Efsaneye inan. Kurda dikkat et.

Yönetmen Catherine Hardwicke’ten (“Twilight/Alacakaranlık”, “Thirteen”) fantastik gerilim “Red Riding Hood/Kız ve Kurt” geliyor.

Başrolünde Amanda Seyfried’in (“Letters to Juliet”, “Mamma Mia!”) yer aldığı filmin diğer oyuncuları ise Gary Oldman (“The Dark Knight/Kara Şövalye”, “Harry Potter” serisi), Billy Burke (“Twilight/Aalacakaranlık” serisi), Shiloh Fernandez (“Skateland”), Max Irons (“Dorian Gray”), Oscar® adayı Virginia Madsen (“Sideways”), Lukas Haas (“Inception/Başlangıç”) ve Oscar® ödüllü Julie Christie (“Away from Her”, “Darling”).

Daggerhorn köyünün insanları onlarca yıl boyunca her dolunayda uluyan canavar kurtadamın iştahını doyurmak için, her ay bir hayvan kurban etmek suretiyle, yapmış oldukları tedirginlik verici ateşkesi sürdürmüşlerdir. Fakat bir kan kırmızı dolunay gecesinde, kurt, kuralları değiştirerek bir köylünün canını alır.

Kurban, güzel bir genç kadın olan Valerie’nin (Seyfried) ablasıdır. Valerie kısa süre önce anne ve babasının  (Burke ve Madsen) onu kasabanın en zengin ailesinin oğlu olan Henry ile (Irons) evlendirmek için ayarlamalar yaptığını öğrenmiştir. Fakat genç kız bütün hayatı boyunca sevdiği fakir oduncu Peter’dan (Fernandez) başkasını istememektedir. Birbirlerinden ayrılmak istemeyen çift beraberce kaçmayı planlar ama dehşet verici bir  anda kurt her şeyi değiştirir.

İntikam ateşiyle yanan köy halkı canavarı sonsuza dek ortadan kaldırması için ünlü kurtadam avcısı Peder Solomon’ı (Oldman) Daggerhorn’a çağırır. Ne var ki, Solomon’ın gelişi sadece daha çok kargaşaya neden olur çünkü Peder kurtadamın gündüzleri insan şekli aldığı ve içlerinden herhangi biri olabileceği konusunda halkı uyarır. Herkes zan altındadır. Her kırmızı dolunayda ölü sayısının artmasıyla, köyde panik hakim olur ve bir zamanlar kenetlenmiş olan halkı birbirine düşürür. Ancak Valerie kurt ile arasında onları birbirine çeken acımasız, benzersiz bir bağ olduğunu keşfeder ki bu onu hem zanlı yapmaktadır… hem de yem.

“Red Riding Hood/ Kız ve Kurt”u Hardwicke yönetti. Senaryosunu David Leslie Johnson’ın (“Orphan”) kaleme aldığı filmin yapımcılığını Jennifer Davisson Killoran (“Orphan”), Leonardo DiCaprio ve Julie Yorn’un (“Unstoppable”) ortak şirketi Appian Way üstlendi. Filmin yönetici yapımcıları ise Jim Rowe, Michael Ireland ve Catherine Hardwicke.

Filmin kamera arkası yaratıcı ekibi görüntü yönetmeni Mandy Walker (“Australia”), iki kez Oscar® adayı yapım tasarımcısı Tom Sanders (“Saving Private Ryan”, “Dracula”), kurgu ustaları Nancy Richardson (“Twilight”) ve Julia Wong (“X-Men: The Last Stand”), kostüm tasarımcısı Cindy Evans (“Marley & Me”, “Thirteen”) ve görsel efektler amiri Jeffery A. Okun’dan oluşuyor (“The Day the Earth Stood Still”). “Red Riding Hood/Kız ve Kurt”un müziği Brian Reitzell (“Lost in Translation”) ve Alex Heffes’in (“The Rite”) imzasını taşıyor.

Eski Öykü, Taze Kan…

Çağdaş seyirci için, “Red Riding Hood/Kız ve Kurt” başlığı, büyükannesinin evine giden kapüşonlu kırmızı pelerinli masum bir kızın masalsı görüntüsünü akla getirebilir. Ama aslında, orijinal hikaye kolayca etkilenen genç zihinleri korkutmaya yönelik, uyarı amacı güden, bir tehlike ve aldatmaca öyküsüydü.

Yönetmen Catherine Hardwicke hikayeyi fantezi gerilim için mükemmel bir seçim haline getiren şeyin öykünün köklerindeki daha sinsi öğeler olduğunu belirtiyor: “Çoğumuz Kırmızı Başlıklı Kız’ın sterilize versiyonuyla büyüdük, fakat orijinal masalda onu çok daha ilginç kılan karanlık öğeler var. Bir kızın tek başına ormana gitmesi, peşinde bir kurt olması ve bu kurdun daha sonra onunla konuşması fikri… İşte bu çok fazla gizem barındırıyor ve hayal gücünüzü pek çok açıdan harekete geçiriyor. Küçük bir çocukken, masal size belli bir şey ifade etmiş olabilir ama bir genç ya da yetişkin olarak dönüp baktığınızda, ona tamamen başka şekilde tepki veriyorsunuz”.

Yapımcı Jennifer Davisson Killoran’ın yorumu ise şöyle: “Bu sembol haline gelmiş bir öykü. Her ne kadar farklı versiyonlarını duymuş olsanız da, evrensel olan bazı şeyler var: Kırmızı pelerin, kurt, yalan ve korku. Çok sade ama bir o kadar da korkutucu. Zamana meydan okumuş bu masalı alıp modern izleyiciye uyarlama fikri bizi çok heyecanlandırdı”.

Kırmızı Başlıklı Kız masalının mesajı açıktır: Yabancılarla konuşmayın. Peki ama ya o kurt tanıdığınız biri çıkarsa… güvendiğiniz biri… sevdiğiniz biri çıkarsa? Killoran bu konuda, “Hikaye, yakın olduğumuz birinin gerçekte göründüğü kişi olmadığı korkumuza parmak basıyor. Bana göre, büyük hain kurt karşınızda gerçekten kimin olduğunu bilmeme endişenizi temsil ediyor” diyor.

Klasik öyküye farklılık katan şey, kurdun bir kurtadam olması ve bu sayede dolunay olana kadar insan kılığında gizlenebilmesiydi. Bu önermeden yola çıkan senarist David Leslie Johnson herkesin olası bir şüpheli olduğu, korku ve paranoyanın bütün bir topluluğu pençesine aldığı bir cinayet gizemi yarattı.

Killoran bunu doğruluyor: “Gerçekten de her bir karaktere karşı güveninizi yitirdiğiniz bir an var. Çok bilinçli bir şekilde kurdu herhangi biri olabilecek şekilde tasarladık”.

Hardwicke de, “Bence David çok güzel bir iş çıkardı” diyor ve ekliyor: “Özüne inebilmek için efsanenin başlangıcına gitti. Sonra bu karışıma kendi geniş hayal gücünü ekleyerek hikayeyi gerçek anlamda zenginleştirdi”.

Johnson ise, “Masalın nesilden nesle aktarılırken zaman ve yere göre nasıl değiştiğine ilişkin kapsamlı araştırmalar yaptım. Küçük bir fiyonkla bağlanıp masal olarak sunulmadan çok önce, ayrıntılı ve oldukça rahatsız edici öğeler içeriyordu; ayrıca sonucu da pek yumuşak değildi. Daha çok tehlike, gerilim ve macera üretebilmek için öykünün köklerini deşme fikri hoşuma gitti” diyor.

Filmde aşk da var. Ana karakter Valerie iki yakışıklı aday arasında kalır: Çocukluktan beri gönlünü verdiği Peter; ve ailesinin onun evlenmesi için seçtiği Henry. Kurtadamın kimliğiyle ilgili sorular genç kızın kararını sadece bir gönül meselesi değil ölüm kalım meselesi hâline de getirir. Valerie’nin kurtla karşılaşması ve aralarında benzersiz ve kişisel bir bağ olduğunu öğrenerek şoke olması işleri daha da karmaşıklaştırır.

Masala adını veren kapüşonlu kırmızı pelerinin sahibi Valerie’yi Amanda Seyfried canlandırdı. “Aşk üçgeni öyküyü daha ilginç kılıyor çünkü Valerie kime güveneceğini bilmiyor” diyen aktris şöyle devam ediyor: “Peter’ı seviyor ama birden bire onunla ilgili küçük ayrıntılar fark edip merak etmeye başlıyor: Acaba hayatının aşkı kurtadam olabilir mi? Ayrıca, Henry ile daha yakın bir ilişki kuruyor ve nasıl bir adam olduğunu görüyor fakat onun hakkında da soru işaretleri oluşuyor. Valerie’nin bulması gereken, istediği şeyin ihtiyacı olan şey olup olmadığı”.

Gençlik aşkı, gerilim ve eski efsanelerin bu bileşiminin kendisini hemen çektiğini söyleyen Hardwicke bunu şöyle aktarıyor: “Senaryoyu okurken çok heyecanlandım çünkü fantezi dünyasında geçmesine rağmen karanlık bir yanı vardı. Beklenmedik dönemeçleri olan bir gerilim olmasının yanında zorlayıcı bir aşk hikayesiydi ki bu da benim için sürprizler içeriyordu. Tehlikeler arttıkça ve gitgide daha çok sır ve yalan ortaya çıktıkça hikayeye daha da çok kapıldım”.

Yapımcılar için, “Red Riding Hood/Kız ve Kurt”u yönetmesi için Catherine Hardwicke’i seçmek kolay bir karardı. Killoran bu konuda, “Catherine çok az kişinin başardığı şekilde genç yaştaki izleyicilerin ruhuna hitap ettiğini kanıtlamış bir yönetmen. Tüm filmlerinde bunu görebilirsiniz; hiçbiri küçümseyici ya da stereotipik değil. Gençlerin iletişim kuruşunu, düşünüş biçimlerini ve dünyaya bakışlarını yansıtış biçiminde çok dürüst bir şey var”.

Öte yandan, Hardwicke’le birlikte çalışmanın çekiciliği oyuncu kadrosundaki farklı nesillerin temsilcileri için de geçerliydi; aralarında yeni yetenekler olduğu kadar beyaz perdenin deneyimli isimleri de bulunuyordu. Oscar® ödüllü Julie Christie bu konuda şunu söylüyor: “Catherine benim için tam bir esin kaynağıydı. Muhteşem bir gençlik enerjisine sahip ve neşe dolu; öte yandan, işine odaklanıyor ve işin yapılması konusunda çok becerikli. Onunla çalışmak benim için fevkalade olumlu bir deneyimdi”.

Gary Oldman ise, “Filmlerini izlemiş biri olarak Catherine’le çalışmanın ilgi çekici olacağını düşündüm” diyor ve ekliyor: “Beni projeye çeken şeylerden biri buydu. Onunla tanıştığımda, tutkusuna bayıldım”.
Oyuncu kadrosunda Hardwicke’le tekrar buluşan (“Twilight/Alacakaranlık”) tek isim olan Billy Burke de şunları aktarıyor: “Catherine için kalbimde kocaman bir yer var. Onun enerji düzeyine sahip birini hiç tanımadım ve bu enerji bulaşıcı. Setteki herkesi ortak bir amaç hissiyle birleştirme konusunda özel bir becerisi var”.

Seyfried de bunu doğruluyor: “Ortama böyle coşku ve heyecan getiren bir yönetmen istiyorsunuz. Catherine film yapmaya bayılıyor ve müthiş bir hayal gücüne sahip. Ön yapım sırasında bana, topladığı bazı çizimler, fotoğraflar ve videolar gösterdi. Bunlar karakterimin farklı boyutlarını anlamama gerçekten yardımcı oldu. Gerçekten de çalıştığım yönetmenler içinde en yaratıcı olanı”.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s