IP Man / Yip Man

Posted: Mart 31, 2009 in Donnie Yen, IP Man, Kritik, Sinema, Wilson Yip, Yip Man

Bir umut, bir simge, bir ağıt!

Her şey Çin’de okullar sokağı Fuoshan’daki şenliklerle başlıyor. Kısa kesikle yapılan geçiş sonrası Ip ustanın evine gelen Liao usta ile karşılaması açıyor filmi. Liao’nun Ip’e karşılaşma önerisi de çok nazik bir öneri. “Bugün buraya bir şeyler göstermeniz için geldim” diyor Liao usta. Dövüşün amacı, bir şeyler öğrenme isteği… Ip usta ise yemek yediğini belirttiğinde, yemeğin bitmesini bekleyeyim cevabını alıyor… Yemek bitimi kapılarını kapatıp dövüşüyorlar. Belirttikleri gibi kazanmak ya da kaybetmek önemli değil. Son derece nazik şekilde, hır gür olmadan, evdeki hiçbir şey zarar görmeden tamamlıyorlar müsabakayı. Ağaçtaki uçurtmasını alırken, pencereden bakan dışında başka bir tanık da yok. Ip ustanın “Kazanmama izin verdiğiniz için teşekkür ederim, Liao usta” sözüne karşılık “Ders için teşekkür ederim. Çok şey öğrendim.” Cevabını aldığı bir dövüş bu. Kin ve nefretin gölgesinde yapılan bir ölüm kalım savaşı değil…
Hayli sakin, insancıl, saygılı bir adam olan Ip man, öğrenci kabul etmeyen, sürekli çalışan antrenman yapan bir usta. Ama öyle böyle değil, sıradan biri hiç değil… Tutarlı bir duruşu, bir felsefesi, bir meselesi olan bir adam… Hani usta dediğinizde gözünüzde canlanan figür… Tüm filmde onun üzerine kurulu zaten. Bu sebeple, İp’nin özel tekniği üzerinde sıkça duruluyor. Ustanın insiyatifinde geçen dakikalar sonrasında işlenecek son adımla iyice sağlamlaşıyor karakterimiz.
Köye dışarıdan gelen bir dövüşçünün, direk okullar sokağına gelip herkese meydan okuması, teker teker hepsini yendikten sonra, son olarak Ip’nin karşısına gelmesi durumu işlenen karakteri iyice kuvvetlendiriyor. İstemeye istemeye kabul edilen dövüş sahnesi de hayli ilginç.
Dövüş başladığında, usta ilk anlarda sadece yumrukları karşılıyor. Evde kırık dökükler başlayınca, oğlu üç tekerlekli bisikletiyle odaya dalıp, annesinin mesajını iletiyor babasına… “Baba, annem diyo ki… Karşılık vermezsen evdeki her şey kırılacakmış.” Ve tabi kasabanın en iyisi, yeni gelenin hakkından geliyor. Bir köyün onuru kurtuluyor, her şey güzel, güllük gülistanlık. Ustanın Pazar alışverişi de hayli ilginç. Kimse para almıyor, en özel mallarını veriyor kurtarılan gurura hediye kabilinden… Ip usta yenilmez armadasını alıyor gözümüzde…
Bu dakikaya kadar anlatım son derece pürüzsüz… Gereksiz hiçbir ayrıntıya girilmeden tamamen konu bütünlüğüne eklenen sahnelerle her şey kararında… Dövüş tekniği sebebiyle heyecan verici takip edilesi bir aksiyon da söz konusu değil. Ip usta’nın Kung-Fu sitili Wing Chun, adını “Bahar Şarkısı” anlamına gelen Wing Chun adlı bayandan alan Güney Çin kökenli dövüş sanatı. Ip Man’a gelinceye kadar aile içinde ve şifahi yolla öğretilen bir sanat olduğundan tarihine ilişkin dokümanlar bulunmayan, bu sebeple de kökeni hakkında efsanevi ve romantik anlatılara yol açan bir teknik.
Wing Chun’un doğuşuyla ilgili en yaygın hikâyeye göre sanat yaklaşık 300 yıl önce Budist ismi Beş Erik anlamına gelen Ng Moi olan rahibe Lui Sei-Leung’la başlar. Mançuryalıların Shaolin Tapınağına saldırısı üzerine tapınaktan ayrılmak zorunda kalan Ng Moi Emei dağlarındaki beyaz turna tapınağına sığınır ve sanatını burada geliştirmeye devam eder ve ona Beyaz Turna Boksu adını verir. Tapınaktan ayrıldıktan sonra karşılaştığı Miu Shun’a sanatını öğretmeye karar verir. Miu Shun sanatı Shaolin baskınından kaçan ve kızıyla dükkân işleten Yim Yee’ye öğretir. Babası Yim Yee’den öğrendikleri teknikleri alıştırma yaptığı bir zamanda Yim Wing Chun’u evlerine ziyarete gelen Ng Moi izleme fırsatı bulur ve sanatına izlediği genç kızın adını verir.
Wing Chun’un en önemli prensibi bir tehlike anında olabilecek en kısa sürede, gösterişli olmayan etkili ve sade tekniklerle ve doğrudan rakibi etkisiz hale getirmektir. Wing Chun pratisyenleri yaptıklarının diğer savaş sanatları gibi görsel ağırlıklı bir sanat olmadığını, hayatta kalma mücadelesi olduğunu savunurlar. Sistemde doğal olmadığı ve rakibe saldırması için açık bir pozisyon verdiği için baş bölgesine yüksek tekmeler yoktur ama alt ve orta seviyeye tekme teknikleri bulunmaktadır. El tekniklerinde savunma ve saldırı aynı andadır. Zincirleme yumruk tekniği rakibe birbiri ardı sıra yumruk atmayı mümkün hale getirmektedir. El ve ayakların bir bütün içinde sürekli kullanılmasıyla rakip hem şaşırtılır hem de karşılık veremeyecek derecede darbe almasına yol açar. Chi Sau denilen karşılıklı birbirine değen ellerle yapılan çalışma kişinin rakibinin hareketini sezerek hızlı tepki vermesini kolaylaştırır. Wing Chun’un dövüşe yaklaşımında da gerçekçilik bulunmaktadır. Hayatta kalmak için gereken tüm saldırılara izin verilir. Hayalar, gözler, boyun gibi hassas noktalara vuruş serbesttir ve bu sebeple de müsabakası yoktur. Felsefesinde sürekli rakibin üzerine ve direkt olarak gitmek esastır. Dairesel hareketler bulunmamaktadır.
WT, kökleri yüzlerce yıl önceye uzanmasına rağmen, sürekli gelişen ve değişen bir sanattır. Bu Wing Tsun’u diğer dövüş sanatlarından ayıran başlıca özelliğidir. Wing Tsun sistemi kalıplaşmış hareketlerden değil prensiplerden oluşur. WT öğrencisi gereksiz güç kullanmamayı, rakibinin gücünün önünde durmamayı, kendisine uygulanan gücü kendi çıkarına kullanmayı, akıcı ve rahat olmayı öğrenir. Kısaca açıklamak gerekirse WT dört prensibin beş mesafede uygulanmasıdır. Bu dört prensip şu şekilde sıralanabilir: Yol boşşa ilerle, yapışık kal, gücün karşısında durma, takip et.
İkinci yarı, biraz bildik bir yapıyla açılıyor. Çin, Japonya işgali altında… Savaşla gelen kıtlık diz boyu… Evine el konulunca, metruk bir binada yaşamaya çalışan usta, pirinç bulmak adına alınan nefeslerle dolu bir atmosferde yaşam sorgulamasına girişiyor, durum değerlendirmesini de yanına ekliyor. “Bugüne kadar hiçbir işe yaramadığımı anladım. Sadece antrenman yapan bir adamdım…” Bu özeleştiri sonrası ise filmin sebebi başlıyor adım adım. Neden bu adamın hayatı film olmuş sorusu, neyi başarmış sorusu bir bir cevaplanıyor.
Japon dövüş sanatları ile Çin Dövüş sanatları karşılaştırması ile başlayan, 10 kişiye meydan okuyarak başlayan bir direnişin öyküsü Ip man. Filmin zirve noktası olan o meydan okuma sonrası, Japon generalin Kung-Fu sevgisiyle fitillenen ateşin zirvesi de bir ulusun kurtuluşuna olan inancı… Fabrikadaki işçilere dövüş öğretmesiyle mazlumun yanında da olan bir adam, ulusunun da kurtuluş inancını başlatıyor.
Bruce Lee’nin de hocası olan Ip Man’in öz yaşam öyküsü, adım adım her şeyin özünü ajitasyona, gösterişe girmeden layık olduğunca anlatmasıyla başarılı bir başyapıt. Ustayı canlandıran Donnie Yen’in oyunculuğu ise mükemmel. Yönetmen Wilson Yip’te filmografisine en iyi filmini yazdırmış oluyor, bol ödüllü “Bullets Over Summer”dan sonra…Sportmen bir dövüş ustasının her şartta dik durması, yenilmemesi, hiçbir zaafa yenik düşmeden aklını kullanmasının öyküsü bu. İşgal altında direnmeye çalışan onurlu bir adamın, çoktan yenilgiyi kabullenmiş halkının zaferine ulaşan bir köprüyü inşa etmesinin öyküsü…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s