Religulous / İlahi Komedi

Posted: Mart 31, 2009 in Bill Maher, Kritik, Larry Charles, Religulous, Sinema, İf, İf 2009, İlahi Komedi

Şüphenin Mütevaziliği

Din ve Medya ilişkisi, dinin insanları yönetme ve yönlendirme konusundaki etkisi üzerine son yıllarda artan tezler ve görüşler giderek çığ gibi büyümekte. Geçtiğimiz yılın olaylarından biri olan aktivistlerin dünya üzerine düşündüklerini ve kurtuluş reçetesini verdikleri “Zeitgeist” belgeseli hayli ilgi toplamış, uzunca bir bölümünü dinlerin gerçek olup olmadığı temasına bağlamıştı. Üstelik verilen örneklerle özellikle Hristiyanlık ve İsa Peygamber üzerine bolca tez üretilmişti. Zeitgeist’in bıraktığı yerden devralan bu kez Bill Maher ve Larry Charles oluyor.
Politikayı ince mizahıyla kullanan usta komedyen Bill Maher ve 70’lerin stand-up’çısı olarak başladığı kariyerine Seinfeld, Curb Your Enthusiasm başta olmak üzere birçok dizinin yaratıcısı ve yazarı Larry Charles son yılların en eğlenceli belgeseline soyunmuşlar. Aslında net tanımıyla belgeselde değil karşımızdaki, dökümanter…
Zamanında iki din arasında kalmışlığı ile ilgili esprilerini kimseyi kızdırmadan yaptığını söyleyen Maher, hiçbir dine bağlı olmayışının, incile inanmayışının yolculuğuna çıkıyor. Sık sık inanmışlarla şüphe duyduğu konuları tartışıyor. Ama tüm bunları tarafsızca yapmıyor elbette. Sorsa da, cevaplar alsa da tüm cevapları üzerine ant tez görüntüleri ve bilgileri yerleştirip, kendi yargısını gösteriyor sürekli. Her ne kadar eğlenceli de, esprili de olsa ciddi ciddi tartışıyor kafasına takılan soruları. Tarihsel sürece, bilimsel kanıtlara da değinerek en çok da İsa konusunda mitolojik kaynaklara değinerek yapıyor tartışmasını…
Açılışını dünyanın sona ereceği Kıyamet Noktasından yapan Maher, konuyu hiç dolandırmadan ilk fitili ateşleyip, yolculuğunun sebebini anlatıyor… Dünyada dinin odağında olan birçok mekanı gezip, neden söyleşiler yaptığı ile ilgili, neyi aradığı ile ilgili tüm diyaloglarında da dilini hayli keskin kullanıyor. Bir parça espri tonu da katarak ama temelde hoşgörü üzerine bir şeyler fısıldayarak geziniyor ve belgeliyor…
“Ahitler yazıldığında, sadece Tanrı’nın dünyayı sona erdirme gücü vardı, ama şimdi insanda yapabiliyor, çünkü ne yazık ki, insanoğlu rasyonelliği veya barışı keşfetmeden, nükleer silahları buldu, ve felaket boyutunda mahvetmeyi. Kehanetten daha öte nefret ettiğim şey, olması arzulanan kehanettir. Bazen mutluluğu ararken, hayatın ne anlama geldiği hakkında kafa yorarsınız. Ben kimim? Nasıl var oldum? Ölüm, ya sonrası?
Kesinkes ve yürekten inanıyorum ki, din insanlığın gelişimine zarar veriyor. Görünmez bir ürün satmak gibi, Çok kolay. Ölünce ne olacak gibi sorular, insanları öylesine korkutuyor ki bir hikaye uydurup, ona sıkı sıkıya bağlanmalarına neden oluyor. Bilirsiniz, bildikleri şeyler doğru olamaz, diğer konularda öylesine rasyonel olan insanlar kalkıp, pazar günü 2000 yıllık Tanrı’nın kanını içeceklerine inanıyorlar.
Ben yapamam bu kafamı karıştırıyor. Yapamam… Bulmak zorundayım. Sadece bulmak zorundayım. Denemeliyim.”

Bu deneme sırasında yolu küçük bir kamyoncular klisesine düşüyor kimi zaman, kimi zaman çeşitli dini müzelere… Oradaki ziyaretlerde girdiği diyaloglar da hayli eğlenceli… Kimi zaman söylediklerine aldığı sessizlik yanıtlarının arkasından gelen tuhaf yüz hareketleri ve mimikler var ki, Maher için belli ki o anlar bir nevi galibiyet anları, eğlence anları… O yüzden de o anları tamamen parlatarak kullanıyor…
Vatikan, Kudüs, Salt Lake City, Hollanda başta olmak üzere gittiği her yerde bilime de kapı açıp gerçeklerden bahsederken, annesi ve kız kardeşi ile söyleşerek kendi yolculuğunu tamamlıyor. Annesinin anlattıkları da zaten komedinin ilk tohumları gibi… Kliseye gitmekten vazgeçişlerinin sebebini doğum kontrol yöntemlerinin günah olduğunu öğrendik, sonra baban bir daha klise lafı etmedi diyor Maher’in annesi esprili bir dille…
Hristiyanlığın doğuşuna dair farklılıklar, inandırıcılık şüpheleri üzerine savlar, ahitlerin farklılıkları derken eşcinselliğe bakışa kadar uzanan geniş bir yelpazede konuştuğu her inananı şaşırtmayı başaran Maher oldukça eğleniyor…
Tüm konuşmaların sonu elbette inanç ve neye inandığımız noktasına geliyor. Maher’in tezi “kutsal kitapta yazılan şeyleri sana çocukken başucunda okusaydım, bu masal değil gerçek bir mucize dermiydin” olurken aldığı yanıt hep aynı klişe… Ya gerçekse ben kazanacağım, sen kaybedeceksin… Yeri geldiğinde sertleşen Maher, madem tanrı bu kadar güçlü neden şeytanı yok etmiyor diyecek kadar asileşirken, yazılmış ahitlerin farklılıklarını çok basite indirgediği sorularla soracak kadar da alaycı… İzlerken hangi tarafta olduğunuza göre kendi cevaplarınızı arayabileceğiniz kışkırtıcı bir deneme İlahi Komedi.
Müslümanlığa dair cümleler de var elbette… Ama o kısa bölümlerde Maher, konuşmacısının her cümlesinin arkasına gerçek görüntüleri yerleştirip taraflı davranmayı seçiyor. Hoşgörü dini tanımlamasının üzerine Müslümanların birbirini öldürdüğü yargısını koyarak, bu konuda cevap aramadığını zaten bir yargısı oluştuğunu açık ediyor…
İşin özü aslında bolca bahsedildiği gibi Ateistleri harekete geçirmek… Tüm yolculuğun sebebi de kendi gibi olanlara ulaşmak, biz artık çoğalmaya başladık deme ihtiyacı. Zaman zaman verdiği istatistiklerle de bunu tetikliyor. Finale doğru söylemiyle de bu mesajı direk veriyor zaten…
“Biri hep umar. İşaret bu işte, işaret şu işte… Eğer bir nükleer bomba atıldıysa, ve görünüşte söylendiği gibiyse, ateş topları vesaire, kötü bir şeymiş gibi bakma gereği duymazsın. Biliyorum ben tanrıyla olacağım. İşte bu yüzden rasyonel insanların, anti-dincilerin, ürkekliklerine son verip kabuklarından çıkma ve kendilerini savunmaları gerekiyor. Ve kendilerini ılımlı dindar olarak kabul edenler gerçekten aynaya bakıp, dinin getirdiği teselli ve rahatlığın bedelinin çok ağır olduğunun farkına varmaları gerekiyor.”
İlahi Komedi, son zamanlarda artan din olmasaydı daha rahat olurduk söylemine yeni açılımlar getiren, yarı şaka yarı ciddi soru ve cevapları arasında çaktırmadan mesajlarını veren, çağrılarını dillendiren usta işi bir dökümanter, açık sözlü bir sosyal eleştiri…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s