Vali

Posted: Haziran 14, 2009 in Köprü, Kritik, Sinema, Vali

Çünkü biz çabuk unutuyoruz!
Tutmuş dizilerin finallerinin sinemada yapılması denemelerinin son halkası bu kez da halkının ve doğruların yanında olan Vali… Sinemaya aktarılması için önünde hiçbir engelde olmaması işin tuzu biberi. 2006 yılında başlayan “Köprü” dizisi “Faruk Yazıcı” adlı Vali tanıştırdığı izleyicisini 2 sene boyunca peşinden sürüklemiş, birçok dizinin arasında farklı konusu ile de beğenilen, tercih edilen dizilerden olmuştu.
Vali ürettiği komplo teorileri ile seyirciyi ilk andan tanıştıran ve bunun üzerinden ilerleyen bir film olarak veriyor startını… Özdemir Sabancı cinayetine yapılan gönderme ile aksiyonunu da başlatıyor. Üstelik suikastı gerçekleştiren kişinin yüzünü de gizleyerek, izleyiciye ilk andan merak duygusunun tohumlarını da atıyor. Bu tohumların sonrası ise tamamen enerji kaynakları üzerinden ilerliyor. Dünyanın yeni enerji kaynağının ülkemizde bolca bulunması ama kimsenin dikkate almamasının aksine Amerika’lıların geleceği önceden görerek sahiplenme çabası üzerine odaklanıyor film. Bu noktada da hafiften komik bir durumda oluşmuş oluyor. Tüm ülke uyurken, bir Vali duruma karşı koyuyor.
Vali “Faruk Yazıcı” karakteri ne kadar iyi anlatılıyorsa, kötüler de o kadar zayıf, cılız ve karton kalıyor. Adeta bir karikatür, kağıt gibi. Her karakterin aynı özende anlatılmasını beklemek fazla olur belki ama, kötülerin bu kadar saf kötü olması sinemanın geçmişinden kopmuş bir yaprak gibi artık. Son olarak Zincirbozan’da işlenen bu Amerikan parmağıyla ülkeyi karıştırma formülü bu kez daha kötü anlatılıyor. Bir teknede yaşayan, her yere kolu uzayan kim olduğu belli olmayan bir dış mihraklı “saf kötü” ile Vatan hizmetine kendini adamış “Vali”nin mücadelesi temel adımlarını iyi atıyor aslında. Ama nafile… Ne bir aksiyona dönüşebiliyor, ne bir siyasi komplo filmine, ne de bir drama…
Çıkarılan madenin MTA’ya tetkik için gönderilmesi safhasında başlayan ölümlerin işleniş biçimiyle özellikle ikinci ölümden sonra tempoda öyle bir düşüyor ki, adeta yas filmi halini alıyor. Bu yolda trenle gelen acılı bir baba ile başlayan anlatım, tempoyu düşürüp filmi olabildiğince uzatıyor. Özellikle o anlarda düşen temponun da yardımıyla filmde arapsaçına dönüyor, ilk sahneden itibaren merak edilen şeylerin, sırların ortaya dökülmesi ve açığa çıkması da arada kaynamış oluyor.
Kötünün ve iyinin bu kadar kalın çizgilerle oluştuğu filmde, ortada kalan sıradan bir karakterin olmamasının tuhaflığı sebebiyle hiçbir sır da ortaya çıktığında şaşırtıcı olamıyor haliyle. Daha hangi türe ait olacağına karar veremeyen film, hiçbiri olarak sona erdiğinde de başarabildiği tek şey, diziden temellerini attığı ana karakteri oluyor.
Yan karakterlerinin tuhaflığı da filmin diğer bir noktası. Silik bir Vali eşi, tuhaf bir yardımcı ile antika bir arabaya binen polis karakterleri ile kötülerin anlaşılmayan görev adamlığı da geçiştirilenlerden. Yönetmenin başarısızlığının her daim hissedilmesi de cabası…Öyküsünü bir şekilde anlatmayı becerebilen “Vali”, ana mesajını da veriyor ama ne aksiyon ne de dram olamayınca, halen dizi havasını taşımakta ısrar edince kaçırılmış bir fırsattan ibaret kalmaya mahkum kalıyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s