Mike And Molly

Posted: Şubat 1, 2011 in Billy Gardel, Dizi, Kritik, Mark Roberts, Melissa McCarthy, Mike and Molly, Swooise Kurtz

Obezlerde Sever 
Yeni sezonun değerlendirmesinde bolca eksinin arasında özellikle sitcomlarda durumun pek parlak olmadığından yakınmıştık… Komedilerin bolca tekdüze olduğunu, parlak bir fikrin yada özgünlüğün adeta aranır olduğunu belirtmiştik… İçlerinden tek dikkat çektiğimiz komediye yani Mike & Molly’e daha detaylı bakmanın vaktidir artık… İyi komedinin çölde serap haline gelmesiyle bu sezonun serabıyla tanışmanın da vaktidir…

Aslında uzun süredir dizi enflasyonunda pek anlatılmayan karakterlerin daha fazla yer aldığı aşikar. Önceleri herkesin parladığı, çeşitliliğin çok az olduğu dizilerin yerini şimdi her milleti ve cinsiyeti kapsayanlar almış durumda. Bu durumun bolca yarattığı göz aşinalığı ve alışkanlıklarda giderek yeni dizilerin ve konuların da önünü açmış durumda. Ara sezonda yayına giren ve gayet ciddi şekilde şişmanlar kampında geçen olayları anlatan “Huge” tam sezonu göremeyip yayından kaldırılsa da, daha hafif konulu ve eğlenceli bir şişmanlar komedisinin gelmesi pek de sürpriz olmadı demek mümkün… Tutan dizilerin kadrolarında bolca çeşitlilik var artık… Dünya değişti, haliyle dizilerin karakterleri de değişti klişesini kullanmanın da tam vaktidir…

Hikayemiz polis memuru Mike ile öğretmen Molly arasında geçer geçmesine ama, diğer karakterlerimiz de olaya pür neşe katmakta hayli beceriklidir… Bir obezler toplantısında tanışır Mike ve Molly… Mike hayli komik bir konuşma yapar, Molly etkilenince, okulunda öğrencilerine konuşmacı olmasını teklif eder… Bu arada başa gelen minik kazalarda cabasıdır… Okuldaki konuşma sonrası obez kız olarak kodlanan Molly’e çıkma teklifi etmemiştir hala Mike… Hırsızlık ihbarıyla gittikleri evde de Molly’nin ailesiyle tanışırız ki, hayli ilginçtir… Olay mahalli ortasında gelen çıkma teklifiyle başarılı pilot bölümün sonu gelir…

İlginç gelmedi mi… İki şişman birbirini sevdiyse bize ne mi dediniz yoksa… Yan karakterlerle devam edelim o zaman… Mike’ın ortağı Carl’ı tek cümleyle tanımlamak zordur, klasik bir siyah erkektir desek… Ninesinin cümleleri daha iyi anlatır onu aslında… Yanında pek dişiye rastlamadığımız Carl, bolca bel altı esprisi patlatmaktan çekinmez… Mike’ın annesi de pek sıradan tip değildir desek… Kocasının bir fahişeyle kaçmasından durmadan yakınan kadının tüm ilgisi oğlundadır elbet, haliyle yeni gelen kıza kaptırmak istemez… Molly’nin hala dişilik peşindeki annesi olurda eve hırsız girerse karşısına çırılçıplak çıkma uğraşındadır daha ne olsun. Cenazeevinde ölülere makyaj yapan yarım akıllı kardeş Victoria ise hafifmeşrepliği ve her daim kafayı çekme özelliğiyle erkeklere kolay yem olmaktan yakınır ara sıra… Ama umrunda da değildir… Mike ve ortağının uğrak yerlerindeki Samuel ise hangi ülkeden olduklarını bilmeyen müşterilerine ülkesini anlatmaktan yorulacaktır neredeyse, sahi senegalmidir, afrika nerdedir, nasıl gelmiştir, nasıl kültüre aittir… Tüm bu karakter zenginliğinin altında, şükran gününde koca bir aile olma uğraşındaki Mike ve Molly hepsini biraraya getirir yada getirmeye çalışır işte… Bolca gülme efektiyle üstelik…

Two and a half men’in de senaryosuna imza atan Mark Roberts’in başını çektiği yazar kadrosunun ellerinden çıkan dizinin ekibi de hayli bildik isimlerden oluşuyor. Oyuncu kadrosu da aynı şekilde… Mike’ımız Billy Gardel’i irili ufaklı birçok dizide görmüştük, My Name is Earl’de de polisti üstelik. Samantha Who’nun Dena’sı olarak tanıyıp sevdiğimiz Melissa McCarthy’de fiziğine rağmen her daim gülümseyen Molly’miz olarak kimyanın tutmasının baş müsebbibi neredeyse. Pushing Daisies’in çatlak Lily’si Swoosie Kurtz’u Molly’nin annesi rolünde izlemekse ayrı keyif. 20 Eylül 2010’da yayınlanan pilot bölümünden bu yana aynı ilgiyle izlenen ve 12 bölümlük macerasını tamamlayan yılbaşı öncesi tamamlayan dizinin devamının geleceği şimdiden kesin gibi. İlk anda çoğu izleyicide bu şişmanları izleyip pişman olacağıma başka bir şey izlerim duygusu yaratsa da, önyargısız izleyiciyi kısa sürede güldürmeyi başaran Mike & Molly en azından birkaç bir bölüm şans verilmeyi hakediyor… Malum onca dizi arasında gülmek zor zanaat…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s