Largo Winch

Posted: Temmuz 2, 2009 in Jérôme Salle, Jean Van Hamme, Kritik, Largo Winch, Philippe Francq, Sinema

Hediye Edilmiş Kader

Ten Ten’in baş çizeri Michel Greg sayesinde New York’a gelen Jean Van Hamme, Uluslararası şirketlerde pazarlama alanında edindiği parlak konumdan sonra başladığı yazarlık kariyerinde attığı yeni adımlar sırasında Belçikalı bir halı tüccarının fidye için kaçırıldığı haberinden ilham alır. Çalışmalar sırasında birisinin ortaya attığı “Para mutluluğu satın alamaz” tarzı formülde buna eklenince Kasım 1973’de “Largo Winch” karakteri yaratılmış olur. Daha sonra da çizer Philippe Francq’la Largo Winch’i çizgi romana taşınır ki, 18 yıldır devam etmekte… Kafasındaki Largo karakterinin çizgi romana taşınması konusunda titiz davranan Hamme ancak 3 ay sonra çizimleri beğenebilir.
Sinemanın son döneminin çizgi romanlardan beslenmesi üzerine de, Avrupa çizgi romanlarından sinemaya yakın duran örneği Largo Winch’in sinemaya aktarılması fikri gündeme gelir. Yarattığı eser konusunda titiz davranan Hamme, projenin başından itibaren kendi hikayesine takılacağını ve yeterince objektif bakamayacağını hissettiği için senaryo çalışmalarında sadece danışman olarak kalır. Bir tarafı holdinglerle çevrili, küreselleşme ve modern dünya atmosferi olan hikayenin diğer tarafındaysa kaderine karşı durabilen bir adamın oğlunun ölümsüz hikayesi yatar… Yapımcılardan Nathalie Gastaldo’ya göre projenin güçlü yanlarından birisi hem büyük bir gösteri olması hem de çok daha kişisel bir şeyler sunma imkanı vermesidir…
Bu modern hikayesinin beyazperde yolculuğu belki ilk belki de son filmle başladı. 18 yıldır devam eden bir çizgi romandan uyarlanmasına rağmen, pek bilinmemesi dolayısıyla fanatiklerinin ayakta alkışladığı, merakla beklediği bir film değil öncelikle. Temellerinin atıldığı tarihte bugünün dünyasını anlatmış hikayenin yeni keşfedilmesi ve sinemaya uyarlanması da doğru tercih gibi görünüyor pek çok açıdan.
Senaryoyu da yazan Jérôme Salle, ikinci uzun metrajına imza atmış oluyor. Senaristlik sonrası 2000 yılında savaş draması kısa filminden sonra 2005’te birçok türü aynı potada erittiği “Anthony Zimmer” ile ilk uzun metrajını çekmiş, Cesar ödüllerinde en iyi ilk film dalında aldığı adaylık ile destek de görmüştü. İkinci uzun metrajında da benzer bir film çıkarıyor ortaya Salle…
Bu kadar uzun süredir devam eden öykü dolayısıyla sinemaya aktarırken, sağlam bir senaryo ile atıyor ilk adımını. Sonrası ise biraz son Bond filmini andıran aksiyon oluyor. Filmin geneline de bir Bond havası hakim birçok karede… Ama bu benzerlik durumu hiçbir sorun yaratmıyor, aksine filmin izleyeni içine çekmek için kullandığı araçlardan biri oluyor.
Çizgi romana genel olarak sadık kalındığının belirtildiği filmde, sadece birkaç sahne birebir alınmış. Dünyanın beşinci büyük şirketinin sahibi Nerio Winch’in öldürülmesiyle açılıyor film. Hiç vakit kaybetmeden Largo macera severliğini, yeteneklerini gösterebildiği kavgaya karışıyor ve bir kızla tanışmış oluyor. Sonrası uyuşturucu bulundurmaktan hapse girmek…
Nerio Winch’in yardımcısının ortaya çıkması ile birlikte Largo’nun şirketin kalan tek varisi olarak şirketler dünyasına atılması sağlanıyor. Aynı zamanda sık sık geçmişe dönülerek Largo’nun üvey babası Nerio ile olan ilişkisi, evlatlık edinme sürecinden itibaren işleniyor.
Holdinglerle çevrili dünyada, bildik Bond numaraları da bu andan sonra başlıyor. Hazırlanan birçok sürpriz gelişme, dikkatli izleyici için pek tatmin edici olmasa da bir şekilde kendini izlettiriyor Largo. Beklendiği gibi önce babasının ona çizdiği kaderi yaşamak istemiyor ama sonra iş onurunu kurtarma meselesine dönüşüyor. İntikam hissi de bolca aksiyonu tetikliyor. Filmin farklı ülkelerde geçmesi ve aksiyonu da biraz Bond filmlerinden ödünç alınmış gibi.Çizgi romanını sevenler için ne ifade ediyor bilinmez ama, seçeneksiz ekran başına kurulan için hoş bir seyirlik sunuyor Largo Winch. Arada yapılan paranın satın alamayacağı şeyler olduğu meselesi başta olmak üzere erkek meseleleri ile hediye edilmiş kader üzerine geçen konuşmalarla mesajını da vermiş oluyor. Alternatif Bond filmi kaynağı sayesinde özgün kalabilmeyi ve kendini keyifle izlettirmeyi başarabilen hoş bir ortalama seyirlik…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s