Çatı Katı / Loft

Posted: Temmuz 15, 2011 in Anna Drijver, Antoinette Beumer, Çatı Katı, Barry Atsma, Katja Herbers, Kim van Kooten, Loft, Vizyondakiler
Antoinette Beumer’ın yönettiği ve Anna Drijver, Katja Herbers, Kim van Kooten ile Barry Atsma’nın oynadığı Çatı Katı (Loft), vizyonda.

Evli beş arkadaş, sevgilileri ile buluşmak için bir çatı katı kiralarlar. Çatı katının 5 adet anahtarı vardır ve her şey plânladıkları gibi gitmektedir. Bu durum çıplak bir kadın cesedinin çatı katındaki yatakta bulunmasına kadar devam eder. Bu meçhûl kadın bir anda her şeyi altüst eder, beş arkadaş birbirleri hakkında ne kadar az şey bildikleri gerçeğiyle karşı karşıya kalırlar.


YÖNETMENİN YORUMU
ÇATI KATI’nın yapımcıları, filmi yönetmemi teklif ettiklerinde THE HAPPY HOUSEWIFE’ı yeni bitirmiştim. Filmin Flamanca versiyonunu bir kaç ay önce izlemiştim ve izledikten sonra da “Bir gün böylesine başarılı bir gerilimi yönetmek ne harika olurdu!” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Bu sebeple filmi çekip çekmeme konusunda fazla düşünmeme gerek olmadığını söylememe gerek yok…
Hazırlık aşamasında Bart De Pauw’un yazmış olduğu orijinal senaryoyu okudum. Çok güzel kaleme alınmış olduğunu ve çok büyük bir potansiyele sahip olduğunu gördüm. O andan itibaren bu heyecan dolu, çekici ve zeka ürünü olan filmi çekmek için adeta ellerim kaşınmaya başladı. Geniş izleyici kitleleri için kaliteli film yapmak benim için bir tutkudur. Onca zahmete girip bir film yapıyorsanız, bunu mümkün olan en fazla izleyici kitlesiyle buluşturmak için yapmalısınız. Ayrıca tıpkı THE HAPPY HOUSEWIFE’ ta yaptığım gibi ÇATI KATI’nda da da pek çok farklı türü harmanlayabileceğimi gördüm. ÇATI KATI gerilim türünün en iyi örneklerinden biri, ancak aynı zamanda yeterli mizah ve komedi unsurlarına da sahip.

Yine de, ÇATI KATI çekilmesi zor bir film oldu: Senaryo çok güzel kaleme alınmıştı. Öyle ki izleyicileri koltuklarında rahat oturtmamak için en ufak bir detaya bile çok büyük bir dikkatle  yaklaşmak gerekiyordu.
Filmde beş ana karakter ve kronolojik bir şekilde anlatılmayan pek çok olaylar zinciri var. İzleyiciyi bırakabildiğiniz kadar şüphe içinde bırakmak istiyordum. Buradaki ana hedefim izleyiciyi mümkün olduğu kadar çok, yeniden herşey yerli yerine oturuyor mu diye düşündürtmekti. Bu benim de OLAĞAN ŞÜPHELİLER’i izlerken yaşamış olduğum harika bir histi. Bu aynı zamanda beş ana karakterle yaptığımız provalarda çok dikkat ettiğimiz bir unsurdu.  Her sahne için karakterlerin her birinin ,ne bilip ne bilmemesi gerektiğini uzun uzun tartıştık. Oyuncuların ön çalışmalarda senaryo üzerinde tekrar tekrar çalışırken benimle fikir alışverişinde bulunmaları benim için çok güzel bir egzersizdi ve bunu her bir unsurun tıpkı bir yapbozun parçalarının büyülü bir şekilde bir araya gelip, ait oldukları yerlerine oturduğu noktaya gelene kadar sürdürdük.

OYUNCU KADROSU

Beş ana karakterin belirlenme aşaması oldukça heyecanlı bir süreçti. Beş erkek karakterin hepsi de birbirinden oldukça farklı tipler olmakla birlikte nihayetinde hepsi çok yakın arkadaşlar. Tüm farklılıklarına rağmen bu inanmanız gereken bir unsur. Oldukça zorlayıcıydı ama belirlenen oyuncu kadrosuyla çok gurur duyuyorum: Hızlı, başarılı mimar rolünde Barry Atsma’yı izleyeceksiniz. Fedja van Huêt ise ağzı sıkı ama çok sempatik bir psikoloğu canlandırıyor. Willem rolü için Jeroen Van Koningsbrugge tek kelimeyle muhteşemdi. Jeroen ise komedi unsurları içeren sahneler söz konusu olduğunda mükemmel bir zamanlamaya sahip komik karakter.  Gijs Naber sessiz, güvensiz ama bir o kadar da düşünceli bir karakter ve Amsterdam Sinema Grubu’nda dikkatimi çekmiş olan Chico Kezari ise Tom karakteri için biçilmiş kaftandı. Beşlinin arasındaki kimyanın yanı sıra benim için evli çiftlerin doğal durmaları ve inanılır olmaları çok önemliydi. Willem için (Jeroen Van Koningsbrugge) lisede tanışmış olduğu ve bugün hala çok sevdiği bir kadın hayal ettim. Bu rolü bir modelin oynamasını istemiyordum bu yüzden de kanlı canlı naturel bir kadın arayışına girdim. İşler ters gittiğinde onsuz adeta bir hiç olmalıydı. Onu tepelerde  tutacak birine ihyiyacım vardı. Dahası, harekete geçip Willem’i bir sonraki aşamaya taşıyacak biri olmalıydı. Lies Visschedijk kelimenin tam anlamıyla bu standartlara uygundu. İlk bir araya geldikleri andan itibaren onlara adeta aşık oluyorsunuz. Elbette  Kim Van Kooten, Hadewych Minis, Anna Drijver en Sallie Harmsen gibi yardımcı kadın oyuncuları oyuncu kadromuza dahil edebilmekten dolayı mutluyum.


ÇATI KATI, hem kadınlara hem de erkeklere hitap eden bir film. Arkadaşlık, aşk, insani ilişkileri, yetişkinlik ve kıskançlığı konu alan bir film. Günlük hayatımızda hepimizin uğraşması gereken konular. Karakterler doğal ve adeta aşina. Erkekler kolayca kendilerini beş karakterden biriyle özdeşleştirebilir. Aynı şey, filmdeki bayanlarla izleyici bayanlar için de geçerli. Dahası, fimde her kadının zevkine hitap edecek bir erkek karakter var. 


ÇATI KATI

Amsterdam’ı genelde filmlerde görmeye alışkın olduğumuz çehresinden farklı olarak yansıtmak bence başlı başına bir meydan okumaydı adeta. Amsterdam hep kanalları, meşhur genelevleri ve kendine has diğer tipik özellikleriyle gösterilmiştir. Ama günümüzde modern mimarinin büyüleyici örneklerini de barındırmaktadır. İzleyiciye Amsterdam’ı metropol yüzüyle yansıtmak bana bir meydan okuma gibi gelmişti.
Araştırmalar sonucunda Çatı Katı’nın dış cephesini Amsterdam’ın kuzey kısmında bulduk. Bu görüntü filmin görselliği adına şüphesiz oldukça etkileyiciydi. Çatı katı ,filmde adeta ayrı bir karakter gibi. O nedenle de yerin görünümü hayati önem taşımakta. Dahası, iç mekan çekimlerini stüdyoda yapacağımız çatı katının iç mekan tasarımı dış cepheyle tam bir uyum içinde olmalıydı.

Yapım Tasarımcısı (Kurt Loyens) ile birlikte dış mekan seçildikten sonra iç mekan seçimini yaptık. Benim gözümde, Çatı Katı’nın iç tasarımı her erkeğin hayalleriyle örtüşmeli ve sadece tek bir amaca hizmet etmeliydi: oraya bir kadını alıp götürdüğünüzde rahatsız edilmeden bütün fantezilerinizi yaşabilmeliydiniz. Herhangi kötü bir sonuçla karşılaşmadan dilediğiniz herşeyi yapabileceğiniz bir yer, filmimizdeki adamlar için kelimenin tam anlamıyla bir cennet. Eğlenceli bir dekorasyon olmalıydı, ki bunu üst katın koridorundaki cam tuğlalarda bulmak mümkün. Kesinlikle şöyle düşündüm “ Erkek olsaydım, neyi seksi bulurdum?” Buna ek olarak atmosferin de iyi olması gerekiyordu: Kendinizi oraya adım attığınız anda rahatlamış hissetmeliydiniz.
Sıradışı Deneyim
Müzik binasında düğün sahnesini çekmek çok keyifliydi.
Unutulmaz bir deneyimdi. Gece sahnelerini yazın çekiyorduk ki, geceleri çok kısaydı. Her gece ihtiyacımız olan şeyleri şafaktan önce çekebilmek için adeta zamana karşı yarıştık.  Oldukça yorucu geçen bir gecenin ardından günün ilk ışıklarının benim ve film ekibi için anlamını tahmin edebilirsiniz. Düğündeki dans sahnesi o mekanda yaptığımız son çekimdi. Bütün gece aynı şarkıyı duymuş ve nihayet sabah sahneyi çektikten sonra şarkıyı son bir kez daha dinlemeye karar verdik.
Herkes yaptığı işi bir kenara bıraktı ve dans etmeye başladı. Kelimenin tam anlamıyla çılgınca dans ettiler. Bu hepimize hakim olan mutluluk hissiydi. Son çekimdi ve herşey yolunda gitmişti. Bir kaç gün sonra, stüdyoda çekim yaparken, felaket kapımızı çaldı.
Ekibin beş üyesiyle birlikte üzerinde durduğum iskele çöktü ve Görüntü Yönetmenim Danny Elsen ile beni acilen hastaneye kaldırdılar. Tanı, beyin sarsıntısı, çene kırığı ve bilek kırığıydı. Neyse ki, kazanın film üzerinde bir etkisi olmadı.
Oyuncuların tek müsait oldukları sürece denk gelen bir kaç günde yerime yönetmen Erik Van Looy geçti. Filmimde neyi öngördüğümü çok net anladığı ve yürümekte olduğum yolu bildiğinden, yerime geçtiği günlerde aynı yolda yürümeye devam etti. Görüntüleri ilk izlediğimde çok memnun kalmıştım. Başarmıştı! Bu elbette muhtemelen asla unutmayacağım kötü bir anı. Gerek benim gerekse ailemin hayatında büyük bir etkisi oldu. Bugün hala geçirdiğim kazadan kaynaklanan ufak tefek fiziksel şikayetlerim var.
Bu olayın olumlu katkısı ise ekibimle daha da yakınlaşmamız oldu. Böylesi bir olay insanları ebediyen kaynaştırıyor. Özellikle de ben ve Danny’i (kameraman) hep bir arada tutacak. Yapımcıların bana filmi tamamlama şansını verdikleri için çok minnettarım ve bunu başardığım için de çok gururluyum. Ben sadece kısa bir sure için bile olsa size kendi hayatınızı unutturacak, ayaklarınızı yerden kesecek bir film yapmaya çalıştım. Üzerinde tartışabileceğiniz, arkadaşlarınızı ve sevdiğiniz insanları ne kadar tanıdığınızı sorgulamanıza neden olacak bir film.
Bana gore filmin ana teması kimseyi tam olarak asla tanıyamayacağınızdır, kendinizi bile!…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s