Gabriel

Posted: Mart 31, 2009 in Gabriel, Kritik, Shane Abbess, Sinema

Düşmüş meleklerin şiiri!
Avustralya sinemasından taze bir örnek, farklı bir deneme Gabriel… Baş melek Gabriel’in kendisinden önce dünyaya inen 6 meleğin başaramadığı görevi, başarmaya çalışmasının öyküsü… Düşmüşler olarak tanımlanan kötüleri yenip, orta dünyaya aydınlığı yeniden getirmek söz konusu görevde…7 baş melek öyküsü herkesçe malum. Araf’ın karanlıktan kurtulması için gönderilen melekler başarısız olunca, iş Gabriel’e kalıyor…
Künyesinden hiçbir anlam çıkaramayacağınız bir film Gabriel… Yönetmeni, senaristi ve bilinmedik ekibiyle tamamen soru işareti. Üstelik ekip açısından ilk film olması da cabası… Senaryo iki kişi tarafından kotarılmış, Aynı zamanda filmde rol de alan Matt Hylton Todd ve tüm filmin yaratıcısı yönetmen Shane Abbess… Ülkesinde belli bir hayran kitlesi yaratmış, internette ünü yayılmış, fan grupları olan bir isim… 14 yaşında ailesinin kamerası ile çektiği kısa film ile yolu açılan Abbess, daha sonra öğrenimini kısa filmlerle destekleyerek devam ettirmiş. 10 yıllık yalnız çalışma sonrası, akranlarıyla girdiği ekip çalışması, büyük şirketle yapılan anlaşma ve gidilen festivaller sonrası yaşanan deneyimlerin yansıtıldığı bir ilk film olmuş Gabriel… Ülkesi için hayli büyük bütçeli ve iddialı da… 2007’de vizyona girdiğinde dikkatler çekince, tüm dünyaya dağıtımı gerçekleşen ama bizde gösterime girmeyen bir film.
Abbes, olmayacağını imkansız olduğunu düşündüğünü projesini üç yıllık çalışma sonucu gerçekleştirebilmiş. Kendisi için tutku haline geldiğini söylemekten çekinmiyor ve çizgi roman fanatiği olarak 80 ve 90’lı yılların atmosferinden faydalandıklarını söylüyor. Üstelik 3 bölümden oluşması planının da beğeniye göre hayata geçirilebileceğini söylüyor. Filmin ülke toplumunun yeni Mad Max’i gibi, markası olarak gören yönetmenin, Avustralya sinema sektöründe de bir sıçramaya zemin hazırladığını söylüyor.
Tanrı’nın kahramanı” veya “Tanrı benim gücümdür” anlamına gelen Gabriel adlı başmelek, öykünün de başkahramanı. Daha Gabriel’in düşüşü sırasında şiir başlıyor. Yaratılan atmosferde sürekli şiirsel bir fantastik yapıyı destekliyor. Bu uğurda da her şeyden faydalanılıyor. Biraz Blade Runner havası, biraz matrixvari aksiyonlar derken, izleyiciyle yakınlık kuruluyor. Başmelek olmanın sorumluluğu ile önceki melekleri arama uğraşı sırasında da gereken durum sorgulamaları giriyor devreye. Ama sadece duruma dair eleştiriler getirmekle kalmıyor film. Tanrı’ya dair eleştirel bakışını sona saklıyor. Mekanları ve sürekli yağan yağmuru, deri ceketli karakterleri ile efektlerin arasında kaybolmayan bir atmosfer söz konusu.
En ilginç olan, Gabriel’in melekleri arayışı sırasında yaşananlar… Bu ayrış sırasında fazla zeki olmadığını görmek bir parça hayal kırıklığı… Ayrıca görevi başaramayan meleklerin hepsinin erkek olması ayrı bir tuhaflık… Gerçeklik meleği Amitriel’in bir kadının bedeninde Jade olarak fahişelik yapması, Gabriel’le yaşadıkları romantizm ve birliktelik de her yoruma açık. 7 meleğin de insan dünyasının karanlıklarında kaybolması, meleklerin tanrıya isyanını getiriyor ki, filmin gücü de, fark edilir yanı da orda… Hele finalde görünen, kötünün gerçek kimliği meleklerin tanrıya isyanının doruk noktası… Gabriel’in de filmin sonunda bizim yerimize yenilerini yaratırsın isyanları da her yoruma açık yanlarından…
Yaratılan başarılı atmosfere, kamera aynı şekilde eşlik edememiş, meleklerin hareketlerinin yansıması için gidilen hileler yada bulanıklıklar, özelliklerini kaybettirmiş gibi… Aynı şekilde kötülerinde resmedilmesinde üstünkörü davranılmış… Filmin karamsar isyanlı finali de çok kişisel olarak kalıyor. İzleyen herkesin kendi finalini daha karanlık düşleyeceği gün gibi ortada… Temelde kağıt üzerinde çok başarılı öykü halen duruyor aslında, kısa süre sonra bir yeniden çevrimle karşılaşmak pek sürpriz olmayacak gibi… Konu her ne kadar ilginç olsa da klişelerden fazla uzak duramıyor Gabriel. Belli bir tempo sorununa da düşüyor ama durumu sürekli Gabriel’i fotoğraflaması ile kurtarabiliyor. Yaratılan atmosferde yakalanan resimler, Gabriel’in insan bedeninde kendi iç yolculuğuna dair sözcüklerle birleşince ortaya çıkan yaratılmak istenen düşmüş meleğin şiiri oluveriyor…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s