In Search Of A Midnight Kiss – Geceyarısı Öpücüğü

Posted: Haziran 14, 2009 in Alex Holdridge, Geceyarısı Öpücüğü, In Search Of A Midnight Kiss, Kritik, Sexless, Sinema, Wrong Numbers

Yeni bir yıl, sıkı bir öpüşme…
Bağımsız sinemanın adı henüz yeni yeni duyulan ismi Alex Holdridge’den bir film daha. 1975 Austin, Texas doğumlu yönetmenin üçüncü filmi ve ilk siyah-beyaz’ı… Üniversitede başarılı bir öğrenci iken İngiliz Dili ve Edebiyatı bölümünü bırakıp film yapmaya karar veren Holdridge garsonluk yaparken yazıp yönettiği ilk uzun metrajı 2001 yapımı “Wrong Numbers” ile başarılı ilk adım atanlardan. Austin Film Festivalinde izleyici ödülünü kazanan film, birçok stüdyonun ilgisini çekince gerisi de geldi. 2 yıl sonra aynı başarıyı sürdüren çiçeği burnunda yönetmen buz kez “Sexless” ile hem jüri hemde izleyici ödüllerini aldı. “South by Southwest” Film Festivalinde gelen ödüller sayesinde ismi daha geniş kitlelerce duyuldu ki, üçüncü filminin ülkemizde gösterime girmese bile ev sinemasına çıkışı da belki bu yüzden…
Los Angeles’ta tam zamanlı yazar, yönetmen ve insan olarak yaşamdan esinlenen, büyük ölçüde etrafındaki sosyal ilişkilere olan gözleminden beslenen “Geceyarısı Öpücüğü” ile üçüncü filmine imza atan Holdridge, 2007 yapımı filmiyle yine bağımsız film festivallerini dolaştı ve ödülleri topladı. Senenin en iyi işlerinden biri olarak da adlandırıldı ki, filmin içerdiği samimi hava ve siyah beyaz olması da farklı bir deneme olarak öne çıktı. Üstelik ele aldığı konunun farklılığı da cabası.
Los Angeles’ta yaşanan 2000’ler ilişkilerine dair bir şeyler anlatan ve bunu da bir gün içinde küçük kadrolu sevimli bağımsız, 29 yaşındaki Wilson’un öyküsüne odaklanıyor. Daha açılışında ilk mesajını veren film, günümüz insanının özellikle yılbaşı gecesinde eş bulma sevdasına odaklanıyor. Yılbaşı gecesi saat 12’yi vurduğunda öpüşecek birini bulma sevdası o kadar fazla ki, bu tarz randevulaşmalar için kullanılan sitelerin üye sayısının yılbaşı gününde % 300’lük bir artışta bunun kanıtı olarak gösteriliyor. Senenin geri kalanında ne olursa olsun, yılın ilk dakikasında öpüşmeye olan özlem iki karakterin bir günlük macerasında özetleniyor.
Wilson’un yılbaşı sabahı ev arkadaşı Jacob’un kız arkadaşı Min’in resmini photoshop’ta çıplak bir kadın vücuduna yapıştırıp mastürbasyon yaparken çift tarafından basılmasıyla açılıyor. Geleceğe dair hiçbir planı ve umudu olmayan, aklı hala bitmiş ilişkisinde olan Wilson, dönem gençliği gibi her şeyi yok sayan ve karşısına çıkan fırsatlara yüzünü çevirerek mutfağında oturup pencereden dışarıyı seyreden insanlardan biri… Jacob’un olaya el koyması da tam bu sırada gerçekleşir. Yeni yılın ilk anlarında doğru adam olmak için bir internet sitesine kişisel ilan vermesi gerektiğini söyler ve Wilson ilanı verir.
Yılbaşı akşamı birlikte olunacak doğru adamı bulma ısrarındaki Vivian, ilana cevap verir. Ve “senden sonra birkaç kişiyle daha buluşacağım” diyerek “geç kalmamasını” öğütler. En azından saat 6’ya dek takılma ihtimalleri de ceptedir. Daha buluşmaya giderken Jacob’un Wilson’a prezervatif vermeye çalıştığı sahneden itibaren filmin samimi ve komik diyalogları da başlar. Almak istemeyen Wilson’a, Jacob’un yaptığı savunma müthiştir. Klozetin yanında tuvalet kağıdı durması kadar doğal bir şeydir erkeğin buluşmaya giderken yanına prezervatif alması…
Vivian’da, Wilson gibi kayıp karakterlerden biri olarak karşımıza çıkar. Sürekli sigara içen, güneş gözlüklü genç kadın, ilk sahneden itibaren albenisini de konuşturur. Tabi siyah beyazında etkisiyle…
Wilson ve Vivian’ın birlikte takılmalarıyla bir günde geçen bir nevi gençlik masalına dönüşen film, ikilinin boş konuşmamasıyla da ayrı bir anlam kazanır. Bitmiş ilişkisinin yaralarını sarmaya çalışan oyuncu adayı Vivian her şeyi direk söyleyen haliyle Wilson’u da zorlar.
Wilson ve Vivian’ın sadece anı değil, geçmişlerinden acılarını da paylaşmalarıyla derinlik kazanan film, tüm samimiyetini dökümanter tarzı kamera kullanımıyla da destekler. Böylece izleyici çifti sürekli takip ederken, Los Angeles’ı da gezmiş olur. Holdridge’de bu küçük ölçekli samimi bağımsızıyla hem dönem ilişkilerine dair bir şeyler söyler…
Tempo sorununa düşmeyen film, iyi diyalogları ve anlatımıyla finalinde “Wind of Change”i söylerken üç ana karakterinin yaşadığı evden zoom-out yapıyor ve geriye Scorpions klasiğinin sözleri kalıyor… Doğru ya, her yerde olduğu gibi ilişiklerde de değişim rüzgarları esiyor…
“Take me to the magic of the moment on a glory night, / Where the children of tomorrow dream away / In the wind of change. / Walking down the street. and distant memories / Are burried in the past forever.”
“Beni anın sihrine götür / Bir şanlı gecede / Yarının çocuklarının hayal kurduğu yere / Değişim rüzgarlarında / Yoldan aşağı yürüyorum / Farklı hatıralar / Sonsuza dek geçmişe gömülüler”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s