Gansel: "Yemin ederim ölümsüzlükten asla sıkılmazdım"

Posted: Haziran 10, 2011 in Dennis Gansel, Geceler Bizim, Röportaj, Vizyondakiler, We Are The Night, Wir Sind Die Nacht

Geceler Bizim filminin yönetmeni Dennis Gansel ile film üzerine söyleşi…
Siz bir vampire olmak ister miydiniz?
Bence harika olurdu.Louise gibi yüzyıllarca yaşayabildiğinizi düşünsenize. Yemin ederim ölümsüzlükten asla sıkılmazdım. Kütüphanelere ya da video marketlere gittiinizde elinize geçen yüzlerce kitap ve filmin sıkıcı bir malzemeden üretildiğini düşünmeniz mümkün değil. Dünyada sahip olduğunuz kısa zaman hiç bir şeye yeterli olmuyor.
Peki neden filmdeki vampirlerimiz bu kadar mutsuz?
Kendilerinin ne işe yarayabileceğini neler yapabileceklerinin farkında değiller çünkü. Lüks partiler ve çılgın bir hayat yaşıyorlar. Bunun sonunda da içten içe mutsuz oluyorlar. Filmin asıl teması da buna dayanıyor zaten. Kendilerine kurdukları bu dünya içinde sevgisiz, aşksız, ailesiz ve amaçsızca yaşamaktan mutsuzlar.
WE ARE THE NIGHT ve diğer son iki filminiz THE WAVE ve  BEFORE THE FALL arasında paralellikler var mı?
Sanırım var. Aslına bakarsanız hepsinde baştan çıkarma, ayartma, yeni bir hayata ve dünyaya olan inanç var. BEFORE THE FALL’da bu Nazism, THE WAVE’de abartılı bir takım ruhu olarak ortaya çıkıyor.
Vampir Filmi Çekmek için neden bu kadar beklediniz? Ne yanlış gitti?
Christian Becker’a Berlin’de bir klüp sahnesi hayal ettiğimi ve bu şehirde geçen bir vampire filmi çekmek istediğimi söylediğimde yıl 1996ydı ve ikimiz de öğrenciydik. Bundan çok kısa bir sure sonra “The Dawn” adındaki filmimizin çekimlerine başlamak üzereydim ki sanırım doğru bir zaman olmadığı için bir türlü başlayamadı. Sanırım “The Dawn” sinema tarihinin en çok reddedilen senaryosudur.Reddetmeyen bir ajans ya da yapımcı kaldığını sanmıyorum. Fakat Christian ve ben her zaman bu filmi yapacağımıza ve başarılı olacağımıza inancımızı sürdürdük.Hatta aramızda bu filmi 50mize gelince yaparız artık diye esprisini yapmaya başlamıştık.
Film sizin 37inci yaş gününüzde Almanya’da vizyona giriyor. Fakat filmin adı “The Dawn”dan  WE ARE THE NIGHT’a değişti ve senaryosunu  Jan Berger yazdı.
Bu doğru. Karakterler aynı fakat hikaye değişti. Bir anda benim yazdığım orjinal senaryonun TWILIGHT’a çok benzediğini fark ettim. Stephenie Meyer benden çok daha sonra çok benzer bir hikayeyi kaleme almıştı. Fakat popüleritesi yüzünden kimse hangisinin once yazıldığı ile ilgilenmezdi. Üstelik yapılmış bir filmin benzerini tekrar yapmanın kime ne faydası olabilir ki. Jan Berger hikayenin merkezinin harika olduğunu yalnızca bakış açısının değişmesi gerektiğini söyledi. Ben de onun bakış açısını beğendim ve bu yoldan devam ettik.
WE ARE THE NIGHT 2010 yılını nasıl yansıtıyor?
Berlin’in ultra – hip klüplerinde geçen günümüzün modern toplumunun zeitgeist’ını yansıtan bir duruşu var. Hepimiz genç kültür konusunda takıntılıyız. Tek düşündüğümüz kendimiz, eğlence ve sorumluluklardan nasıl kaçacağımız Almanya’da genç kitleler tarihte daha once hiç olmadıkları kadar apolitikler.
Filmdeki vampirlerin her biri farklı bir zaman dilmine aitler. Bu zaman dilimlerini neye gore seçtiniz?
Louise Büyük Frederick  zamanında yargılanmayı bekleyen bir kadın, alman tarihi beni de Jan Berger’ı da her zaman çok etkilemiştir. Bir Alman vampire filmi yapacaksak 20’lerin kükreyen almanyasından bir karakter kullanmalıydık. Alman filmleri için Altın dönem sayacağımız sessiz 20’ler NOSFERATU ve DR. MABUSE, Charlotte kararkterini yaratmamıza yardımcı oldu. Ve tekno 90’ların karakteri Nora.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s