I Come with the Rain: Oğulca Çekilen Acılar

Posted: Ağustos 5, 2011 in I Come with the Rain, Josh Hartnett, Kritik, Tran Ang Hung, Yağmurla Gelen
Bir dedektif… Kafası karışmış, bir yere ait olmayan… Son yakaladığı seri katilin ona yaşattığı travma yüzünden polisliği bırakıp, özel dedektif olan… Yakaladığı seri katili, o son karşılaşmayı, yakalama anını bir türlü belleğinden atamayan bir adam… Kline…

Öldürdüğü kurbanlarını deforme eden, onları bir tür heykele dönüştüren bir adam. 24 kurbandan üretilmiş heykellerle icra edilen bir sanat… Kambur haykırışlar, başsız bedenler… Yakalanma anında bile, öldürülüceğini bile bile kendi celladının üzerine giden bir adam… Hasford…

Kline’a telefon açan bir adam… Yüzünü göremediğimiz, sadece sesini duyulan bir adam… Güç arzusu sayesinde yoktan varettiği imparatorluğunun başında, dünyanın en büyük ilaç şirketinin sahibi olan adam… Duyulmasını istemediği olayı açıklayarak Kline’a iş teklifinde bulununur… “Bana oğlumu getirin, bana lütfen oğlumu bulun ve getirin Bay Kline”

Shitao… Babasından habersiz Asya’ya giden oğul… Önce Flipinler’le başlayan yolculuğun son durağı Hong Kong olmuştur… Öldürüldüğü söylentileri başta olmak üzere bir dolu söylenti, ama hepsi de kanıtsız…

Su Dongpo… İtin teki… Hong Kong’un tipik mafyası… Prensipli, takıntılı… Kanundan kaçabilme, yakalanmama ustası… Geride polise ipucu bırakmadan yapılan temiz işler…

İtin sevgilisi: Lili… Uyuşturucu bağımlısı, hiçbirşey yapmayan sürekli kafası dumanlı tipik mafya kapatması…

Yer Hong Kong… Hepsinin yolları kesişir… Shitao’nun da şifacı olduğu ortaya çıkar… Kaçıp saklandığı yerde dokunduğu insanları iyileştirir, iyileştirdikçe kanar. Lili’de iyileştirdikleri arasına girer elbette.

Vietnamlı bir yönetmen: Anh Hung Tran… 1993’de ilk uzun metajı “Yeşil Papatyanın Kokusu” ile oscar’a aday olan, 1995’te “Bisikletçi” ile Altın Aslan’ı kucaklayan, İmkansızın Şarkısı ile de şu aralar alkışı toplayan Tran’ın 2008 yapımı dördüncü filmi Yağmurla Gelen… 

Bol ülke ortaklığıyla, görüntü kullanımıyla, renkleriyle, müzikleriyle neredeyse bir başyapıt… Dini içeriğiyle bir başyapıtla çöp arası gezinen bir seyirlik… Görmediğimiz adam tanrı, şifacı oğlu da İsa diye düşününce ikiye bölen film… Bu bir Hristiyan propogandası demekte, nefis göndermeleri var demekte mümkün… Alt metinlerine bayılmakta… İzledikten sonra kendinize sorun, siz hangi taraftasınız??



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s