Dollhouse

Posted: Şubat 12, 2010 in Dizi, Dollhouse, Eliza Dushku, Joss Whedon, Kritik, To be contunied
Uyanışın sonu; Kıyamet!
“Buffy: The Vampire Slayer” serisi ile kendisine geniş hayran kitlesi edinen, “Angel” ve “Firefly” ile de bu başarısını sürdüren Joss Whedon’un son dizisi “Dollhouse” iki sezonluk macerasından sonra ekranlara geçtiğimiz günlerde veda etti.
Pilot bölümünde bizleri tanıştırdığı, makine yardımıyla insanlara kişilik yazılabildiği fütüristik dünyaya davet eden dizinin akibeti daha ilk sezon ortalarında pek parlak görünmemiş, kanal yöneticilerinin Whedon fanatikleriyle papaz olmamak için sabretmelerini gerektirmişti. Dizinin ikinci sezonun ortalarında bitirilmesi gerekliliği ortaya çıkınca ise işler değişti.
İlk sezonu boyunca eli yüzü düzgün bir öykü veren dizi özellikle sezonun ikinci yarısında yarattığı kötü karakteriyle gerilim yaratıp boyut kazanmıştı. Bu anlarda da felsefi sözler etmiş gelecekteki dünyaya dair bir iki cümle de söylemişti. İlk sezonun TV’de yayınlanmayan DVD’de ortaya çıkan resmi olmayan 13. Bölümü ise “Epitaph” başlığıyla finalin finalini vermişti izleyicisine. Belli ki plan bu bölümün dizinin akibetine göre geliştirilmesiydi. Ama kazın ayağı öyle olamadı.
Tuhaflıklarla başlayan ve bir anda ana karakteri “Echo”ya daha fazla yüklenen Dollhouse, hem ana karakterinin onca bölüme rağmen karikatürize kalmasına, hem de izleyiciyi arkasına alamamasına yenik düşerek adeta zıvanadan çıktı. Bu tip takip edilesi dizilerin baş karakterlerinin daha güçlü olması gerektiğinin unutulması dizinin de bir anlamda sonunu getirdi. Echo’ya can veren aynı zamanda dizinin de prodüktörü olan Eliza Dushku’nun çok standart oyunculuğu da buna etkendi elbette. Dizinin sona ermesi kararı alındığında ise senaristler hayli tuhaf bir şekilde senaryoyu baltalama çalışmasına girişti. Şirketin başındaki gölge kişiliğin ortaya çıkışı ve onca entrikanın sebeplerinin komikliği dizinin o ana kadarki başarılı bölümlerinin altına konmuş dinamitten öteye de gitmedi. Son derece berbat bir finalle ekranlara veda eden dizinin, iki hafta sonra “Epitaph”a devam edeceği açıklandığında ise önünde her şeyi telafi edebilme fırsatı sunulmuş oldu.
29 Ocak’ta “Epitaph Two: Return” ile ekranlara tamamen veda eden dizi, bu kez işi kıyamete sürükleyen ve o kıyamete kendini de sürükleyen bir bölümle Whedon’un Dushku seçiminin altında ezildiğini işaret ediyor gibiydi. Lakin finalin finalinde üzerinden yıllar geçmişken ve 2020’da geçen bir bölümde hala Caroline-Echo ikileminden beslenmeye çalışmak, 25 bölümde tutmayan aşıyı hala yapmaya zorlamak da dizinin sonunu getirdi. Ne kadar uğraşılırsa uğraşılsın teneke kahraman gibi kalan Echo ne yetenekli olduğuna, ne de özel olduğuna inandırabildi izleyicisini.
Sonuçta 26 bölüm sonunda elde kalan apar topar ve saçmalayarak biten bir ikinci sezon, ilk bölümündeki çıtadan sürekli aşağıya inen bir dizi ve inandırıcılık sorununu bıraktı izleyicisine. Belli ki Whedon gelecekte kişiliklerin yeniden yazılacağını, insanların her türlü değişime ve modifiyeye açık olduğunu öngörmüş, hikayesini bunun üzerine kurmuştu. Robotlarca ele geçirilen gelecek fikrine de denk düşen bu senaryo eğer uygulanabilse başarı yakalanabilecekken başrol oyuncusunu parlatma hırsına düşerek kayboldu gitti.
Bunca bölüm sonra izleyiciye kalan ise; her görev sonrası bebeklerin söylediği “Uykuya mı dalmışım” repliği…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s