Devil / Şeytan

Posted: Aralık 18, 2010 in Devil, John Erick Dowdle, Kritik, M. Night Shyamalan, Şeytan

Şeytan Nerde, Terslik Orda!

Yönetmenlik yapacağına, sinema eleştirmenleriyle takışıp duran M. Night Shyamalan’ın gerilim türüne yeni örnekler kazandırma çabası artarak sürüyor. Geride durup, öykü verme düsturunun ilk meyvesi de, Nightmare Chronicles adı verilen serinin ilk filmi Şeytan. Her Shyamalan filminden izler görebildiğimiz Şeytan, daha çok bir tv filmini andıran yapısıyla dikkat çekiyor ilk andan itibaren. Mevzuunun basitliğini anlamamızda, olacakları öngörmemizde çok sürmüyor. Belli ki yönetmen bir asansörde sıkışıp kalan birkaç insanın başına ne getiririzde izleyici merakla izler diye düşünmüş. Ama görülüyor ki sadece fikirde kalmış…

Kocaman bir binanın asansöründe kalan 5 kişinin arasında geçenler ne kadar merak unsuru uyandırabilir ki… Ancak şeytan da işin içinde olursa elbette… Efendiiim, anlatıcımızın yalancısıyız şeytan intihar sayesinde açılan kapıdan girermiş… Filmin açılışında da o intihar yer alıyor zaten… Olay yerine gelen polisle birlikte öykümüzün karakter sayısı da son şeklini almış oluyor böylece… Devreye polisin girmesiyle komiklikler ve saçmalıklarda geliyor hemen…

Koca bir binada iki güvenlik olmasına itirazımız yok ama, teknisyenin bir tane olmasına ne demeli… Tek başına çatıdan bodruma asansörü tamire çalışan teknisyen bir yana sonradan çıkan seferberlikle itfaye dahil tonla ekibin bir türlü asansöre ulaşamamasına ne demeli gülmek dışında… Asansörde kalan beş kişinin, o daracık yerde birbirlerine düşman hale gelmesine itirazımız yok tamam ama polisin hepsinin kimliğini araştırıp, ortada komplo döndüğünü düşünmesine katıla katıla gülmek lazım.

Filmin en sağduyulu adamı olan meksikalı güvenlik görevlisi… Görüntüde gördüğü suratın şeytan olduğunu söyledikten sonra filmin özünü de açıklıyor… Şeytan varsa herşey ters gider. Atıyor keki, ahanda ters düştü… Aman ne güzel… Yönetmenin de ondan geri kalır tarafı yok elbette, o da filmini ters planla açıyor zaten.

B türü filmlerin olanca naifliğiyle kendini izleten filmin inatla kovaladığı ve bolca hissettirdiği sürpriz final çabası da sonunda gerçekleşiyor ama, amann ne sürpriz dedirten cinsten. Hayli tahmin edilebilir bir finalle sonuçlanıyor filmimiz… Shyamalan’ın meşhur takıntısına denk düşen kısım da filmin temel düsturlarından biri… Varsa işlediğin bir günah kabul et, özür dile kurtul’a çıkan şeytan’dan kurtuluş formülü de fazlasıyla tekdüze…

En son ispanyol korkusu Rec’in amerikan çevrimini yöneten ve görece iyi iş çıkartan John Erick Dowdle pek iyi iş çıkaramamış bu sefer. Kapana kısılmışlık ve şeytanın işin içinde oluşuyla ilgili herhangi bir numaraya girişmiyor, kendini zorlamadan sıradan bir tv filmi gibi işin içinden çıkıyor. Oyunculara da pek bir şey demeye gerek yok…


Altıncı His’le yakaladığı inanılmaz çıkışı bir türlü hazmedemeyen Shyamalan’ın bolca saçmaladığı Şeytan geldiği gibi gidiyor işte… Seksen dakikalık süresi boyunca iz bırakıyor mu derseniz, nerdeee o günler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s