Yönetmen & Senaryo : Reto Salimbeni
Yapımcı : Til Schweiger, Thomas Zickler, Shannon Mildon, Uwe Reppegather,
Ingo Vollkammer, Klaus Dohle
Ortak Yapımcı: Klaus Hefele, Dirk Lisowsky
Kamera: Paul Sarossy
Müzik : Dirk Reichardt, Stefan Hansen, Mirko Schaffer
Oyuncular : Til Schweiger, Lauren Lee Smith, Sebastien Roberts, Michael Clarke Duncan, Eric Roberts, Stefanie Von Pfetten, Art Hindle, Sonja Smits, Ned Bellamy, Daniel Kash, Kenneth Welsh, Sandra Hess
Yapım Yılı : 2006 / Süre : 114 dakika / İthalatçı : Saran Group / Yapımcı: Barefoot Film

Eddie Snyder (Til Schweiger), New York’un en ünlü reklam ajansının basında başarılı yaratıcı bir yöneticidir, iletişimde uzmandır ve zekası itibariyle işinde efsane olarak nitelendirilir. İşinde çok nadir prezentasyonları kaybeden Eddie aynı zamanda patronunun (Russell Birk) kızı olan Judy Birk (Stefanie Von Pfetten) ile beraberdir. Eddie hayatında koyduğu hedeflere birer birer ulaşmakta ve hayatı mükemmel bir rüya gibi görünmektedir.
Büyük bir projeyi kazanmasının ardından Eddie, nişanlısının kardeşi olan Anthony’nin (Sebastien Roberts) eskiden yanında çalışan ve en iyi arkadaşı olan Angelina’ya (Lauren Lee Smith) tecavüz ettiğini öğrenir. Eddie kendi kusursuz imajını korumak ve evliliğini tehlikeye atmamak icin Anthonyi kurtarmak zorunda bırakılır.

Kötü İngilizceye hapsedilmiş klişeler…

Almanya’nın ünlü oyuncusu Til Schweiger, ülkesinden Amerika’ya bakış atmayı deniyor. Ama ne bakış…
Basın bültenindeki iddialı söylemle “entrikalarla dolu ve bunların şaşırtıcı dönüşleriyle ilgili, uluslararası sinema tarihine imza atacak bir senaryoyu anlatıyor” önsözü tamamen safsatadan ibaret olduğu ortaya çıkıyor.

Oysa film bir hayli değişik bir açılışa sahip. Alışık olmadık bir tecavüz sahnesine enteresan bir adamın ortaya çıkıp katletmesi ile biten ilk sahne aslında filmin geneline de pek ışık tutamıyor. Tecavüz üzerine fazlaca bir şey söylemeyen ama bunu meşru olarak çok kullanan filmde bir parça abartıldığını da söylemek mümkün. Angela’nın intikamı da pek normal bir yol değil çünkü.
Filmin sürekli “tek yol dürüstlüktür” mesajını vermeye çalışması da belli bir noktadan sonra sıkıcı bir hal alıyor. Söz konusu dönemeçte ne kaybedilecek, ne kazanılacak muhasebesine fazlaca giriyor ama öte yanda sürekli bulundurulan büyük aile ve büyük sırları konusunu finalde şaşırtıcı olmak adına elde tutuluyor. Zaten söz konusu final de şaşırtmak yerine son derece komik kalıyor. Hali hazırda kötü bir zeminde oluşturulmaya çalışılan ana öykü çok yerde sırıtıp sonunda iflas etmek zorunda kalıyor…
Herşey bir yana filmde çok kötü aksanlı ingilizce konuşulduğunun ve bir yerden sonra kulak tırmaladığının altını çizmekte fayda var…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s