Big Stan

Posted: Aralık 2, 2008 in Big Stan, Kritik, Rob Schneider

Hapishanede açan güller

Şöhretine yan karakterlerle, sindire sindire ulaşan Rob Schneider, ilk yönetmenlik deneyimine soyunuyor. Daha önce yarattığı karakterler, yazdığı skeçler ve beğenilen senaryoların ardından artık zamanı geldiği aşikar. Beyazperde de kısa göründüğü her sahnede seyircinin gönlünü kazanan bir oyuncu olarak, farklı enerjisini de kullanarak yeni dönemin en iyilerinden olduğunu göstermiş, farklı karakter skalasını sürekli genişleterek kendini de geliştirmişti.
Rob Schneider, ilk yönetmenlik denemesinde başrolü kendisine vermiş olsa da, senaryoya el atmamış. “The Daily Show with Jon Stewart”un yazar kadrosundan Josh Lieb’in senaryosu ile yola çıkan Schneider, tam kendine göre bir senaryo bulmuş.
“Big Stan” meselesini fazla zaman kaybetmeden açanlardan. Stan nasıl biri olduğunu öğrendiğimiz ilk sahne ile her şey başlıyor. Ama aynı zamanda ilk klişesini de kullanmış oluyor film. Ev satmak istediği yaşlı kadına, zencilerin cinsel iştahlarından bahsetme klişesi bugün neredeyse her filmde karşımıza çıkmakta. Polis baskını, sahtekarlıktan tutuklanma derken mahkeme ve karar hızlıca aradan çıkarılmış oluyor. Fazla zaman kaybetmeye gerek yok. Son anda alınan avukat Lew Popper özellikle mimikleriyle ilk komik anları yaratıyor.
Ceza 6 aylığına engellilere müzik öğretmek, sonrada hapis olarak kesilince, telaş da başlıyor. Bu esnada ekip, cezanın ilk kısmını engellilere müzik öğretimini unutmuş. Belli ki komik olacağı düşünülmüş ama süreye yenik düşmüş.
Hapse girmekten korkan Stan, soluğu bir barda alıyor. Barda gay barı… Hapse girmiş bir adama akıl danışıyor. Adam da filmin ana uğraşını belirtmiş oluyor. Stan’da hapse düştüğünde tecavüze uğraması kaçınılmaz bir tip var. Ne yaparsa yapsın tecavüze uğrayacak olma korkusu da Stan’in yaşayacağı değişimlerin kapısını aralamış oluyor.
Birkaç deneme sonrası (ki bunlardan biri bir karate kulübünde bir veletden dayak yemek de dahil) öğreten kişi ile karşılıyor Stan. “Usta” adı ile filme hayli şoven bir sahneyle katılan isim de bu konuda bir efsane olan David Carradine… 1972-75 arasında 45 bölüm olarak çekilen “Kung-Fu” dizisinde “Kwai Chang Caine” karakteri ile ölümsüzleşen Carradine, cuk oturan rolüyle filmin kozu olarak, doğru girişi yapıyor.
Usta, Stan’i ele alıyor ve başlıyor öğretmeye… Öğretme sürecinde işlenen her şeyi sonrasında işleyerek de komedi dozunu da elinde tutmuş oluyor. Parmakla tahtayı delmeye çalışmanın, nerede değerlendirdiğini görmek başta birçok sahne de bu anlamda olumlu bir geri dönüş veriyor.
Hapishane günü gelip çatıyor… Tüm hazırlığın yapıldığı yere değil, başka bir yere gönderilen Stan, burada kendini birçok ikilemin de arasında buluyor. Bunların en klişesi beklendiği gibi iyi-kötü arasındaki seçimi yapmak, kendi iyiliği ile herkesin iyiliği arasındaki seçimi yapmak oluyor.
Hapishanedeki sert adam olan Stan, adının da “Big Stan” olmasını sağlayan karate bilgisiyle adamları birbir dövüp, her şeyde söz sahibi oluyor. Bu iktidar müdahalesinde hayli komik bir banyo sahnesi de bulunmakta. Tecavüzde elbette unutulmuyor elbette. Stan herkesi toplayıp hitap ettiğinde, kendi kurallarını dikte ediyor ve tecavüzü yasaklarken, topluca herkesin bunu tartışıyor olması da hayli komik. Sonrasında ortaya çıkan eşcinsel çift de öyle.Sonuçta tüm beklenenler oluyor. Eldeki basit senaryo, klişelerden faydalanarak güldürmeyi deniyor. En azından bir ortalamayı yakalayan Rob Schneider ilk sınavını başarıyla vermiş görünüyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s