Ebert’in 3D’den Nefret Etmesinin 9 Nedeni…

Posted: Mayıs 21, 2010 in 3D filmler, Roger Ebert
Ünlü Sinema Eleştirmeni Roger Ebert, yükselişte olan ve sayısı hızla çoğalan 3D filmler ve teknolijisi hakkında bir makale kaleme alarak bu yeni teknolojiden neden hoşlanmadığının sebeplerini sıraladı. Bu yeni teknolojinin şov olmasının yanı sıra, sinemanının sanat yönüne zarar verdiğinin altını çizen Ebert, işleyişe karşı çıkıyor…
İşte Ebert’in 3D’ye karşı hoşnutsuzluğunun 9 nedeni:
1. Üçüncü Boyut Gereksiz Bir Girişim:
Roger Ebert’e göre sinemada üçüncü bir boyuta ihtiyaç yok. Zaten sinema teknolojisi, kendi doğasında üç boyutlu işliyor. Bu tamamen gözün algılaması ve perspektif duygumuzla ilgili. 3D ise bu doğal sürece yapay olarak müdahalede bulunuyor ve deyim yerindeyse algılanan boyutu göze sokuyor.
2. Sinema Deneyimine Bir Katkısı Yok:
Ebert’in tartışmalı iddialarından biri de üç boyutlu sinema tekniklerinin, film deneyimine bir getirisinin olmadığı ile ilgili. Ebert, ister istemez, sinema tarihinin başyapıtlarını hatırlamamızı istiyor ve şunu soruyor: Sözgelimi bir Casablanca’yı düşünün, 3D olması neyi değiştiriyor? İyi filmlerin hayal gücümüzü harekete geçiren filmler olduğunda ısrarcı olan Ebert, 3D tekniklerinin öykünün önüne geçmemesi gerektiğini ima ediyor.
3.Dikkat Dağıtıyor:
2-D filmlerde yönetmen arka plan ile ön plan arasındaki ayrımı, farklı odaklama yöntemleri ile gerçekleştiriyor. Buradaki algılama, daha çok izleyici tarafından yönlendirilen bir süreç. Yönetmen neye dikkat etmemiz gerektiğini bize zarif ve yaratıcı bir şekilde duyuruyor. Kaldı ki, gözümüzün neyi seçeceği yine kamera hareketleri ile belirlenmiş durumda. Oysa üç boyutlu teknikler, dikkat etmemiz gereken noktaları keskin odaklama yöntemleri ile karşımıza çıkarıyor.
4. Mide Bulantısı ve Baş Ağrısına Sebep Oluyor:
Consumer Electronics Show’un Las Vegas’ta gerçekleştirdiği 3D TV tanıtımında, Reuters iki göz doktoru ile söyleşi gerçekleştirdi. Doktorların dedikleri Ebert’in yukarıdaki iddiasını bilimsel olarak da destekliyor. Dediklerine bakılırsa, çoğumuz farkında olmadığımız göz problemlerine sahibiz, gündelik hayatta bunu absorbe edebiliyoruz. Ancak 3D gibi bir teknoloji daha fazla efor harcanmasına neden olduğu için baş ağrısı gibi fiziksel sorunlara sebebiyet verebiliyor. Bununla birlikte, Dr. Deborah Friedman’a göre, 3D’nin zararı yalnız gözleri hassas olanlar için değil, sağlıklı gözlere sahip olanlar için de geçerli. Yapılan araştırmalara göre, 3D izleyip de fiziksel olarak şikayet sahibi olanların oranı %15.
5. Görüntülerde Işık Problemi Var:
Ebert’in bahsettiği aslen teknik bir problemden kaynaklanıyor. Mevcut projeksiyon aletleri,3D görüntüleri desteklemekte yetersiz kalıyor. Ayrıca 3D için izleme mesafesi de önemli, ancak bunu sağlayabilen sinema salonlarının sayısı az. Sonuçta görüntülerde karanlık noktalar oluşabiliyor. Ebert 3D görüntülerin daha mat renklere sahip olduğuna dikkat çekiyor.
6. Yeni Dijital Ekipmanlar Maliyeti Arttıyor:
İşin bu kısmı aslında daha çok sinema salonu sahiplerini ve stüdyoları ilgilendiriyor. 3D görüntüleri destekleyen yeni teknolojik altyapı, ekstra maliyet demek. Analog sistemden dijitale geçmek zorunda kalan sinema salonu sahipleri var ve bu teknolojiye adaptasyon, özellikle yüksek maliyet gerektirdiği için, zor olacak.
7. Sinema Biletlerinin Fiyatları Artıyor:
Bu durum yukarıdaki sorunla alakalı. Ayrıca mevcut artış yalnızca 3D çekilmiş filmler için geçerli değil. Biz henüz kendi ülkemizde etkilerini görmeye başlamasak da, ABD’de bilet fiyatları konusunda genel bir artış söz konusu. Yeni teknolojiye geçmiş sinema salonları, maliyetleri arttığı gerekçesiyle, yalnız 3D filmlere değil, 2D filmler için de zamlı fiyat politikası yürütüyor. ABD’de sinema salonlarında bilet satış fiyatları %50 artmış durumda.
8. Ciddi Dramalara Rastlamak Mümkün Değil:
Şu an itibari ile 3D teknolojisi, ciddi dramalara uygulanabilecek bir format değil. Animasyonlar ya da bilgisayar efektli filmler için geçerli bir kullanım alanına sahip. Hurt Locker ya da Up in the Air gibi filmlerin 3D’ye zaten ihtiyaçları olmasa da, 3D de bu tarz filmler için uygun bir biçime sahip değil. Ebert’e göre bunu başarabilen bir tek Avatar var. Ama Ebert, Alice Harikalar Diyarında için aynı toleransı gösteremiyor ve bu filmde kullanılan 3D’nin öyküye hizmet etmediğini söylüyor.
9. Hollywood Ne Zaman Tıkansa, Yüzünü Hep Teknolojiye Dönüyor:
Sinemaya sesin, rengin girmesi kadar, widescreen, cinerama ya da 3D gibi teknolojilere ihtiyaç duyulması da, Hollywood’un kar oranlarındaki düşüş ile ilgili. Uzun süredir yeni hikayeler anlatmaktan uzaklaşan Hollywood, yaşadığı dar boğazı şu anda 3D teknolojisini kullanarak atlatmaya çalışıyor. Daha önce de denenmiş bir teknik olan 3D, şu anda Hollywood’a yeni bir kazanç kapısı sağlıyor.
Bütün bunların dışında, sinema izleme alışkanlıklarının değişiminden de bahsedilebilir. Giderek ev sinema sistemlerinin rotasına giren endüstri, beyazperde ile beyaz ekran arasındaki sınırları kaldırıyor. 3D televizyonların piyasaya çıkması ise, bu durumu daha da kızıştırıyor.
Coppola’nın dediği gibi, sinema bağımsız yapımlar ile interaktif filmler arasında kutupsal bir yarılmaya mı gebe kalacak, yoksa bu bir geçiş süreci olarak rehabilite mi edilecek? Ne olursa olsun, 3D teknolojisinin film üretim sisteminde yapısal bir dönüşüme neden olacağı belli oluyor.
NOT: Bu yazı, Roger Ebert’in Newsweek Dergisi’nde yayımlanan “Why I Hate 3-D (and You Should Too)” adlı makalesinden derlenmiş olan bu yazı, Film.com.tr sitesinden alınmıştır…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s