we like to play with the 3D the same way, finding the quiet moments and the loud moments, if you will.”
Engle sözlerini “Raja ve Jordan için en önemli şey, Şirinlerle bağlantı kurmamız—sanki onların yanındaymışız ve bizim dünyamıza gelmişler gibi—hissetmemizdi,” diye tamamlıyor. “Stereoscopic 3D filmin en harika yanı bu—karakterlerle otomatik olarak bağlantı kuruyorsunuz. Nihayetinde, yaptığımız iş görüntü yönetmeninin kamera açılarıyla yönetmenin performans seçimlerini alıp izleytici için bağlantı kurabileceği bir düzey daha katmak.”

ŞİRİN GERÇEKLERİ
Yapım Hakkında
  • Şirinler üç elma boyunca; provalar sırasında, her bir şirin “bire bir ölçekli” –19 cm boyunda–maketlerle simgelendi.
  • Çekimler sırasında her bir Şirin farklı renkte bir noktayla simgelendi—oyuncular hangi noktanın hangi Şirin olduğunu hatırlamak zorundaydı
  • Bir sahnede Gargamel’in suratına yumurta yemesi gerekiyordu. Diğer ekip çalışanları deneyip ıskalayınca, bu zorlu görevi gerçekleştirmek yönetmen Raja Gosnell’e düştü.
  • Gargamel’in makyaj testi üç saat sürdü; ancak çekimlerin ortasında bu dönüşüm yaklaşık 90 dakika sürüyordu. Hank Azaria, karaktere dönüşmesini çabuklaştırmak için kafasını kazıtmaya karar verdi.
  • Azaria, 50’den fazla sefer Gargamel’e dönüştü ve makyaj koltuğunda yaklaşık 130 saat geçirdi. Makyaj sırasında klasik rock dinledi.
  • Sette bir sandalyesi olanTim Gunn, takım elbisesinin buruşmaması için oturmayı nadiren tercih etti.
  • Ünlü oyuncak mağazası FAO Schwartz’da yapılan çekimler üst üste beş gece, ve gece boyunca sürdü; mağazanın neredeyse her santimi çekildi .
  • Şirinalatör’ün inşa edilmesi yaklaşık üç ay sürdü çünkü bu detaylı mekanizmanın çoğu parçası zor bulunur cinstendi. Prodüksiyon ekibi bu nesneleri garaj satışlarında, bit pazarlarında eBay’de ve Craig’s List’te aradı.
  • Çekimler sırasında iki seslendirme sanatçısı hazır bulunarak altı Şirini seslendirerek oyuncuların diyaloglarına yardımcı oldu (Şirinleri seslendiren oyuncular ayrıca Gargamel’le Times Meydanı sahnesinde göründü)
  • Odile’ın (Sofia Vergara) gardırobu Dior, Dolce & Gabanna ve Christian Louboutin kreasyonlarından oluşuyordu.
  • Belvedere Şatosu seti, Central Park’ta gerçek şatonun 2/3 büyüklüğünde tam bir kopyası olarak inşa edildi. Prodüksiyon ekibinin yaptığı tek değişiklik, zeminde oldu—ek contrast oluşturmak için ahşap ızgaralar eklendi.
  • Neal Patrick Harris, Tim Gunn ile ilk sahnesinde onu karakterin orijinal adı –Henry—ile çağıramayacağına karar verdi ve karakterin adını “Henri” olarak değiştirdi.
  • Harris, yediği mavi şeker nedeniyle ağzının mavi renge boyandığını fark etmedi ve sahnenin çekimine başladıktan sonar ağzını yıkamak zorunda kaldı.
  • Taksi sahnesinin çekimi sırasında Azaria, Gargamel yüzüğü ile taksinin arka camını kırdı

Setteki Hayvanlar
  •  4 basset tazısı Elway’ı canlandırdı – Hank, Milo, Oleander ve Ziggy. İkisi kurtarma köpeğiydi
  • Azman’ı canlandırmak üzere sette altı kedi hazır tutuldu ama sadece dört tanesi çalıştı. Kedilerden biri sadece bir sahnede, Azman “poposunu yalarken” rol aldı.
  • Kedilerin gerçek adları Mr. Krinkle, Vino, Cheetoh, Blaze. ve FG: Bilmececi (Frank Gorshin’in kısaltılmışı).
  • Hayvan eğitmeni Larry Madrid’in GusGus adında nadir bir Burma kedisi vardı. Eğitmen diğer kedilerden belli kıhlamalar almak için kullandı—kediler GusGus’u sevmiyordu.
  • Azaria kedilerle çalışmaktan zevk aldığını ve konuşabileceği canlı bir dekora sahip olmanın harika olduğunu söyledi.

Kadro ve Ekip Hakkında
  • Azaria’nın oğlu Hal, çekimler sırasında bir yaşına bastı ve sık sık babasının çalışmasını izlemeye geldi.
  • Kıyafet tasarımcısı Rita Ryack Hal için Gargamel’in kıyafetinin aynısını hazırladı
  • Neil Patrick Harris’in en sevdiği Şirin, Huysuz Şirin.
  • Jayma Mays’in en sevdiği Şirin, Şirine.
  • Sofia Vergara memleketi Colombia’da büyük bir Şirin hayranıydı.
  • Harris maketlerle oynayarak ekibi eğlendirdi. Onlarla dövüştü, öpüştü ve atlayıp zıpladı
  • Azaria, birbirlerine sıkı sıkıya bağlı olan Gargamel ile Azman’ın ilişkisini evliliğe benzetiyor
  • Mays Şirinlerle büyüdü– annesi Şirinler hayranı ve koleksiyoncusuydu
  • Sanat Departmanı, izleyicilerin Şirinlerin bakış açısından görmesi için Şirin-O-Vision denen bir sistem hazırladı
  • Tim Gunn gardırobundan o kadar etkilendi ki ‘Project Runway’in gelecek sezonunda giymeye karar verdi.

Görsel Efektler Hakkında
  • Filmde 1.014 görsel efekt var.
  • Filmde 1.557 3D stereo çekim var.
  • Şirinlerin canlandırılması için 268 Sony Pictures Imageworks çalışanı 358.000 saat harcadı
  • Filmi tamamlamak için SPI bilgisayarları 22.000.000 saat render işlemi yaptı. Bazı tek karelerdeki görsel efektler ve animasyon çalışmaları bu kadar saat gerektiriyordu!
  • Bir Şirin iskeletinde 115 “kemik” var.
  • Şirin köyünde 446 mantar ve 77 mantar ev var; toplamda 523 mantar ediyor. 
  • Akıllı Şirin 25 kez itilip kakıldı ve tekmelendi –ama sayan kim?

Şirinler Hakkında
  • Peyo “Şirinmersini”ni yabanmersininden esinlenerek yarattı.
  • Peyo Şirine’yi 300 farklı şekilde çizdi ve eşi ile kızından esinlendi.
  • Köyde 102 Şirin var (100 erkek Şirin, bir Şirin Baba ve bir de Şirine). Bu film için, Şirinlerin arasına daha önce görülmemiş üç yeni Şirin katılıyor:
  • ÇılgınŞirin
  • Cesur Şirin
  • Telaşlı Şirin
  • Şirinler mantar evlerini kendileri inşa ediyor; evler yetişmiyor.
  • Şirinler vejetaryen..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s