Awaydays / Ayakta Kal

Posted: Eylül 28, 2010 in Awaydays, Ayakta Kal, Kevin Simpson, Kritik, Pat Holden
Gitmeler ve Ayakta Kalmalar Üzerine…
Thatcher İngiltere’sinde geçen filmleri peşi sıra üreten, dönemin sosyal koşullarına mercek tutan filmlerin sayısı hızla çoğalıyor. Ses getiren This is England sonrası sayıları iyice artan holiganizm soslu filmler dönemin İngiltere’sinde küçük hayatları mercek altına almaya devam ediyor. Ait olacağı topluluğu arayan insanlarla dolu bir kasabada kimi zaman bir topluluğa, kimi zamanda birkaç kişiye odaklanan örneklerin ortak noktalarından dönemin bütünlüğüne kavuşmakda mümkün. Müzikleriyle, futboluyla eğlencenin takibindeki insanların sebepsiz kavgaları fonda görünse de, anlaşılıyorki hepsi benlik arayışının bir sonucu. Aidiyet ve benlik arayışları, bir topluluğa ait olma çabalarıyla dışa vuran öfkeler haricinde birde fonda sürekli uzaklara gitme çabalarını görmek de mümkün. Tüm bu kapana kısılmışlıktan nasibini almış karakterler filmlerin kadrosunu oluşturuyor nihayetinde.
2009 yapımı Awaydays de bu yolun yolcusu… Benzer konulu tüm filmlerin özelliklerini barındıran bir örnek. 2002’de kısa filmle başlayan, 2005’te de saçmasapan bir gençlik komedisi The Long Weekend’e imza atan Pat Holden ilk başarılı işine imza atmış oluyor böylece. 4 yıllık ara belliki yaramış. Kevin Simpson’un senaryosundan iyi atmosfer çıkaran Holden, yarattığı bu atmosferi anlattığı dönemin hit parçalarıyla süsleyince ortaya konusu çekici gelmeyenlerin bile atmosferi için takip edeceği bir film çıkmış.
Tanınmayan ama iyi performanslarla dolu kadroyla da derdine odaklanan bunu da iyi yansıtan film, sex, drugs, rock’n roll, moda, futbol ve kavga dolu çemberine iki karekteri yerleştiriyor. Kızkardeşi ve babasıyla sıradan bir yaşam süren bir gencin bir maçta şahit olduğu olay sonrası, holiganların parçası olmak istemesiyle başlayan maceranın sonu pek de önem taşımıyor aslında. Filmin nasıl sonlandığının da pek önemi yok. Zira dönemin hayat hikayeleri belli ki benzer, finalleri farklı olmuştur elbette. Elvis araclığıyla holiganların arasına katılmak isteyen Carty’nin bu amaca ulaşmasıyla, beklendiği şekilde dışlanması şaşırtıcı değil elbette. Elvis’in deniz kenarında Berlin’e gitme hayalleri kurması, ah o gemide bende olsaydım demeleri de… Kim nereye ait oluyor, nerde mutlu, nerde kendini buluyor ve ifade ediyor bilinmez ama önemli olan ayakta kalmak işte… Filmde sıkça kullanılan Ultrawox marşı Just for a Moment’ın sözleri de o arayışa yardımcı oluyor nihayetinde…

We’ll never leave here never
Let’s stay in here for ever
And when the streets are quiet
We’ll walk out in the silence

Asla terketmeyeceğiz burayı
Sonsuza dek kalacağız
Ve sustuğunda sokaklar,
Dışarda sessizce yürüyeceğiz

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s