Twilight: New Moon / Alacakaranlık: Yeni Ay

Posted: Mart 15, 2010 in Alacakaranlık, Kristen Stewart, Kritik, New Moon, Robert Pattinson, Sinema, Twilight, Yeni Ay
Bir Yanım Vampir, Bir Yanım Kurtadam, Her Yanım Hüzün
Kökleri ve ırkı olmayan tarihinde çok kahramana rastlanmayan Amerikalıların ezelden beri ürettiği süper kahraman şablonunun son kurbanları ergenler olmaya başladı… Sinemanın bu alandaki yadsınamaz etkisi dolayısıyla özellikle son dönemde ortaya çıkan kitap uyarlamalarıyla başlayan bir dizi filmle bu tuhaf dünyanın ve karmaşık çağın neresine ait olduğunu bulamayan kaybolmuş ergenlere, bakın içinizde sıradan olmayanlarda var düsturu enjekte ediliyor.
Harry Potter’la başlayan yeni dönemin başı çeken kahramanları da sürekli erkek bazlı… Ergen kızların hayallerini süslemesi planlanan adamlarda sihirbaz, vampir, poseidon’un oğlu gibi güçlü oluyor haliyle… Bu örneklerden sıyrılan ise “Alacakaranlık” oluyor imkansız aşkı anlatması dolayısıyla. Normal kızımız, güneşte dolaştığında ışıldayan vampire aşık olunca başlıyor her şey… Kitabı seri olunca ilk filmin başarısıyla bir maden de bulunmuş oluyor. Aslında çok klişe olan bir konuyu ergen dünyasına yerleştirerek farklı bir ambalajla sunan Alacakaranlık ilk filmle de iyi bir başlangıç yapmışken, ikinci filmle daha bildik sulara sürüklüyor izleyicisini…
Nedir mevzuu… Tuhaf bir şekilde severek ayrılmak zorunda olmak… Ayrılık demek de bize gösterildiği kadarıyla kalan için bolca hüzün ve kalp ağrısı… Ortalıkta ağlak ağlak dolaşmak, sessiz çığlıklar atmak, yataktan çıkmamak ve acıtması beklenen özlü sözler söylemek… Ve tabii her göz kapandığında rüyada da olsa görmeyi istemek… Çağımız ergeni hızlı aşk trafiğinde, sms’lerle ayrılırken, ayrılık acısı yaşayamayacak kadar uzun ilişkiler kuramazken önüne gelen bu masala sıkı sıkıya bağlanıyor elbette.
İlk filmi izlemeyen için anlam taşımayacak “New Moon” süresini esas kızımızın esas oğlandan kopmuş olmasının acısıyla, kalp ağrısıyla bol bol melul melul bakmasıyla geçiyor. Açılışta gördüğümüz finale giden yol hayli sıkıcı… Ne olacağını tahmin ettiğimiz içe işlemeyen çığlıklar dolayısıyla sıkıcı ve kasvetli gelen uzun dakikalar nihayete erdiğinde bir şey olduğu da yok… Beklendiği gibi oluyor her şey… Esas kızımız vampir sevgilisini unutamıyorken birde onların kan davalısı kurt adamla yakınlaşıyor. İki tarafı da imkansız aşklarla çevriliyor. Bol bol hüzünlü bakıyor hepsi o… Eli yüzü de düzgün olunca ergen oğlanlar ah bana aşık olsa da böyle baksa diye yapışıyor perdeye… Vampir oğlanımız zaten parıltılı, ergen kızlarımız da film boyunca gözüktüğü anları iple çekiyor… Tamamıyla pazarlama söz konusu elbette…
Ergen değilseniz, esas kızımıza ya da oğlanımıza zaafınız yoksa, bu oyuncak dükkanında size uygun bir ürün yoksa berbat bir film sizi bekliyor… Kalanlarda durum belli, alan memnun satan memnun, sahi bize ne oluyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s