Fritt Vilt II / Cold Prey 2 / Şeytanın Oteli 2

Posted: Ocak 5, 2010 in Cold Prey 2, Fritt Vilt II, Kritik, Şeytanın Oteli 2
Kar Adam Yeti Hastanede…
“Korku olsun, çamurdan olsun” düsturu sayesinde sinema dünyasının ortalama seyircisi en garanti türünün karşı düsturu “Tuttu bu, devamı gelsin” sebebiyle karşımıza gelen “Şeytanın Oteli 2” olunca insan biraz ah edip inlemek istiyor. Bu son derece sıradan 2006 yapımı Norveç filmi kendisine dünyada birçok gösterim yeri, geniş bir dağıtım ağı bulmuş üstelik aynı ağdan ikinci filmini de önümüze getirmiş. Ülkemizde de aynı düsturu benimsemiş izleyici varken eloğlunun yaptığını biz neden yapamıyoruz diye hayıflanmamak çok zor hale geliyor. Türün tüm klişelerini kullanan sadece coğrafyasının karla kaplı manzarasını ekleyen bu küçük Norveç filmi yanında kendi kültürümüzü, özellikle de Anadolu’da anlatılan tuhaf öyküleri hala peliküle aktaramamış olmamız bir yana, geç de olsa keşfettiğimiz türün örneklerini de bu dağıtım ağıyla dolaştıramıyoruz ki en ah edilesi durum da o…
2006 yılında üç kısa filmin ardından ilk uzun metrajına soyunan Roar Uthaug’un çektiği, ülkesinde gişede büyük başarılar kazanıp, ödülle taçlandırılan “Fritt Vilt” “Çığlığını kimse duymayacak” sloganıyla beş gencin kış mevsiminin ortasında snowboard yaparken düşerek bacağını kıran arkadaşları ile bir dağ oteline sığınmalarını ve burada başlarına gelenleri anlatıyordu. Ki bu anlatımda da neredeyse türün tüm klişelerini kullanmaktan çekinmiyor, bunu da akıcılığının altına gizliyordu.
Aradan geçen iki yıl sonunda bu kez yönetmen koltuğuna Mats Stenberg oturuyor. Onun dışında kadrosu değişmeyen “Şeytanın Oteli 2” aynen kaldığı yerden devam ediyor. Norveç dağlarının eteklerinde ölen dört arkadaşı sonrası yerleşim yerine ulaşıp kurtulan Jannicke hastaneye kaldırılır, olayı ve oteli anlatınca polis soluğu mekanda alır. Elbette hemen ardından hastaneye taşınır cesetler ama ceset sayısı dört değil beştir… Üstelik hastanede sanki kimseler yok gibidir…
İlk filmden üç yıl sonra gelen devam filminin belki de en büyük avantajı izlenip unutulan ilk adımı oluyor. Uzun süre hatırlamakta zorlanmanıza birde ilk filme göndermeler yapılmaması eklenenince başroldeki kız tamam da konu neydi hissiyatı içinde izleniyor neredeyse araya kadar. Sonrasında polisin araştırması imdada yetişiyor da parçalar yerini buluyor.
İlk film gibi bolca klişeden beslenen film yeni hiçbir şey sunmadan tecrit edilmiş gibi görünen az hastalı bir hastanede geçen bir gerilim sunuluyor ki, ne tadı var ne tuzu. Zaten ilk filmden gördüklerini anımsayan izleyicinin ne olacağını tahmin etmesi pek zor olmayınca ortaya çıkan sıradan bir devam filmi manzarası…
Karla kaplı coğrafyada karda yaşayan, tuhaf bir çocuğun öldürme içgüdüsüyle önüne gelen saldırmasının anlatıldığı film hiç olmazsa ilkinde birkaç filmden birleştirme gibi de dursa yeni bir karakter kazandırmıştı türe. Önce ölü sanılan, daha doğduğu ilk andan itibaren tuhaf çocuk olduğu belli olan hayvanlarla alıştırma yaptıktan sonra hedefine insanları alan Kar Adam Yeti’miz dağ, otel derken hastanede dolaşıp kendine kurban arıyor.
Üçüncüsü çekilecek mi bilinmez ama “Şeytanın Oteli” tüm klişeleri kullanarak yarattığı gerilimine ortak arıyor ama girizgahtaki düstura sahip olmayanların zaman kaybetmemesinde fayda var…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s