The Foot Fist Way

Posted: Ocak 18, 2010 in Danny McBride, Jody Hill, Kritik, Sinema, The Foot Fist Way
Aptal Dünyasında, İdiot bir Kral!
Devir Amerikan sinemasında ezik salakların devri olmuşken ve özellikle Judd Apatow’un başını çektiği ekibin komedilerde bu karakterlere yoğunlaşmasına şahit oluyorken, hangi komediye baksak durum aynı… Fena halde aptal olan ama bunun farkında olmayıp, aksine kendisini özel insan zanneden ahmakların dünyalarını anlatan filmler pek bir gözde… Ardına ardına gelen örneklerle durumun yarattığı ironiye biraz da acıyarak verilen gülme tepkisi ise dünyanın her yerinde aynı olamıyor maalesef…
2009’u bir “Eastbound & Down” adlı komedi dizisi ve “Observe and Report” ile geçirerek yükselişe geçen Jody Hill’in yönettiği 2006 yapımı “The Foot Fist Way”, yavaş yavaş komedide yıldızı parlayan komedi oyuncusu Danny McBride’ın da çıkış filmi olarak göze çarpıyor. İkilinin ortak üretimi olan film MTV için çekilerek iki festivale katılıp bağımsızcıların erken keşfettiği örneklerden biri olarak anılıyor.
Tuhaf bir kadınla evli olan, salonunda öğrencilerini eğiten, kara kuşaklı eski şampiyon bir karateci Fred Simmons’un kendine ait salaklıklarla dolu dünyasına şahit olduğumuz 85 dakika boyunca gördüklerimiz bol bol “ne salak bir adam bu” sözleri ve şaşkınlıklarla geçiyor.
Başarılı yaratılmış ve aynı başarıyla oynanmış ana karakter filmin en büyük artısı. Fred’in dünyası da iyi yansıtılmış ama kenar süsleri olan yan karakterler neredeyse karikatürden ibaret. Özellikle bir eş var ki evlere şenlik. Fred’in deyimiyle patronuna muamele çeken, her an her erkekle yatabilecekmiş gibi görünen Suzie hakkında da, evlilikleri hakkında da bir şey öğrenemiyoruz. Fotokopi sahnesi başta olmak üzere birkaç sahnenin filmin en iyi anlarını yaratması da ayrı bir tezat teşkil ediyor bu anlarda. Karate salonunda Fred’in kendi kendine aşık olup, Suzie döndükten sonra da bana aşık olan birini sınıfımda istemem diye dışladığı kadın gibi birçok anda cabası…
Kuşak atlama müsabakaları sırasında gelmesi için peşine düşülen kamyon Chuck Wallace’la yaşananlar, sonunda dövüşmeleri de filmin doruk noktası olarak planlanmış belli ki… Ama kendini hala şampiyon zanneden bir aptalın içi boş dünyası iş perdeden anlatmaya geldiğinde aynı boşluğun göze çarpmasıyla, ağır ve ilerleyemez bir filme dönüşüyor. Eziklerin dünyasını izleyip gülmeyi sevenler dışında da kimselere hitap etmiyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s