Serendipity / Tesadüf

Posted: Şubat 3, 2009 in John Cusack, Kate Beckinsale, Kritik, Mark Clein, Peter Chelsom, Serendipity

Beklenmeyen tesadüf…
Yılbaşı müziği eşliğinde noel baba görüntüleriyle bir New York alışveriş mekanının tam ortasında bi çift kaşmir eldivene takılır kamera. Standa konar konmaz, aynı anda iki el uzanır. Aralarındaki konuşmadan sonra kadının almasına karar verilir ama tam yerine konduğunda başka bir el uzanır. Onu vazgeçirme oyunu sonrasında bir mekana gidlir…
“- Ben ilk defa adı için geldim buraya. “Serendipity”. Benim favori kelimelerimden.
– Öyle mi? Neden?
– Çünkü anlamına göre çok güzel söyleniyor: “Beklenmeyen Tesadüf”. Aslında ben gerçekten
tesadüflere inanmam. Bence kader her şeyin arkasında.
– Kader her şeyin arkasında?
– Ben öyle düşünüyorum.
– Her şey yazılmış yani? Hiç seçeneğimiz yok mu?
– Bence kendi kararlarımızı veriyoruz. Bence kader bize küçük işaretler gönderiyor, ve biz onları okuyarak mutlu olup, olmadığımıza karar veriyoruz.
– Küçük işaretler. Evet.
– Evet. Beklenmedik tesadüfler. Şanslı buluşlar. Kolombo Amerika’da.
– Evet, veya Fleming’in penicilin’i keşfetmesi.
– Penicilin.
– Fleming adı değil mi?
– Evet. Veya “Jonathan ve Eldiven’leri. “
– Onu bilmiyorum.
– O hikayeyi bilmiyor musun? Çok klasik bir halk hikayesi. Kahramanımız, Jonathan, siyah eldiven aramaya çıkar. Ve “tesadüfçülüğün” mükemmel bir oyunu ile, çekici ve erkek arkadaşı olan bir İngiliz kızla karşılaşır.
Jonathan iyi vakit geçirdiğini söyleyerek kızın telefonunu ister ve her şeyin fitilini ateşleyen cevabı alır. Eğer bir daha buluşacaksak, zaten buluşuruz. Üzerinden çok geçmeden, aynı mekanda tekrar bir araya gelirler. Jonathan eşarbını, kızda poşetini unutmuştur. Buz patenine gittiklerinde Jonathan’ın favorilerini de öğreniriz. Sonrası İngilizlerin çilli olmalarının sebebine dair bir hikayedir… Kız telefon numarasını yazdığı kağıdı verirken, rüzgarla kağıdın uçması işaret olarak kabul görür. Jonathan’a 5 doların üzerine adını ve telefonunu yazdıran kız, büfeden bir şeyler alır ve ekler, eğer kader bizim bir araya gelmemizi istiyorsa seni arayacağım ve sende azıcık olsun inanacaksın… Aynı şeyi kızında yapması gerektiğine inanılır ve kız elindeki kitabı göstererek bunun üzerine adımı ve telefonumu yazacağım sonrada ikinci el kitapçıya satacağım. Kitabı bulduğunda beni arayacaksın…. Sonrasıysa yine kadere dair oyundur… Rastgele gittikleri otelde, derin nefes alıp, kapılar kapanınca rastgele asansörde bir kat seçeceklerdir, eldivenleri paylaşırlar ve kız adını söyler Sara. İkisi de aynı kata bassa da, kader yine araya girer. Jonathan’ın inanmıyor oluşu ile açıklanacak şekilde çıkan engellerle gece biter…
Aradan 5 yıl geçer… Jonathan evlenmek üzeredir ve hala Sara’yı unutmamıştır, yoldaki işportacıdan umutla baksa da doğru kitabı bulamaz. Sara’da hastasına ruh eşi, kader ve tesadüfler üzerine inanmadığı konuşmaları yapan terapist olarak görünür ve oda evlenmek üzeredir. Yüzüğün parmağına dar gelip girmemesi de küçük kader oyunlarından biridir. Hiç kuşkusuz filmin en müthiş sahnelerinden biri, 3 gün sonra evlenecek olan Jonathan’ın birşekilde Sara’ya doğru çekildiğini anlattıktan sonra yaptığı konuşmadır…
– Sana söylüyorum, ona doğru çekiliyorum. Onu bulmaya devam ediyorum. Golf kulübündeydi. Şişman ve büyük kalçalıydı. Tamam mı? Sonra oradan ayrıldım, çünkü Sara saçımı kesecekti, ve taksideki adam, bana “Sara” diye serenat yaptı. Sana söylüyorum, evren beni ona sürüklüyor, kafayı yiyeceğim.
– Üç gün içinde evleneceksin.
– Bende onu diyorum.
– Bu tamamen saçmalık… Düşün bakalım. Neden Halley’le olan ilişkini sadece öylesine bir rüyayı aramak için riske atasın?
– Beni dinle, adamım. Ben Halley’i sevdiğimden eminim, tamam mı? Ve belki de birine aşık olduğun her zaman, tamamıyla farklı bir deneyimdir. Yani ikisini karşılaştırmak bir hata… Anladım, Tamam. Sanki Halley, Baba 2 gibi.
– O ne?
– Baba 2. İnanılmaz bir filmdi. Orijinalinden iyi olabilirdi. Tamam mı? Fakat Baba 2’yi ne kadar seversen sev, yine de konuyu anlamak ve takdir etmek için orijinalini görmek zorundasın, değil mi?” bu konuşma üzerine gazeteci arkadaşından onu bulmak için yardım istemesiyle başlayan arama çalışması da bolca tesadüfle doludur.
Mark Clein’in yazıp, Peter Chelsom’un yönettiği 2001 yapımı Serendipity, John Cusack ve Kate Beckinsale çiftini de özel kılacak senaryosu ile farklı bir aşk filmi, bir masal… Bu masalın sonunda kaderin ikisini buluşturup buluşturmayacağına ise ancak kaderinizde bu filmi izlemek varsa, keyifle şahit olursunuz…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s