Du saram-yida / Someone Behind You / Voices / Peşinde Ölüm Var

Posted: Temmuz 10, 2009 in Du saram-yida, Kritik, Peşinde Ölüm Var, Sinema, Someone Behind You, Voices

Kimseye Güvenme!… Kendine Bile!…

Uzakdoğu filmlerinin genç kızların takibinde hayaletler peşinde ürkütme girişimlerine yeni bir halka daha eklendi. Artık her anı tahmin edilebilir bir tür haline gelmesine rağmen roman uyarlamalarını da dahil ederek devam etme çabası da hayli tuhaf. Özellikle Halka serisi ile tüm dünyayı etkisi altına alan hayaletli Uzakdoğu filmleri altın dönemini yaşamış, bir döneme damga vurmuştu. Korku filmi meraklılarının hala ilgisini çekmeye devam ediyor ama ilk dönemki etkisini taşıdığını söylemek çok zor.

“Du Saram Yida”nın “Voices” adı ile After Dark Horrorfest 2008’in filmlerinden biri olmasının vizyonda karşımıza gelmesinde payı büyük. Küçük ölçekli korku filmlerinin dağıtımcı firmaların gözleri önüne gelmesi ve ilgi çekmesi için düzenlenen festival, 2006’da düzenlenmeye başlamış “8 Films to Die For” sloganıyla 8 filmlik bir seçki sunmuştu. İlk yılın filmlerinden vizyonumuza teşrif eden olmamış, hepsi doğrudan ev sinemasına teşrif etmişti. 2007’de programdaki 8 filmden “The Deaths of Ian Stone” yaygın gösterime girmişti. 2008 programında yer alan 8 filmin gösterim akıbeti henüz belirsiz ama “Peşinde Ölüm Var” aradan sıyrılıp gösterime girdi. Festivalin Uzakdoğu filmi olarak genel çizgisinin biraz dışında, daha profesyonelce çekilmiş, biraz daha büyük görünmesi nedeniyle öne çıkanlarından biriydi zaten. Programda klasik korku kalıplarını kullanan filmlerin arasında pek yenilikçi bir örneğe rastlanılmamış olduğunu da belirtmeli. Bu örnekler arasında daha derli toplu olmasının, en azından tempolu ve öyküsünü anlatma konusunda problemi olmamasını da eklemeli…

“Peşinde Ölüm Var” aslında geç popülerlik kazanan filmlerden biri… 2007 yapımı filmin, yeni yeni popülerlik kazanmasının, bilinmesinin altında yatan da yine festivalde ilgi çekmesi. Bir uyarlama olarak, hem de çizgi roman uyarlaması olarak, romantik komedi filmleri çekmiş bir yönetmenin ellerine teslim edilmiş olması da hayli garip. 2001’de hayli beğenilen Romantik Komedi “Sun Mool” ile yönetmenlik kariyerine başlayan Ki-hwan Oh, başarılı ilk filminden sonra düşüş yaşayan isimlerden biri. İkinci filmini 2005’te “Jakeob-ui jeongseok” adı ile yine bir Romantik komediye imza attığında ilk filme nazaran beğenilmemişti. Tür değiştirip korku filmine el atması da başarılı mı acaba sorularının altında merak konusu… Özellikle Güney Kore sinemasının sürekli romantik komedi ve korku-gerilim sinemasına bolca örnek verdiği dikkate alınırsa, başarısız olmaması için hiçbir sebep yok gibi görünüyor. Yönetmenin senaryoda da parmağının olduğunu belirtmeli. Duyguyu geçirmekteki başarısı özellikle romantik komedi’ye yaklaşan sahnelerde belirgin…

Peşinde Ölüm Var, tipik Uzakdoğu hayaletli filmlerinden biri aslında. Tamamıyla tüm klişeleri kullanan, her şeyin beklendiği gibi oluştuğu örneklerden… Başkarakterimiz elbette genç bir hanım, ailede de bir lanet mevcut. Lanetin işleyişi de Halka’dan bu yana gelen tüm örneklere paralel hayli bilindik. Okul öğrenciliğine paralel olarak, başarılı bir eskrimci aynı zamanda… Sevgilisi de doktor! Film, çok fazla uzatmadan konusuna ilk sahnesiyle, daha doğrusu jenerik öncesi ile başlıyor. Bazı Uzakdoğu örneklerinin aksine, olaya direk başlıyor, gerilimini hemen kuruyor. Jenerik sonrası Ka-in’le tanışıyoruz. Okulda geçen sıradan bir gün sonrası, teyzesinin düğününe katılmasıyla da ölümler başlıyor. Gelin hanım, üçüncü kattan düşüyor… İtildi mi yoksa atladı mı soruları arasında hastaneye kaldırılıyor ki, doktor sevgili ile gelen bir gece de işin bonusu. Tamda bu sırada kardeş kardeşi katletiyor. Hayli kanlı ve gerilimli bir sahne ile belli oluyor hikayenin yönü. Gelini öldüren kardeş kendinde değil ve mevcut durumda bir ses duyduğundan bahsetmeye başlıyor. Ka-in’in ailesinin lanet yeniden mi başlıyor soruları arasında, herkes Ka-in’in peşine düşüyor. Bir anda içine başka bir ruh girmiş gibi, ölmeni istiyorum cümlesiyle kesici bir alet kapan soluğu hanım kızımızın yanında alıyor. Tam da bu sırada donuk bir erkek giriyor devreye, Ka-in’e nasihatta bulunuyor. Kimseye güvenme, kendine bile!… Bu laf sonrasında paranoya da hasıl oluyor. Tüm bunlar sonunda öykü güzel kurulmuşken, film yarılanmış da oluyor aynı zamanda. Ama öyle bir ikinci yarı var ki akıllara zarar.

Her Uzakdoğu gerilimi gibi, birinin peşinden gidilmeli. Benzer şeyler yaşamış bir yaşlı adam ya da kadın görülmeli… Aynen de böyle oluyor. Ama hayli basit nedenlere dayanan öykücükler zaten zorlukla oluşan atmosferi dağıtıyor neredeyse. Ka-in’in benzer laneti yaşayan adamdan dinlediği öykü gibi mesela… Bir gün bir telefon gelmiş, karısının kendini aldattığını ihbar eden isimsiz birinden, adamda karısı katletmiş, uzun süre telefonun izini sürmüş… Ama filme ve konuya neresinden bağlanacağı merak konusu olan bu gibi yan öykücükler sürekli basit nedenlere dayanması ve öylece kalakalması sebebiyle gereksiz sahneler olarak kalıyor. Filme direk olarak bir işlev getirmiyor, hikayeye derinlik getiremiyorlar. Kaçıp kovalamaca, başkarakterimizin çevresindeki hiç kimseye güvenememesini getirince, nasihat eden kişi devreye giriveriyor. Annesinin bile ölmen lazım diye üstüne yürümesi sonrasında, yapayalnız kalan Ka-in filmin finali için yeniden eve dönüyor ve sürpriz final hayli tahmin edilebilir şekilde ortaya çıkıyor.

Aslında birkaç sahnede, pek fazla ön planda olamasa da, öykünün orjinalinin nelerden bahsettiğinin izlerini takip etmek mümkün. Örneğin ilk ölüm sonrası polisin lanet hakkında söyledikleri belli ki, çizgi romanın vermek istediği mesaj… Ailenin lanetli olduğunu söyleyenlere cevaben, verdiği örneklerle “dünya lanetlenmiş” diyor polis. Yani kardeş kardeşi vuruyor, tecavüzler, hırsızlıklar gibi olağan suçlara eklenenleri örnek veriyor. Çok fazla cep telefonu kullandığından azar işiten evladın annesini öldürmesi, bir babanın kızına tecavüz edip hamile bırakması, miras için kardeşini öldürüp gömen gençler gibi örneklerin yanında bu aile laneti devede kulak. Belli ki çizgi roman sahibi Kang Kyung-ok’un ana fikri hem bu yeni lanetlenmiş dünyayı anlatmak hem de toplum kurallarından çıkmış yeni neslin arızalarını atlamak. Ama maalesef bu filme dönüşürken üstü örtülen, fazla dile getirilmeyen kısım olarak kalıyor.

“Peşinde Ölüm Var” klasik örneklerinden hiçbir farklılığa yönelmeden, tüm klişeleri kullanarak, bilindik ve tahmin edilebilir bir sürpriz finalle vasatı aşamayan bir lanet filmi olarak kalakalıyor. Mevcut lanetin de hayli basit nedenlere dayanması sebebiyle tatmin edici olamaması da cabası… Ancak korku olsun da çamurdan olsun diyenlere tavsiye, geri kalanlar fragmanını izlemekle yetinsinler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s